YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4514
KARAR NO : 2022/8407
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) verilen 05.01.2021 tarih ve 2019/317 E- 2021/2 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.03.2021 tarih ve 2021/473 E- 2021/367 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2010/41370 numara ile “ALTINSUSAM” markasını 17.10.2011 tarihinde, 2010/41317 numara ile “GESAŞ ALTINSUSAM” markasını 13.10.2011 tarihinde tescil ettirdiğini, markaların 29, 30, 31 ve 32. sınıfta yer alan emtialar üzerinde tescilli olduğunu, önceleri müvekkilinin yanında sigortalı olarak çalışan ve daha sonra ayrılan davalının, 17.04.2013 tarihinde “SİMaltın” markasını tescil ettirmek için müracaat ettiğini, işbu markanın tescil emtiasının 29. ve 30. sınıfı kapsadığını, davalı tarafça marka bu şekli ile tescil edilmesine rağmen, kullanımında ambalajlar üzerine küçük ve belli olmayacak biçimde “sim” yazıldığını, devamında ise “altın” ibaresinin büyük ve dikkat çekici şekilde yazılarak, bunun altına “simitlik susam” ve “çörekotu” ibareleri eklenerek kullanmaya başlandığını ileri sürerek, davalının 2013/35498 numaralı “SİMaltın” ibareli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 2005 yılında açtığı işyerinde 2009 yılında imalata başladığını, bu süre içerisinde davacı firmanın logo, amblem ve ismini taklit ve benzerlik gibi bir girişiminin olmadığını, müvekkilinin 2013/35498 sayılı “SİMaltın” ibareli markasının, davacının tescil ettirdiği “ALTINSUSAM” ve “GESAŞ ALTINSUSAM” markaları ile hiçbir benzerliğinin olmadığını, davacı firmanın 31.05.2011 tarih ve 012562 no’lu fatura ile kendisine satış yaptığını, kendisinin de davacı firmaya 02.12.2014 tarih ve 069807 no’lu faturayı kestiğini, kestiği faturada logo ve ambleminin mevcut olduğunu ve bunun davacının bilgisi dahilinde bulunduğunu, zamanaşımı dolduktan sonra işbu davanın açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markasında büyük harflerle belirgin biçimde yazılmış olan “sim” ibaresinin, “altın” ibaresine nazaran ön plana çıktığı, görsel algının “sim” ibaresi üzerinde yoğunlaştığı, davacı markasında yer alan “gesaş” ibaresinin, çatı/şemsiye marka konumunda olmakla birlikte, “altınsusam” ibaresine nazaran yaratılmış bir sözcük olduğu, marka içerisindeki etkinliğinin arka planda kalmadığı, bu itibarla hem “gesaş” ibaresinin hem de bir sıfat tamlaması şeklinde oluşturulmuş olan bir bütün hâlindeki “altınsusam” ibaresinin, markanın ön plandaki esaslı unsuru olduğu, markaların “altın” ibaresini ortak olarak içermekle birlikte, gerek ihtiva etmiş oldukları başkaca kelime unsurları ve yazılış biçimlerindeki farklılıklar, gerekse şekil ve renk unsurları sebebiyle farklılaştıkları, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve tarafların markalarının kapsamındaki 29 ve 30. sınıf mallar yönünden taraf markaları arasında bir benzerlik var ise de ibareler yönünden davalı şirket markası ile davacının markası arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira davalının markasında yen alan “SİM” ibaresinin, “gümüş, gümüş parlaklığında iplik, gümüş gibi parlayan” gibi anlamlara geldiği, davacının markalarında yer alan “altınsusam” ibaresinin de tıpkı davalının markası gibi bir sıfat tamlaması olduğu, yazılış biçimlerindeki farklılıklar, renk ve şekil unsurları ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde ve tarafların markalarında yer alan “altın” ortak unsurunun, dava konusu mallar yönünden zayıf bir ibare olduğu nazara alındığında, taraf markalarının farklı anlamları olan sıfat tamlamalarından meydana gelmesi ve kullanılan diğer renk ve şekil unsurları ile yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulünün gerektiği, davalının markasını tescil edildiği gibi kullanmadığına dair iddiaların ise hükümsüzlük istemine ilişkin işbu davanın konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.