YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3551
KARAR NO : 2022/8820
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.12.2018 tarih ve 2013/106 E. – 2018/1085 K. sayılı kararın asıl davada davalı – birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.11.2020 tarih ve 2019/780 E. – 2020/1112 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davalı – birleşen davada davacı … vekilleri Av. … ile Av. … ile asıl davada davacı birleşen davada davalılar … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Samaş İç ve Dış Tic. San. A.Ş ile müvekkili şirketlerin grup şirketleri olduğunu, anılan şirket ve müvekkilleri ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmesinde temerrüte düşülmesi üzerine davalı tarafından icra takipleri başlatıldığını, taraflar arasında icra takiplerinden sonra protokoller imzalandığını, imzalanan protokol ile borcun sabitlendiğini, sabitlenen borç miktarının büyük kısmının peşin ve taksitler halinde ödendiğini, bakiye borcun son olarak 53.500,00 TL olarak yeniden belirlendiğini, bu miktarın 3.500,00 TL’sinin nakit olarak, kalan miktarının ise dava dışı üçüncü bir şirketin keşide ettiği 3 adet çek verilerek borcun tasfiye edildiğini, müvekkilleri tarafından dava dışı Kayseri Şeker Fabrikası aleyhine alacaklarının tahsili için başlatılan ilamlı icra takip dosyasına borçlunun davalı bankadan aldığı 950.000,00 TL teminat mektubu sunduğunu, takibe dayanak ilama karşı borçlunun temyiz talebinin reddedilmesi üzerine icra müdürlüğünce banka teminat mektubunun tazminin talep edildiğini, davalının ise müvekkillerinden 473.649,54 TL alacaklı olduğunu, bu bedel üzerinde takas ve mahsup hakkı bulunduğunu belirterek bakiye 469.360,59 TL’yi icra dairesi hesabına aktardığını, davalı banka ile müvekkilleri arasındaki borç alacak ilişkisi sona erdiği halde mahsubun nedeninin anlaşılamadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının yedinde tuttuğu 473.649,54 TL’yi icra müdürlüğüne ödemeden imtina etmesi halinde davayı istirdat davası olarak devam edilmesine, alacağın 08/04/2010 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava dosyasında davacı vekili; müvekkilinin genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağının ödenmediğini, davalıların borçtan sorumlu olduğunu belirterek 74.440,43 TL asıl alacak, 530.689,26 TL temerrüt faizi, 28.717,34 TL BSMV, 2.200,56 TL KKDF olmak üzere toplam 636.047,59 TL alacağın temerrüt faizi ve BSMV’si ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine icra takipleri başlatıldığını, taraflar arasında düzenlenen iki ayrı protokol ile davalıların borcu kabul ettiğini, protokol kapsamında bir kısım ödeme yapılmış ise de protokole uyulmadığını, bu nedenle eski hale dönüldüğünü, bakiye tüm alacağı talep etme hakları bulunduğunu, banka teminat mektubu bakiye bedeli olan 473.649,54 TL’nin icra dosyasına ihtirazi kayıt ile ödendiğini bildirerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada birleşen dosya davalıları vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın tarafları arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, imzalanan protokoller çerçevesinde ödemeler yapıldığı, asıl davada davacılar birleşen davada davalılar tarafından dava dışı firma aleyhine açılan ve lehlerine sonuçlanan dava sonucu alacaklarına ilişkin ilama dayalı başlatılan icra takibinde dava dışı firmanın banka tarafından verilen teminat mektubunun bir kısmının geç tazmin edilmesinden dolayı davacıların alacağına geç ulaştığı ve gecikilen süre içerisinde işleyen faiz de dahil yapılan mahsup sonucu asıl dava yönünden davacıların davalı bankaya borçlarının birleşen dava yönünden de davacı bankanın alacağının bulunmadığı anlaşılmakla asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı asıl davada davalı-birleşen davada davacı banka vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada davalı-birleşen davada davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl davada davalı-birleşen davada davacı banka vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı banka vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 24.286,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacı …Ş’den alınmasına, 08.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.