YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1517
KARAR NO : 2006/3956
KARAR TARİHİ : 27.06.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu ve tasarruftan iki yıl geçtikten sonra haciz yapıldığından tasarrufun iptâli istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
30.07.2003 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 280. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde “malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptâl edilebilir.” hükmü yer almaktadır. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde iptâle ilişkin süre 2 yıldan 5 yıla çıkartılmıştır. Dosya kapsamından davalı …’nın borçlu …’ün teyzesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu yakın akrabalık nedeniyle aynı maddenin ikinci fıkrasındaki aksi kanıtlanamayan alacaklı lehine karineye göre, davalı …’nın yeğeni olan borçlu …’ün mali durumunu ve mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini bildiği kabul edilmelidir. Borçlu hakkındaki haciz yoluyla takip 12.09.2003 tarihinde ve 11.08.1999 takip tarihinden itibaren İİK.nun 280. maddesi 1. fıkra ikinci cümlesindeki 5 yıllık süre içinde yapıldığından işin esasının incelenmesi gerekirken mahkemenin İİK.nun 278/2. maddesindeki 2 yıllık hakdüşürücü süre geçtiğinden tasarrufun iptâlinin istenemeyeceğine dair kabulü doğru olmamıştır.
Tasarrufun iptâli davasının ön koşullarından birisi de borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasıdır. Eldeki davada takip dayanağı çekin keşide tarihi 22.08.2003, bankaya ibraz tarihi 15.08.2003 olup, iptâli istenen tasarruflar 11.08.1999 tarihinde yapıldığından borç tasarruftan sonra doğmuş görünmektedir. Kural olarak çeklerde vade bulunmaz. Ancak ticari hayatta ileri tarih atılarak çek düzenlendiği ve yaygın şekilde kullanıldığı bilinen bir vakıadır. Keşide tarihi 22.08.2003 olmakla birlikte 15.08.2003 günü bankaya ibraz edildiğinden takip konusu çekin ileri tarih atılarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda alacağın 1995 yılından beri devam eden ticari ilişki ve cari hesap bakiyesinden kaynaklandığı ve çekin yenileme suretiyle verildiği iddia edilmiştir. Çekin keşidesine neden olan temel ilişkinin tasarruf tarihinden önce gerçekleştiği iddiası yeterince araştırılmamış ve irdelenmemiştir.
O halde mahkemece yapılması gereken iş İİK.nun 280/1. maddesi 2. cümlesine göre takip ve haciz 5 yıllık süre içinde yapıldığından işin esasına girerek borcun doğum tarihi konusunda alacaklı ve borçlu isticvap edilip bu konuda tüm delilleri toplandıktan sonra, borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olduğunun kanıtlanması halinde İİK.nun 280/1. maddesindeki iptâl koşulları gerçekleşeceğinden tasarrufların iptâline, aksi halde şimdiki gibi davanın reddine karar vermek olmalıdır.
Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 27.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.