Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/1251 E. 2009/1365 K. 06.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1251
KARAR NO : 2009/1365
KARAR TARİHİ : 06.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 204 ada 14 parsel sayılı 2817,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davacı …, 204 ada 19 parsel sayılı 494,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde taşınmazların ölçümünün hatalı yapıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi gereğince davacının dava sebep ve delillerini dilekçeyle ya da ilk oturumda meşruhatlı davetiyeye rağmen bildirmemiş olması nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Anılan madde gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için davacıya dava sebep ve delillerini bildirmesi hususunun davetiye ile tebliğ edilmiş olması gerekir. Mahkemece davacının 08.04.2008 havale tarihli dava dilekçesinde bildirdiği adrese 3402 sayılı Kanunu’nun 28/2. maddesi gereğince ihtarlı davetiye çıkartılmış; ancak çıkartılan davetiye muhatabın Almanya’da olması nedeni ile adreste bulunan gelini …’a tebliğ edilmiştir. Tebligat Yasası’nın 16 ve Tüzüğün 22. maddesine göre muhatap yerine yakınına tebligat yapılabilmesi için muhatabın, tebligatı alan kişi ile birlikte ve aynı çatı altında oturmakta olması zorunludur. Tebligatı alan kişi, muhatap ile aynı adreste oturmuyor ise tebligatın usulsüz olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda muhatap adına tebligatı alan kişinin muhatap ile aynı çatı altında ikamet edip etmediği anlaşılamadığı gibi dava dilekçesinin tebliğ anında muhatabın adreste bulunmadığı, “Almanya’da olduğu” tebliğ belgesinde açıkça ifade edilmiştir. Hal böyle olunca tebliğ memurunun yukarıda açıklanan ilkelere riayet etmeden yaptığı tebligat, usulüne uygun bir tebliğ işlemi olarak değerlendirilemeyeceğinden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.