Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2006/2564 E. 2006/3967 K. 27.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2564
KARAR NO : 2006/3967
KARAR TARİHİ : 27.06.2006

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edildikten sonra gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkeme davanın kısmen kabulü ile, davacıya ait 14 bağımsız bölüm numaralı dairenin 01.05.2001 ilâ 30.06.2003 tarihleri arasındaki süre için getirebileceği toplam (3.000.000.000) TL kira tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi doğru ise de, davacı tarafından Ankara 19.Noterliği aracılığı ile davalıya gönderilen 04.04.2003 tarihli ihtarnamede, ödenmesi istenen kira miktarı gösterilmediğinden, bu niteliğince temerrüt ihtarı sayılmayacağı halde 01.04.2003 tarihine kadarki sürede hesaplanıp hükmedilen kira tazminatına, belirtilen ihtar sebebiyle 09.04.2003 tarihinden itibaren ve ayrıca geriye kalan süre için hükmolunan kira tazminatına, her ayı takip eden ayın ilk günü temerrüt olarak kabul edilip yasal faiz uygulanması doğru olmamıştır. Zira, Borçlar Kanunu 101/1.maddesi uyarınca; istenebilir bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile
mütemerrit olur. Davacı da kira tazminatı alacağı sebebi ile dava tarihi olan 24.10.2003 tarihinden itibaren davalı yükleniciyi borçlu temerrüde düşürmüş olduğuna göre, mahkemece hükmolunan kira tazminatı tutarına dava tarihinden itibaren değişen oranlarda gözetilerek temerrüt faizi uygulaması gerekirken, az yukarda açıklandığı üzere yazılı şekilde temerrüt faizi uygulaması Borçlar Kanunu’nun 101.maddesine aykırı olmuştur.
Öte yandan, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden davalı yararına nispi vekalet ücreti hesaplanması gerekirken (300.000.000 TL) maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru olmamıştır. Ayrıca 2.keşif masrafları, davalı tarafından yapılmış olmasına karşın bu husus mahkemece gözetilmeden davacı tarafça yapılmışçasına yargılama giderinin tümünün davalıdan tahsiline (kabul ve red oranına göre oranlama yaparak) karar verilmesi de doğru değildir.
Açıklanan tüm bu sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı lehine BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 27.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.