Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11360 E. 2022/15415 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11360
KARAR NO : 2022/15415
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
No :

Dava hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili 22/07/2015 havale tarihli dilekçesinde özetle; Davacının babası tarafından kurulan ve 180 yılında kardeşi olan davalıya devrettiği “Galeri Senseç” isimli işyerinde 2006 yılı öncesi yaz tatillerinde, 2006 şılı Ocak ayından itibaren de düzenli olarak pazarlama, mal alım- satımı ve personel idaresi olarak çalışmaya başladığını, bu çalışmanın 2013 yılı Eylül ayına kadar devam ettiğini, davacının 2006 yılı Ocak ayından itibaren çalışmasına rağmen davalı tarafından 2006 yılı 12. Ayı ile 2007 yılı 1. ve 2. Aylarında sigortalı olarak gösterilip diğer aylarda sigortalı gösterilmediğini ileri sürerek, davacının Ocak 2006- Eylül 2013 tarihleri arasında eksik gösterilen sürelerin sigortalı hizmet olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 11.01.2022 günlü dilekçe ile; davacı yanın hizmet tespitine konu taleplerinin 02.01.2006-20.09.2013 tarihleri arasında (bildirilen süreler dışında) olduğunu belirtmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtilafın niteliği gereği davanın sadece davalıya karşı değil SGK’ya da yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın SGK’ya ihbarını isterken, davalıya ait işyerinin müzik aletleri ve parçaları satılan bir işyeri olup, herhangi bir kişiyle davalının ortaklık ilişkisinin olmadığını, işyerinin babaya ait olduğu hususunun gerçek dışı olup, davacının 2006 yılı öncesi dönemde işyerinde ara sıra uğradığını, 2006 yılı sonrası ise davacının talebi dikkate alınarak işe başlatıldığını (aralık ayı itibariyle 35-40 gün kadar çalıştıktan sonra davacının Üniversite’ye devam edeceğini söyleyerek işten ayrıldığını, daha sonra ara sıra işyerine uğradığını, ayrıca ağabeyine ait …’daki CD alım satımı yapılan işyerinde çalıştığını, taraflar arasında düzenli olarak hizmet akdi ilişkisi kurulmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal dayanağının 506 sayılı kanunun 79 ve 5510 sayılı kanunun 86. Maddelerinin oluşturduğunu, iddianın araştırılması için tespiti istenilen dönemde gerçekleşen bir işyerinin bulunup bulunmadığı, işveren tarafından gerekli belgelerin (işe giriş aylık prim ve hizmet belgesi) verilip verilmediğinin araştırılması yanında, işyeri kayıtları ücret tediye bordro örnekleri gibi hususların da araştırılması, çalışma olgusunun tereddütsüz tespiti gerektiğini, bu tür davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini, işe giriş bildirgesi verilmesinden önceki döneme ait sürenin hak düşürücü süre içinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
1-Davanın kabulü ile;
Davacının davalıya ait … sicil numaralı iş yerinde 02.01.2006 – 20.09.2013 tarihleri arasında kesintisiz olarak günün asgari ücreti üzerinden hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine, karar verildi.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalı vekili ile fer’i müdahil vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verildi.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, 5 yıllık hak düşürücü süreninin dolduğunu, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, tanıkların davacının davalıya ait iş yerinde çalıştığına dair şüpheden uzak beyanda bulunmadığını, tanık beyanlarından işçi işveren ilişkisi mi amca yeğen ilişkisi mi olduğunun ayırt edilemediğini, tanıkların davacıyı arada sırada davacıya ait işyerinde gördüklerini beyan ettiklerini, … kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının 2007-2013 arasında ağabeyi ile birlikte …’lu olarak ticaretle uğraştığını, … … Ticaret Limited şirketince 2007-2013 tarihleri arasında üretilmiş 8 adet CD’nin tamamı üzerinde davacının isminin genel koordinatör olarak geçtiğini, sosyal güvenlik ilkesinin tekliği gereği yalnızca bir statüden sigortalı olunabildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının öğrenci olduğunu, üniversite yazısından davacının devam zorunluluğu bulunduğunun bildirildiğini belirterek; ispatlanamayan davannın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer’i müdahil vekili, yöntemince araştırma yapılmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının kendi nam ve hesabına çalıştığına dair yazılı belgeler bulunduğunu, eksik inceme ile karar verildiğini belirterek istinaf gerekçelerini tekrarlamıştır.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
İnceleme konusu dosyada; davacının 02.01.2006-20.09.2013 tarihleri arasında (bildirilen süreler hariç) çalıştığının tespitini talep ettiği, hizmet cetvelinde 16.12.2006-01.02.2007 tarihleri arasında 47 gün davalıya ait işyerinden sigortalı çalışmalarının bildirildiği, davalıya ait … sicil sayılı dosyada işlem gören işyerinin 01.11.1990-30.11.2007 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, mahiyetinin müzik aletleri satış işyeri olduğu, davalı … …’nun “ses, görüntü cihazları ve aksesuarları perakende satışı” işinden dolayı vergi kaydının devam ettiği, davacının talebine konu dönemde 02.02.2007-30.11.2015 tarihleri arasında, dava dışı “… … Ticaret Limited Şirketi” ortaklığına dayalı olarak, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, 30.01.2007 günlü Türkiye … Gazetesinde yer alan ilana göre; … 1. Noterliğinin 20.12.2006 tarih 10983 sayılı hisse devir sözleşmesi sözleşmesi ile, …’nun, “… … Ticaret Limited Şirketi” nezdindeki hisselerinin tamamını davacıya devrettiği, 11.05.2016 günlü Türkiye … Gazetesinde yer alan ilanda ise, davacının … 3. Noterliğinin 15.04.2014 tarih ve … sayı ile tasdikli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile hisselerinin tamamını …’na devrederek, ortaklıktan ayrıldığı, davacının 31.07.2005-16.02.2006 tarihleri arasında askerlik görevini ifa ettiği, Mahkemece dinlenen komşu işyeri tanık beyanlarına itibarla isteğin kabulune karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının 20.12.2006-15.04.2014 tarihleri arasında dava dışı “… … Ticaret Limited Şirketi” ortaklığının, şirket ortaklığına dayalı 02.02.2007-30.11.2015 tarihlerinde 1479 sayılı Kanun kapsamında … sigortalılığının gerçekliği ve kurum kabulünde olup olmadığı hususu irdelenmeden, talebe konu dönem içerisinde çakışan dönem yönünden 5510 sayılı yasa 53. Madde kapsamında irdeleme yapılmadan karar verilmesi yerinde değildir.
Diğer yandan, 15.07.1981 doğumlu olan davacının askerlik şubesi kayıtlarında, 31.07.2005 tarihinde askere sevk edildiği, 16.02.2006 tarihinde terhis edildiği görülmekle, bu bağlamda askerlik sürelerinin Mahkemenin kabulüne konu dönem içerisinde yer aldığının anlaşılması karşısında, davacı yanın askerlik süresi içerisinde izin kullanıp kullanmadığı, askerlikten ayrılma tarihi araştırılmalı, fiilen askerlik yaptığı dönem açıkca belirlenmeli, toplanan deliller nazarında, değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.