Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3906 E. 2009/801 K. 17.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3906
KARAR NO : 2009/801
KARAR TARİHİ : 17.02.2009

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin kurucu üyesi olduğunu, ancak kooperatifçe bunun kabul edilmediğini, oysa kendisi hakkında üyelik devri ya da ihracın söz konusu olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin üyeliğinin tespitini ve üyelik haklarından yararlandırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının üyelik kaydının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının 1990 tarihinde kurucu üye olarak görüldüğü, üyelikten ayrıldığına ilişkin bir kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacının üyesi olduğunu ileri sürdüğü kooperatif ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı savunulmuştur. Davacı hakkında usulüne uygun bir ihraç kararı verildiği ve bunun davacı üyeye tebliğ edildiği ispat edilememiştir. Ancak davalı tarafça davacının davalı kooperatifte aidat ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği ve 20 yıla yakın kooperatif ile bir ilişki kurmadığı savunulmaktadır. Bu hususta, ödeme yükümlülüklerini takip etmeyen, uzun yıllar boyunca kooperatifle bağlantı kurmayan ve genel kurullara katılmayan bir üyenin çok sonra dava açmasının TMK’nın 2. maddesi hükmüne aykırılık oluşturacağı muhakkaktır. Somut olayda, davalı kooperatifte 2005’te faal olmayan üyelerden katkı payı alınması kararının alınmasına ve faal olmayan üyelerden bahsedilmesine göre, kooperatifçe faal olmayan üyelerin var olduğunun benimsendiği de anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar araştırılarak, aradan geçen süreye rağmen bu davanın açılmasının MK’nın 2. maddesi hükmüne aykırı düşüp düşmediğinin tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair nedenlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 17.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.