Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/3919 E. 2022/7229 K. 03.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3919
KARAR NO : 2022/7229
KARAR TARİHİ : 03.11.2022

MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : YALOVA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Yalova ili, …. ilçesinde bulunan …. ada 3 parsel sayılı davalı adına kayıtlı taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisinde kaldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile kıyı olarak kamuya terkinine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, dava konusu taşınmazı 14.02.2013 tarihinde satın aldığını, devir tarihi itibariyle çekişme konusu taşınmazın kıyıda kaldığı konusunda tapu kaydında şerh bulunmadığını, kıyı kenar çizgisi ile ilgili beyanın satış işleminden sonra işlendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III.    İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Kaldırma Kararı
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 27.06.2019 tarihli ve 2019/327 E., 2019/549 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı ile tapu tedavül kayıtları getirtilerek Hazinenin taraf olduğu dava sonucunda tescil görüp görmediğinin araştırılması, Hazinenin taraf olduğu bir dava sonucunda sicil oluştuğunun belirlenmesi halinde tarafı olan Hazineyi bağlayacağının gözetilmesi ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
3. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin gönderme kararında belirtilen eksiklikler giderildikten sonra yapılan yargılama sonucunda aynı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Kaldırma kararı sonrası İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
5.İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın satın alındığı tarihte tapu kaydında kıyı kenar çizgisine ilişkin herhangi bir kaydın mevcut olmadığını, davacı İdare tarafından kıyı kenar çizgisine ilişkin çalışma yapılırken davalıya sözlü veya yazılı olarak bu durumun bildirilmediğini, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
6. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/1116 Esas, 2022/361 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili  temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca açılan tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir.     
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. T.C. Anayasası’nın ”Kıyılardan Yararlanma” başlıklı 43. maddesinde; ”Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir.”
3.2.2. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. maddesinde; ”Kıyılar ile ilgili genel esaslar aşağıda belirtilmiştir: Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir. Sahil şeritlerinin derinliği, 4. maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirlenir. Taşıt yolları, sahil şeridinin kara yönünde yapı yaklaşma sınırı gerisinde kalan alanda düzenlenebilir. Sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşulları yönetmelikte belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı olan ve (IV/3.) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre (IV/6.) no.lu paragrafta gösterilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK’nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, temyiz karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 03.11.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.