Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/5115 E. 2009/5148 K. 17.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5115
KARAR NO : 2009/5148
KARAR TARİHİ : 17.07.2009

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlal eyleminden borçlu … hakkında yapılan yargılama sonucunda, usulüne uygun şikayetin bulunmadığından bahisle müştekinin talebinin reddine dair Şişli 1. İcra Mahkemesinin 14/05/2008 tarihli ve 2008/2001-2289 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, borçlunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 1 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/09/2008 tarihli ve 2008/981 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
1-Şişli 1. İcra Mahkemesince yapılan yargılama sırasında sanığa çıkarılan duruşmaya çağrı kağıdının tebliğ edildiğine ilişkin bir kaydın dosyada bulunmaması karşısında, sanığın hakkında yapılan yargılamadan haberdar olmadığı anlaşılmakla, savunma … kısıtlanmak suretiyle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinden mahkumiyet kararı verilmesinde,
2-Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin benzer bir olay sebebi ile vermiş olduğu 22/05/2007 tarihli ve 200/928-1931 sayılı kararında da belirtildiği üzere, İcra Ceza Mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurulması zorunlu olmakla birlikte, dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanması ve ihtilaf hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın özel ihtisas mahkemesi olan İcra Mahkemesine gönderilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemekle anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10/06/2009 gün ve B. 03. O. CİG. 0.00.00.04-105-34-3053-2009/6171/31463 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 24.06.2009 gün ve K.Y.B.2009/154753 sayılı tebliğnarnesiyle istenilmiş olmakla,
GEREGİ GÖRÜŞÜLDÜ:
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1.fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır. “Disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK. nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz. Bu açıklama dikkate alındığında İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu kabul edilmelidir.
İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerakmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması ve itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda İcra Mahkemesince sanığa duruşma davetiyesi tebliğ edilmeden, borçlu hakkında açılan davada usulüne uygun şikayetin bulunmadığından bahisle müştekinin talebinin reddine karar verilmiş, itiraz mercii Ağır Ceza Mahkemesince de itirazın kabulüne ve sonucunda borçlunun savunma … kısıtlanmak suretiyle 1 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, ” (1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir …” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanunu’nda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesi için “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir.
Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemenin kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir.
Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorunda ise de, dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan İcra Mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, Ağır Ceza mahkemesince itirazın kabulünü müteakip, İcra ve İflas Kanunu’nun 349. maddesinde yazılı ihtaratı içeren duruşma davetiyesi tebliğ edilmek suretiyle savunmanın kısıtlanmasına yönelik işlemin ikmali için dosyanın İcra Mahkemesine gönderilmesi yerine anılan şekilde meşruhatlı duruşma davetiyesi tebliğ edilmeyen borçlunun savunma hakkını kısıtlamak suretiyle mahkumiyetine karar vermesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görüldüğünden İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2008 gün ve 2008/981 müt. sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.