Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2007/3668 E. 2008/502 K. 21.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3668
KARAR NO : 2008/502
KARAR TARİHİ : 21.01.2008

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisi sigortalının askerlik süresini borçlanması halinde ölüm sigortasından gelir bağlanacağının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Davacılar, murisleri sigortalının askerlik süresini borçlanması halinde 5 yıl sigortalılık ve 1800 gün prim ödeme şartı oluşacağından ölüm sigortasından gelir bağlanmasını istemişlerdir.
Mahkemece, Ankara 2 İş mahkemesinde açılan tespit davasının davacıların lehine sonuçlandığı ve yeniden kuruma askerlik borçlanması için başvurmadıkları için bu davada davacıların hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Somut olayda, Ankara 2 İş Mahkemesi’nin Yargıtay incelemesinden geçerek 03.07.2006 tarihinde kesinleşen 2004/520 E 2005/504 K sayılı kararı ile davacıların murisinin 01.01.1975-31.12.1975 tarihleri arasında 360 gün SSK lı çalışmasının tespit edildiği ve bunun üzerine kuruma yapılan başvuru sonucu 600 günlük askerlik borçlanmasının kabul edilerek davacılara 01.11.2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yargılama devam ederken dava konusuz kalmış olduğundan, “dava hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde olduğu gibi davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan, davanın konusuz kalması halinde, mahkemece, yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haksız olduğu tespit edilip, o tarafın yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, dava konusu olayda, davacı, dava açılmasına sebebiyet vermediğinden başka bir anlatımla davacı dava açmakta haklı bulunduğundan, davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının, tümüyle silinerek yerine;
1-Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacılar tarafından peşin yatırılan 7,88 YTL harcın talep halinde davacılara iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereğince 450,00YTL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine;
Davacı tarafından yapılan toplam 0,45 YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 21.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.