YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6311
KARAR NO : 2023/93
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2015 Tarihli ve 2014/642 Esas, 2015/849 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1.2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine,
2.2863 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.10.2018 tarihli ve 2015/369602 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği,
Sanığın her iki suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Sanık hakkında kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapmak suçundan 2863 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin birinci maddesi gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; yapılan kazının sanık tarafında yapıldığına dair sanığın mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin … olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrasında “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. ” düzenlemesinin yer aldığı, anılan Kanun’un 9 uncu maddesinde “Esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler inşaî ve fizikî müdahale sayılır.” düzenlemesi yer almaktadır. Arkeolojik sit alanlarında yapılabilecek ve yapılamayacak fiiller, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı Arkeolojik Sitler Koruma ve Kullanma Koşulları hakkındaki ilke kararının (1) numaralı bendinde 1. derece arkeolojik sit alanlarının, “korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları” olarak tanımlanmış, aynı bendin (c) ile numaralandırılan alt bendinde, “höyük ve tümülüslerde toprağın sürülmesine dayanan tarımsal faaliyetlerin kesinlikle yasaklanmasına, ağaçlandırmaya gidilmemesine, yalnız mevcut ağaçlardan ürün alınabileceğine” karar verildiği, 5237 sayılı Kanun’un 2 inci maddesinin ikinci fıkrasında idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağının hüküm altına alındığı, Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi belirlilik olduğu, bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, …, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilinmesi gerektiği, bireyin ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirleyebileceği, hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete … duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu … duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı, Anayasanın 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, … kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz” denilerek suçların kanuniliği, üçüncü fıkrasında da “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” denilerek, cezaların kanuniliği ilkesi öngörüldüğü, Anayasanın 38 inci maddesine paralel olarak … Ceza Kanununun 2 nci maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin yasaklandığı ve bu fiillere verilecek cezaların hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerektiği, suçların ve cezaların kanuniliği ilkesi, ceza hukukuna hâkim olan anayasal ilkelerden olup temel hak ve özgürlüklerin önemli güvencelerinden birini oluşturduğu, kişilerin yasaklanmış olan fiilleri önceden bilmeleri ve kendi hareketlerini buna göre ayarlamalarına imkân tanınması düşüncesine dayanan bu ilkeyle ceza sorumluluğu bireylerin bilinçli tercihlerine bağlanmakta ve birey özgürlüğünün güvence altına alınması amaçlandığı, zira bireylerin hangi fiilin suç oluşturacağını öngörememesi ya da bu konuda çeşitli sürprizlerle karşılaşması, bireyin özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlayacağı, bu bilgiler ışığında dosya ele alındığında; sanığın mülkiyet hakkına dayanarak traktörü ile çift sürdüğü, çift sürerken, (bilirkişi raporunda soyut bir şekilde taraihi eser olduğu yazılan ancak mahkememizce de yapılan gözlemden de anlaşılacağı üzere herhangi bir tarihi eser niteliğine sahip olduğu kanaatine varılmayan, yer altından her zaman çıkabilecek … parçaları olduğu değerlendirilen), … parçalarının açığa çıktığı, çıkan taşların tarihi eser niteliğinde bulunmadığı, bu bakımdan suçun unsrularının oluşmadığı, kaldı ki yukarıdaki anlatımdan da anlaşılacağı üzere yıllardır mülkiyet hakkına dayanarak çift süren sanığın çiftçilik işlerini idari işlemle izne tabi tutulmasının ve sonucun hapis cezası oalrak düzenlenmesinin suç ve cezalarda kanunilik ilkesine aykırı olduğunun kabulü gerektiği, ayrıca söz konusu taşların tarihi eser olduğu kabul edilse dahi sanığın yer altından tarihi eser çıkabileceğini ve zarar görebileceğini bilmesinin mümkün olmadığı, bu bakımdan sanığın suç işleme kastının da bulunmadığı ve sanığa yüklenen suçun unsurları oluşmadığı gerekçesi ile sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında; “söz konusu sit alanında iki parça taşınmazım vardır. Ancak ben parsel numaralarını bilmiyorum. Ben söz konusu incir bahçelerinde rutin tarımsal faaliyetlerimi yaparım. Traktör ile çift sürerim. Ben bunları mülkiyet hakkıma dayanarak yaparım. … yaptığım alanların sit alanı içinde kaldığını biliyorum. Ancak benim suç işleme kastım yoktur. Suça konu 144-465 ve 9 parsel nolu taşınmazlar kime aittir bilmiyorum ancak bana da ait olabilir, ben numaralarını hatırlamıyorum. Suça konu sit alanında hiçbir şekilde tarihi eser bulmak amacıyla kaçak kazı yapmadım. Tarlayı sürürken küçük küçük taşlar ortaya çıkmaktadır. Ancak bunlar tarihi eser değildir. Ben kaçak kazıyı kimin yaptığını da bilmiyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum beraatime karar verilsin,” demiştir.
3. Müze Müdürlüğü uzmanları tarafından 25.04.2014 tarihinde yerinde yapılan incelemede, 9 parsel nolu taşınmazda kaçak kazı yapıldığı, parselin … makinesi ile … olarak sürülerek antik … kalıntılarına zarar verildiği tespit edilmiştir.
4. Dava konusu 9 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, sanık adına kayıtlı olduğu, beyanlar hanesinde dava konusu yerin 1. derece sit alanı içerisinde olduğuna dair şerh bulunduğu anlaşılmıştır.
5. Mahkemece mahallinde 29…..2015 tarihinde keşif icra edilmiş, keşif sırasında, dava konusu taşınmazın incir bahçesi vasfında olduğu, üzerinde 1 adet tarihi mezar bulunduğu gözlemlenmiştir.
6. Arkeolog bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın Magnesia Antik Kenti I. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı, taşınmaz içerisindeki yapının 2863 sayılı Kanun kapsamında taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olduğu, tarımsal faaliyetler sonucunda mimari yapıya (mezar) zarar verildiği tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılan vekilinin temyiz nedenleri ile ilgili olarak
A. Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden
Her ne kadar sanık hakkında kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma suçundan dava açılmış ise de; kazının kim tarafından yapıldığına ilişkin bir tespit bulunmadığı, sanığın üzerine atılı kazı yapma eylemini kabul etmediği, bu hali ile sanığın üzerine atılı kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı suçunu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşılmakla; bu suç açısından sanığın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden
“25.04.2014” olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın, Magnesia Antik Kenti 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan, 9 parsel nolu taşınmazın maliki olduğu, tapu kaydında dava konusu yerin sit alanı içerisinde kaldığına dair şerh bulunduğu, sanığın da savunmasında, dava konusu yerin sit alanı içerisinde kaldığını, rutin tarımsal faaliyetlerini yaptığını beyan ettiği dosya kapsamında, sanığın sit alanı içerisindeki taşınmazda izinsiz olarak … makinesi ile tarımsal faaliyette bulunmak suretiyle taşınmaz üzerinde bulunan 2863 sayılı Kanun kapsamındaki antik mezar kalıntısına zarar verdiği anlaşılmakla, mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, beraatine ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/642 Esas, 2015/849 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’un 65 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırılık suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/642 Esas, 2015/849 Karar sayılı kararırına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2023 tarihinde karar verildi.