Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8539 E. 2022/15846 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8539
KARAR NO : 2022/15846
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
No :

Dava, meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince tarfların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ile davalılar … …. ve Tic. A.Ş. ve … San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.02.1998 tarihinde çalışmaya başladığını, çalıştığı bölümün havasız, taşlamadan doğan çok … nedeniyle oluşan çok dumanlı ortamda çalıştırılması nedeniyle … hastalığına yakalandığının tespit edildiğini, davacının maruz kaldığı kronik hastalık nedeniyle dayanılmaz elem ve acıya maruz kaldığını, 30.000,00-TL maddi tazminat ve 100.000,00-TL manevi tazminatın 19.02.2013 maluliyet tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 13/03/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 338.030,93 TL’ye çıkarmıştır.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile;
-338.030,93-TL net maddi tazminatın, meslek hastalığının tespit tarihi olan 19.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile;
-30.000,00-TL net manevi tazminatın, meslek hastalığının tespit tarihi olan 19.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1–b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının meslek hastalığına yakalandığını, %30,2 oranında malul kaldığını, kusur raporunda davalının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bakiye ömür sürelerinin … tablosuna göre tespit edildiğini, Yargıtay içtihatları ile … tabloları yerine … tarafından belirlenmiş güncel … nazara alınarak bakiye ömrün bu tablodan tespit edildiğini, …’nin, “rücu edeceği” peşin değerleri … tablosuna göre hesaplamaya başladığını, buna göre hesaplanan “rücu” miktarlarının çok yüksek çıktığını, iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle iş mahkemelerinde açılan tazminat davalarında halen …–1931 tablosuna göre yaşam süreleri belirlenirse aradaki önemli fark yüzünden hesaplanan tazminatın, Kurum’un rücu alacağının çok altında kalıp ve işçinin açtığı davada maddi tazminat alacağı hak ettiğinden çok daha düşük çıktığını, davacının bakiye ömrünün 32 yıl olduğunu, alacakların bu husus nazara alınarak hesaplanmışsa da mahkemenin bu itirazı dikkate almadığını; manevi tazminatın düşük takdir edildiğini; bilirkişinin hesaplamayı 2019 asgari ücretini nazara alarak yaptığını, ancak, kararın 2020 tarihinde verildiğini, hesaplamanın karar tarihindeki asgari ücretler nazara alınarak yapılması gerektiğini,
Davalılar …..A.Ş. ve … ..A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; ölüm nedeniyle vekalet sözleşmelerinin kendiliğinden sona erdiğini, …’ın 03.12.2019 tarihinde vefat ettiğini, Yerel Mahkemece 11.03.2020 tarihinde Müteveffa aleyhine hüküm tesis edildiğini, davacının müvekkili şirketlerle iş akdinin sona erdiği 2009 yılından maluliyet oranına esas alınan rapor tarihi olan 19.02.2013 tarihine kadar benzer nitelikte işlerde çalıştığının gözardı edildiğini, bütün zararın müvekkili şirketten tahsilinin hukuken olanaklı olmadığını, davacının maluliyetinin 2009 yılından sonra ortaya çıkmış olması ihtimali de söz konusu iken diğer işverenlerin söz konusu maluliyet oranının ortaya çıkmasındaki ya da artmasındaki payı irdelenmeksizin karara verilmesinin hatalı olduğunu; …’ dan celp edilen kayıtlar incelendiğinde; davacının maluliyetinin tespit edildiği 2013 yılına kadar … … … San. Ve Tic. Ltd. ŞTi.’de 28.07.2009–31.01.2010 tarihleri arasında kaynak işçisi olarak; … … San. Ve Tic. Ltd. Şti.’de 22.02.2010–18.05.2010 tarihleri arasında kaynak işçisi olarak; …. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nde 04.09.2010 tarihinden itibaren halen dahi kaynak işçisi olarak çalıştığını; meydana gelen iş görmezliğinin sadece müvekkili şirkete yüklenmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay uygulamasında da birden fazla işveren nezdinden çalışan işçi için işverenlerin sorumluğunun, çalışma süreleri ve koşulları dikkate alınarak ayrı ayrı belirleneceğinin ve müteselsil sorumluluk ilkesinin uygulanmayacağının açıkça ifade edildiğini; bilirkişi kusur raporu heyetinde kaynakçılık konusunda uzman teknik bilirkişi bulunmadığını, Mahkemece yapılan yargılamanın bu bağlamda da hukuka aykırı olduğunu; taraflara isnat edilen kusur oranlarının kabulünün hatalı olduğunu, müvekkili işverenlerin davacı dahil tüm çalışanlarına mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri usulüne uygun olarak yerine getirdiğini, davacının olayın vuku bulduğu tarihlerde çalışma bölgesindeki zararlar ile ilgili olarak kendi iradesiyle kendi sağlığını koruyabileceği halde, müvekkili şirketler tarafından tedarik edilen tüm materyallerle önlemleri hiçe sayması ve uzun yıllar boyunca günde minimum 20 adet sigara içmesi kendi sağlığına verdiği önemi ispatladığını, bu unsurların tümünün bilirkişi raporunda yer almasına rağmen davacıya sadece %20 oranında kusur isnat edilmesinin yerleşik içtihatlara, kanuna ve hakkaniyete açıkça aykırılık teşkil ettiğini; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından alınan ifadesinde açıkça görüleceği üzere; 13.11.2008–21.11.2008 tarihleri arasında meslek hastalığı ile ilgili tedavisi tamamlandıktan sonra tekrar çalışabilir raporu alarak iş yerinde tozsuz bir bölümde çalışmaya devam ettiğini ve kendisine tüm ekipmanlarım teslim edildiğini ikrar ettiğini, hüküm gerekçesinde davacının açtığı işçilik alacakları davasında net maaşının 1.800 tl olduğunun kabul edildiğinden bahisle davacının maaşının asgari ücretin 3.63 katı olarak kabul edilmesi ve bu şekilde yapılan hesaplamaya itibar edilerek fahiş bir maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu; aktif dönem maddi zarar tazminatı hesabına esas teşkil etmek üzere, davacının emekli olup olmadığının …’dan sorulmadan eksik incelemeye dayalı hesap raporu ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
HMK.’nun 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasının 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur. Bu itibarla, dava sırasında davalının ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Somut olayda, davalı …’ın devam edilen yargılama sırasında 03/12/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Hüküm ise mahkeme tarafından 11/03/2020 tarihli celsede verilmiş, ölü davalının mirasçıları davaya dahil edilmemiştir. Bu nedenle usulüne uygun taraf teşkili sağlandığı söylenemez. Mahkemece davalı …’ın veraset ilamını sunması için davacı vekiline yetki ve süre verilmesi, bundan sonra adı geçen davalının mirasçılarının davaya dahil edilmesi, usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
O hâlde, davalılar …..A.Ş. ve … ..A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davacı ile davalılar …..A.Ş. ve … ..A.Ş.’ın temyiz itirazlarının sair yönleri bu aşamada incelenmeksizin … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak, ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ile davalılar …..A.Ş. ve … ..A.Ş.’ın temyiz itirazlarının sair yönleri bu aşamada incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.