Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/12045 E. 2009/2490 K. 12.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12045
KARAR NO : 2009/2490
KARAR TARİHİ : 12.03.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bir kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki:
1-Dava konusu taşınmazların arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin 1.fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak son fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Bu saptama yapılırken dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın cadde veya sokak üzerinde oluşları, bu cadde veya sokakların konut veya ticaret alanında olmaları, her ikisi de ticaret alanında ise hangisinde daha yoğun bir ticaret hacmi bulunduğu, konut alanında iseler hangisindeki konutların daha yüksek fiyatla alıcı bulabildiği, her iki halde de imar durumuna göre inşaat yapılabilme durumları ve yapılabilecek kat adedi, bitişik veya ayrık nizamda yapılaşma alanlarından hangisinde bulundukları gibi ve benzeri tüm değere etkili nitelik ve unsurlar ayrı ayrı ve tek tek açıklandıktan sonra bunlardan her birinin değere olan etki oranı da ayrı ayrı ve tek tek belirlenmelidir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın vergi beyan değerleri arasındaki orandır.
2942 Sayılı Yasanın 11.maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri, genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus, dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal için de geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Bu nedenle dava konusu taşınmazın
./..
-2-

2008/12045-2009/2490

ve emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihindeki beyan edilen vergi beyanları ile bu taşınmazların bağlı bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiyatları ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiyatının karşılaştırılması gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise, mahkemece bu farklılık ve çelişki bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmelidir. Bu hususlar yerine getirilmeden değerlendirme yapan rapora göre hüküm kurulmuş olması,
2-Zemini arsa olarak değerlendirilen dava konusu taşınmaz üzerindeki meyve ağaçları için uygulanan ve ağaçların cinsleri ile ekonomik ömürlerini esas alan Junge tabir edilen yöntemle yapılan değerlendirme Yargıtay uygulamalarında kabul edilmemekte, yanılgının asgariye indirilmesi ve istikrar için kaim değer yöntemine göre değerlendirme yapılması aranmaktadır.
Kaim değer yönteminde önce, ağaçların normal sıklıkta ne miktar alanı kapama bahçe yapmaya yeterli olduğu saptanıp bu alan, kapama bahçe olarak değerlendirilir, aynı yer çevrede ekilmesi mutad ürünler münavebesine göre tarla ziraati yapılarak yeniden değerlendirilip açık tarım arazisi niteline göre bulunan değer bahçe olarak bulunan değerden çıkarılarak ağaçların bedeli bulunur. Ancak arsalarda bu kaim değer içinde ağaçların yetiştiği toprağın da bir unsur olarak yer aldığı gözetilerek zeminin iki kez değerlendirilmesine meydan vermemek için bu unsuru bertaraf etmek, başka bir deyişle değere yansımasını önlemek üzere, bulunan kaim değerden, bu özelliği hesaba katacak oranda indirim yapılması gerekir. Kaim değer saptanırken uygulanan kapama bağ ve tarla ziraatine göre değerlendirmelerde net gelirin, resmi mercilerden getirtilecek ortalama veri rakamlarına göre hesaplaması da mutlaka sağlanmalıdır.
Mahkemece, bilirkişi kurullarından, taşınmaz üzerindeki ağaçların açıklanan kaim değer yöntemine göre değerlendirildiği ve diğer bozma nedeninde belirtilen eksikler giderildikten sonra ek rapor alınıp, uygunluğu da denetlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.