Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/3996 E. 2022/7191 K. 02.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3996
KARAR NO : 2022/7191
KARAR TARİHİ : 02.11.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ilişkin verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, oto galericiliği yapan dava dışı oğlu …’in ekonomik sıkıntıya düşmesi üzerine aynı işle iştigal eden ve arkadaşı olan davalı …’in bankadan kredi temin ederek kendilerine yardımcı olabileceği telkini üzerine maliki olduğu dava konusu 2374 ada 1 parseldeki 3 no.lu bağımsız bölümü teminat amacıyla davalıya temlik ettiğini, davalının da bankadan çektiği 200.000 TL krediyi defaten yerine peyder pey kendilerine verdiğini, taşınmazı geri almak istediğinde 220.000 TL ödenmesi halinde tapuyu iade edebileceğini belirterek fazla para istediğini ve taşınmazı iade etmediğini, davalının kendilerini kandırıp taşınmaza ucuz yoldan sahip olmak istediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini, aksi takdirde tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, satışın gerçek olduğunu, taşınmazın satış bedeli olan 200.000 TL’yi bankadan aldığı kredi ile davacıya ödediğini, davacıyla aralarında başkaca bir anlaşma yapılmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Bursa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/04/2015 tarihli ve 2014/243 E., 2015/160 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın davalıya bedelsiz olarak devredildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 16/10/2018 tarihli ve 2015/14087 E., 2018/13535 K. sayılı kararıyla; “…dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davacının “inançlı işlem” hukuksal nedenine dayanarak eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; tüm dosya içeriğinin ve toplanan delillerin “inançlı işlem” hukuki nitelendirmesi çerçevesinde yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirilmesi, taraflar arasında yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belgenin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi Dairenin 14/03/2019 tarihli ve 2019/286 E., 2019/1867 K. sayılı kararıyla reddedilmiştir.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 02.10.2019 tarihli ve 2019/112 E., 2019/472 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafından inançlı işlem iddiasına yönelik yazılı delil sunulmadığı, ancak dava konusu taşınmazın davalıya bedelsiz olarak devredildiği gerekçesiyle tapu iptali – tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 10/06/2021 tarihli ve 2020/307 E., 2021/3228 K. sayılı kararıyla; “Hemen belirtilmelidir ki, mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.Somut olayda, hükmüne uyulan bozma ilamında izlenmesi gereken yol açıkça belirtildiği halde, mahkemece bozma kararında açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılmamış, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Hâl böyle olunca, hükmüne uyulan önceki bozma kararında açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda ve “inançlı işlem” hukuki nitelendirmesi çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak, 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inançlı işlemin belgesi niteliğinde yazılı delil ya da delil başlangıcı bulunup bulunmadığının araştırılması, delil başlangıcı bulunması halinde iddianın her türlü delille kanıtlanması mümkün hale geleceğinden taraf tanıklarının usulünce dinlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuştur.
6. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 20/04/2022 tarihli ve 2021/388 Esas, 2022/134 Karar sayılı kararla; inançlı işlem iddiası ile ilgili yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı sunulamadığı, davacı tarafça iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece önce yapılan temliki işlemin davacının iradesinin hata ve hile ile sakatlanarak yapıldığının belirlendiğini ve bu nedenle davanın kabulüne karar verildiğini, dosya kapsamında temlikin inanç sözleşmesi gereğince yapıldığına dair hiç bir beyan bulunmadığını, taraflar arasında inanç sözleşmesi gereğince yapılan bir devir bulunmadığı gibi, bedel karşılığında bir satışın da söz konusu olmadığını, tarafların, davacı adına kayıtlı taşınmazın teminat gösterilmek suretiyle davalı tarafından çekilen kredinin davacı tarafından ödenmesi konusunda anlaştıklarını, ancak davalının davacının içinde bulunduğu zor durumu kullanarak, tapuda ipotek işlemi yerine satış işlemi hazırlattığını ve davacının iradesinin sakatlanarak satış işlemi yapılmasının sağlandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, bir hak tanır.
Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.
İnanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de TBK’nın 26. ve 27. maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır.
Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir. İçtihadı Birleştirme kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hem de taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz.
Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.
9.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde olmasına, (IV/5.) no.lu paragrafta yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılmasına, (IV/6.) no.lu paragrafta yer verilen Mahkeme kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasa ile bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.