YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4056
KARAR NO : 2006/6772
KARAR TARİHİ : 23.11.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı-k.davalı tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı asil ile davalı-k.davacı avukatı gelmedi. İncelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davacı ve karşı davalı arsa sahibinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Arsa sahibi tarafından açılan asıl dava nedeniyle bozma öncesinde, davalının 99 parsele yaptığı inşaat ile bitişik 98 parsele tecavüz ettiğinden tecavüz edilen 13.50 m2’lik kısmın 98 parselden ifraz edilerek, 99 parsele eklenmesine, bu tecavüz nedeniyle davacının uğramış olduğu zarar tutarı 1.169.280.000 TL.nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Kararın bu bölümü tevhit ve ifraz işlemlerinin İmar Yasası açısından mümkün olup olmadığının araştırılması yönünden bozulmuş, bozmaya uyulduktan sonra yapılan araştırma sonucu ifraz ve tevhit işleminde imar mevzuatı açısından bir sakınca bulunmadığı saptandığından bozma öncesinde olduğu gibi 13.50 m2’lik kısmın 98 parselden tefriki ile 99 parsele tevhidine ve davacı zararı olarak belirlenen 1.169.280.000 liranın davalıdan alınarak davacıya ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, davacı …’un maddi ve manevi tazminat taleplerinin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Dairemizin hükmüne uyulan 04.11.1999 tarihli bozma ilamında; yüklenici tarafından açılan ve asıl dava ile birleştirilen 1998/51 Esas sayılı dava yönünden yapılan binada kat irtifakı tesis edildiğini gösterir bir belgeye rastlanmadığı bu durumda yüklenicinin payına düşen bağımsız bölümler belirlenerek paylarına göre ayrı ayrı tescil kararı verilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, ne var ki sözleşmede payı %80 iken %100 olarak 99 nolu parselin tamamının yüklenici adına tesciline karar verilmesinin kabul şekli açısından bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. Uyulan bozma ilamı gereği yapılan araştırma sonucu 99 parsel üzerine sözleşme gereğince 20 adet bağımsız bölüm yapılacak iken fiilen 21 adet daire yapıldığı belirlenmiştir. Sözleşmedeki paylaşım oranına göre yapılacak inşaattaki bağımsız bölümlerin %80’i davalı yükleniciye, %20’si ise davacı arsa sahibine ait olacaktır. Bu paylaşım oranı esas alınarak yüklenicinin birleşen davadaki tescil isteği yönünden uzman bilirkişi kuruluna kat irtifakı kurulmasına esas olacak şekilde bağımsız bölüm listesi hazırlatılarak her bir bağımsız bölüme düşen arsa paylarının saptanması ve paylaşım şekline göre hangi bağımsız bölümlerin yükleniciye, hangilerinin arsa sahibine ait olduğu sözleşme hükümleri de nazara alınarak belirlenmeli bir daire fazla yapıldığından bu daire yönünden arsa sahibinin sözleşmedeki paylaşım oranına göre hak sahibi olacağı da nazara alınmak suretiyle yükleniciye isabet edecek bağımsız bölümlerin arsa payı toplamı üzerinden iptâl ve tescile karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın giderilmesi gerekirken tüm bu yönlerden bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın 99 parsel mülkiyeti 10 pay kabul edilerek 8 payının yüklenici 2 payının ise arsa sahibi adına tesciline karar verilmiş olması doğru olmamış, karar bu yönden de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacı ve karşı davalı arsa sahibinin diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. ve 3. bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davacı ve karşı davalı arsa sahibi yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı ve karşı davalı yararına duruşma vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalıya geri verilmesine, 23.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.