YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6447
KARAR NO : 2009/8402
KARAR TARİHİ : 14.12.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı araç park halinde iken, davalıların işveren, yüklenici ve alt yüklenici olarak yaptıkları ıslah çalışmaları sırasında Tavukçu Deresi’nin taşması sonucu tamamen su içinde kalarak hasara uğradığını belirterek, sigortalısına ödediği 2.231.78 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan kusurları oranında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde, dava konusu uyuşmazlığın hizmet kusurundan kaynaklanması nedeniyle davaya idari yargıda bakılması gerektiğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Davalı Kalyon İnş. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, olayda kusur ve sorumlulukları bulunmadığından, davanın reddini savunmuştur.
Davalı MRM Tur. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, doğal afet sonucu oluşan zarardan müvekkilinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, olay idari eylem ve işlemlerden kaynaklandığından, davaya bakmak adli yargının görevine olmayıp, idari yargının görevine girdiğinden, mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nun l8. maddesinde; kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/ll. maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Davalı İSKİ’nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da, bu kurumun Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklandığına göre, bu kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, 2560 sayılı Kanuna tabi olan İSKİ’nin gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK.’nun l8/l. maddesi anlamında tacir sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK.’nun 3. maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini, YHGK.nun 2l.09.l983 gün ve Esas l980/ll – 272l Karar, l983/823 ve YHGK.nun 29.ll.l995 gün Esas l995/ll – 647 Karar l995/l043, 03.10.2007 gün ve 2007/4-597 Esas- 2007/694 Karar sayılı kararlarında benimsenmiştir.
Ayrıca, İSKİ’nin abonelerinden kullanma suyu ve atık sular için talep ettiği bedel konusunda çıkan uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu benimsenmişken (Yargıtay HGK. l6.l0.l996 gün Esas l996/l3-346, Karar l996/699 sayılı kararı), aynı kurumun şahıslara karşı haksız eyleminden dolayı idari yargının görevli olduğunu söylemek, 2560 sayılı Yasanın uygulanmasında çelişki yaratacağından benimsenmesi de mümkün değildir.
Bu durumda, tacir olan İSKİ Genel Müdürlüğü ve diğer davalılar ile davacı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözetilerek, işin esasına girilmesi, taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.