Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3523 E. 2022/8815 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3523
KARAR NO : 2022/8815
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 31.12.2020 tarih ve 2019/381 E. – 2020/970 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4074 Esas sayılı icra dosyasından başlatılan takibe itirazın tamamıyla haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ile davalı şirketler arasındaki alışverişler nedeniyle akdedilmiş olan 17.06.2008 tarihli protokol ile davalı borçluların müvekkili Gülpa A.Ş.’ye 2.933.491,00 TL (ve dava dışı Gülsan A.Ş.’ye 343.526,00 USD) borçlu olduklarını kabul ve ikrar ettiklerini, borçluların bu protokol ile kabul ettikleri borçların 2.333.340 USD’sine karşılık senetler verildiğini, …’nun da taşınmazlarında borçlular lehine 2.500.000 TL limit kapsamında ipotek tesis ettiğini, müvekkilinin 21.10.2010 tarihi itibariyle Seta Ltd. Şti.’nden 1.450.882,64 USD karşılığı 2.184.593,99 TL ve Setaser Ltd. Şti.’nden 516.741,46 USD karşılığı 778.057,61 TL ve toplamda 2.962.651,60 TL alacağı bulunduğunu, borçluların protokol ile ikrar ettikleri borçlarına karşılık verdikleri senetleri ödememeleri üzerine …7. Noterliği’nden 21.10.2010 tarihli, 10 gün süreli ihtarname gönderildiğini, tanınan sürede borcun ödenmemesi üzerine …’na ait taşınmazlar üzerinde tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi talebiyle Adana l. İcra Müdürlüğü’nün 2010/2790 sayılı dosyasından borçlulara ödeme emri gönderildiğini, borçlular tarafından icra hukuk mahkemesinde şikayet yoluna gidildiğini, ipotek borçlusu tarafından da ayrıca genel mahkemede menfî tespit davası açıldığını, şikayet neticesinde Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/203 Esas ve 2011/232 Karar sayılı kararı ile icra emrinin iptal edildiğini ve kararın kesinleştiğini, ipotek borçlusu tarafından açılan menfi tespit davasında Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/37 Esas ve 2013/239 Karar sayılı kararı ile ipotek limiti dahilinde sorumluluğa karar verildiğini, yenilenen Adana l. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4657 sayılı dosyasından borçlulara ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrine yetki yönünden itiraz edilmesi üzerine dosyanın İstanbul’a gönderildiğini ve yetkili İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4074 Esas sayılı dosyasından borçlulara yeniden ödeme emri gönderildiğini, borçluların yetkili olduğunu kabul ettikleri icra dosyasından gönderilen ödeme emrine de itiraz ettiklerini ve işbu davanın ikame edildiğini, taraflar arasında akdedilen protokol çerçevesinde ikrar edilen ve ödenmeyen borçlar kapsamında takip açıldığını, Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/203 Esas ve 2011/232 Karar sayılı dosyasında görülen yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda davalıların müvekkili şirketlere 3.145.410,35 TL borçlu bulunduklarının tespit edildiğini, ipotekli taşınmazın malikinin de bizzat protokole imza koymakla borcun varlığından ve miktarından haberdar olduğunu, faiz oranına yapılan itirazın dayanağının bulunmadığını iddia ederek davalıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4074 Esas sayılı dosyasından yürütülen takibe vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına ve davalılar aleyhine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketler vekili, alacaklının genel mahkemede alacak davası açarak bir ilam elde etmeden ödeme emri göndermesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, davacının itirazın iptali değil ayrı bir alacak davası açması gerektiğini, taraflar arasında likit olmayan alınan malların bedeli için teminat verilen bir ipotek akdinin mevcut olduğunu, yapılan ödemeler ile 30.12.2010 tarihinde sonlanacak olan bir ödeme protokolünün bulunduğunu, bu durumda ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte borçluya ödeme emri gönderilmesi gerekirken 23.02.2010 tarihinde tebliğ edilen icra emrinin gönderilmesinin yasaya ve usule aykırı bulunduğunu, müvekkillerine gönderilen ihtarnamede kat edilen borç miktarının borç aslı ile örtüşmediğini, alacaklı şirketlerin olduğu gibi takip talebinde belirtilen borçluların da sorumlu oldukları meblağların farklılık arz ettiğini, borç ilişkinin bir takvime bağlandığını ve buna göre davacı alacaklının hazırlanan senetleri aldığını ve bu takvimin işlemeye başladığını, aksamalara rağmen ödemeler ve mahsup işlemleri de yapıldığını, taraflar arasında tanzim edilen borç ödeme protokolü esas alınarak bahsi geçen ipoteğin tesis edildiğini, …’nın borcun 2.500.000,00 TL kısmına üst limit ipoteği suretiyle teminat ipoteği verdiğini, protokol gereği yeni doğacak borçların teminatın dışında bulunduğunu, anlaşma gereğince ödemelerin borca mahsup edileceğini ve borç ödendiğinde ipoteğin diğer borçlara bakılmadan fek edileceğini, bundan sonra taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiğini ve borçlu firmanın aldığı yeni mallara yaptığı ödemelerin üzerine yaptığı ek ödemeler ile borcunu ödemeye başladığını, bazı alacaklarını davalılara temlik ettiğini, davalı alacaklı firmanın büyük ortağının vefatından sonra centilmenlik anlaşmasını unutarak davacı firmaların iplik vermeyi kestiğini ve müvekkili firmada üretimin durduğunu, bu aşamadan sonra borcun ödenmesine ilişkin görüşmelerin başladığını, taraflar arasında teminat olarak verilen makinelere 1.350.000 USD değer biçilerek borçtan mahsup edildiğini, ancak alacaklı firmanın varılan anlaşma gereğince bu mahsubu …’nın borcu yerine tüm borçtan düşmeye kalkınca anlaşmazlık çıktığını ve sonuçta afaki bir alacakla icra işlemi başladığını, 17.06.2008 tarihinde tarafların mutabakatıyla her iki borçlu şirketin her iki alacaklı şirkete borcunun 1.933.680,00 USD olarak tespit edildiğini, bunun o tarihteki kur üzerinden TL karşılığının 2.379.393 TL olduğunu, taraflar arasında usulü devir ile alacaklılara verilen makinelerin değerinin 1.350.000 USD olduğunu, bu makinelerin piyasa değerinin 4.000.000 TL olduğunu, kalan bakiye borcun 711.383 TL olduğunu, teslim suretiyle veya doğrudan ödemelerle yapılan borç ödemesinin bunun dışında bulunduğunu, taraflar arasında belirlenen yıllık temerrüt faiz oranının %10 olduğunu, takip talebinde alacak 3.912.064,60 TL iken ödeme emrinde 2.500.000 TL olarak gözüktüğünü, bu durum da alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini gösterdiğini savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir.
Davalı … vekili, alacaklının genel mahkemede alacak davası açarak bir ilam elde etmeden sanki muaccel bir alacak kesinleşmiş gibi icra takibi başlatarak müvekkiline ödeme emri gönderdiğini, borçlu ya da müteselsil kefil olmadığı halde Adana 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/2790 sayılı takibinde gönderdiği ödeme emrinde hem borçlu yerinde hem de ipotek veren yerinde gösterildiğini, müvekkilinin sıfatının borçlu ya da müteselsil kefil olmadığını ve borçlu lehine ipotek veren 3. kişi olduğunun sabit bulunduğunu, davacının 3. kişi müvekkilini davalı göstererek ipoteğin paraya çevrilmesi işlemine başlamasının doğru olmadığını, ipoteğin limit ipoteği olduğunu, ortada kesin, miktarı sabit bir borcun bulunmadığını, resmi ipotek senedinde alacağın ve takibin mesnedi olan 17.06.2008 tarihli protokole atıf yapılmadığını, davacının sözü edilen protokol karşılığında aldığı senetlerin akıbetinin (ödeme durumunun) bilinmediğini, bütün bunların ortada likit bir alacak bulunmadığını gösterdiğini, alacak miktarının müvekkili ile değil, borçlular ile yapılacak bir yargılama sonucu ortaya çıkacağını, bu sebeple %40 inkâr tazminatı talebinin de hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, açılan davanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, borç ödeme protokolü başlığı altında 17.06.2008 tarihinde imzalanan protokolde, davacı Gülpa Paz. ve Dış Tic. A.Ş., dava dışı Gülsan Sentetik Dokuma San. ve Tic. A.Ş., davalılar Seta Ev Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti, Setaser Teks. Paz. San ve Tic. Ltd. Şti. ve ipotek maliki davalı …’nun protokol tarihi itibariyle borç miktarını belirledikleri, toplam 2.933,491,00 USD olarak belirlenen borcun, protokolün 4.1 maddesi uyarınca 1.933.180,00 USD, vade farkı ve KDV’si olarak 400.160,00 USD olmak üzere 2.333.340,00 USD’nin ödenmesini, bu borcun takvime bağlanması hususunda anlaşmışlar, bakiye borcun taraflar arasındaki cari çalışmanın sonucu olarak ayrıca zaman içinde olağan şekilde kapatılacağını hükme bağlamışlar, protokole bağlanan borç için 31 adet senet belirlenmiş ve yine protokolün 5. maddesi gereğince borcun 2.000.000,00 USD’lik kısmı için teminat teşkil etmek üzere alacaklı şirketler lehine üst sınır teminat ipoteği tesis edeceği, sorumluluğun bu taşınmaz ile sınırlı olduğu, yine protokolün 6. maddesi ile de 2.000.000,00 USD borç ödendiğinde ipoteğin fek edileceği, en önemlisi de tespit edilen borç miktarından sonra alacaklı şirketlerin çalışmaları sonucu ortaya çıkacak borcun, bu protokolde tespit olunan takip dışı borçların bu protokolün ve ipoteğin dışında olduğunu tarafların kabul ettiği, bu protokol tarihinden sonra taraf şirketler arasında ticari ilişkinin ve cari hesap ilişkisinin devam ettiğinin tarafların kabulünde olduğu, davalı taraf protokol gereğince ödemelerin borca mahsup edileceğini iddia etmekte ise de protokolde böyle bir hükme yer verilmediği, aksine icra takipleri sonucu kesinleşen 2.933.491,00 USD’lik alacağın 1.933.180,00 USD’lik kısmı protokole konu edilerek bu borcun senetlere bağlandığı, protokolün 4.1 maddesinde bakiye borcun cari hesap ilişkisi içinde olağan şekilde kapatılacağının, 6. maddesinde ise alacaklı şirketlerin çalışmaları sonucu protokol sonrasında meydana gelecek borcun protokolün ve ipoteğin dışında kaldığı tüm taraf iradeleri ile kabul edildiği, buna göre senede bağlanan borcun cari hesap ilişkisinden ayrıldığı, yapılan ödemeler değerlendirildiğinde, senetlerin vade tarihleri ve senet miktarları ile uyumlu bir ödemenin mevcut olmadığı, senet asıllarının halen davacıda bulunduğu, ticari defter ve kayıtların incelenmesinde cari hesap ilişkisinin taraf şirketler arasında devam ederek mal alım-satım faturalarına yönelik ödemelerin olduğu, Yargıtay bozma ilamında özellikle vurgulanan ve incelenmesi gerektiği bildirilen ödemelerin vadelere bağlanan senetlere yönelik mi yoksa protokol kapsamı dışında kalan cari hesap ilişkisinden kaynaklanan borca yönelik mi olduğu noktasında tüm ticari defter ve muhasebesel verilerin incelenmesi sonucu senetlerle uyumlu, vade tarihlerinde veya senet miktarlarına göre yapılan bir ödemenin olmadığı, protokolün 4-1. maddesi ve 6. maddesi dikkate alındığında protokol sonrası cari hesap ilişkisinin protokol ve ipotek dışında tutulduğu, tüm bunlara göre senet bedelleri ödenmediğinden protokolün 5. maddesi gereğince sorumluluk limiti de gözönüne alınarak teminat olarak verilen ipoteğin paraya çevrilmesinin davacı tarafından talep edilebileceği, dava konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4074 Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazların kısmen iptali ile takibin 2.500.000,00 TL (limit ipoteği ile belirlenen miktar) alacak üzerinden ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %30 faiz yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalılardan … vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe karşı vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulüne, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü’nün 2013/4074 Esas sayılı başlatılan takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 2.500.000,00 TL (limit ipoteği ile belirlenen miktar) alacak üzerinden ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %30 faiz yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Ancak takibin 2.500.000,00 TL (limit ipoteği ile belirlenen miktar) alacak üzerinden devamına karar verilmesinden sonra limit ipoteği miktarını aşacak şekilde ayrıca bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %30 faiz yürütülmek suretiyle devamına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bend uyarınca davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasında yer alan “ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %30 faiz yürütülmek suretiyle” sözcük ve yazı dizisinin hükümden çıkartılarak hükmün değiştirilen bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’na verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …’na iadesine, 08.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.