YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/90
KARAR NO : 2009/914
KARAR TARİHİ : 20.02.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 1543 parsel sayılı 75,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile verasette iştiraken davacı … oğlu … ile davalı … oğlu … adına tespit edilmiş ve taşınmaz üzerindeki samanlığın … oğlu …’a ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiş, 101 ada 1569 parsel sayılı 3277,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle betonarme tek katlı ev ve bahçesi niteliği ile davalı … adına tesbit edilmiş ve krokide (A) harfi ile gösterilen evin … oğlu … …’a ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiş, 101 ada 1561, 1574 ve 1656 parsel sayılı 315.10, 256,85 ve 1742,58 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar da, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile çekişmeli 101 ada 1561, 1569, 1574 ve 1656 sayılı parseller toplam 8 pay kabul edilerek 3 payının davacı adına, 5 payının davalı adına tesciline, 101 ada 1569 sayılı parsele ait tutanağın beyanlar hanesinde yer alan şerhin tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, 101 ada 1543 sayılı parselin tesbit gibi tesciline ve tutanağın beyanlar hanesindeki şerhin iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların kök muris …’ten kaldığı ve mirasçıları arasında taksim yapılmadığı kabul edilerek davacının miras payı oranında davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazların kök muris …’ten intikal ettiği, mirasçıları arasında taksim yapılmadığı ve … mirasçılarından Satiye’nin hissesini sattığı … … mirasçılarından bu payı satın aldığı iddiasına dayanmış, davalı ise taşınmazların babaları …’ın ölümüyle taksim sonucu kendisine isabet ettiğini ve uzun yıllardır zilyet olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece, dava konusu taşınmazların tarafların kök murisi …’ten mi ya da babaları …’tan mı intikal ettiği; mirasçıları arasında taksim yapılıp yapılmadığı, taksim yapılmış ise mirasçılardan kimin payına hangi taşınmazların isabet ettiği araştırılmadığı gibi, bir kısım tanık beyanlarında belirtildiği şekilde çekişmeli taşınmazların 1/3’ünü davacının, 2/3’ünü davalının kullanımının neye dayandığı, davalının cevap
dilekçesinde ileri sürdüğü davacı adına tesbit edilen taşınmazların neye dayalı olarak davacı adına tesbit edildiği hususları yeterince açıklığa kavuşturulmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için kök muris …’ten ve tarafların babaları …’tan kaldığı sabit olan tüm taşınmazların ve davalının cevap dilekçesinde belirttiği davacı adına tesbit gören taşınmazların kadastro tutanak örnekleri getirtilmeli, taraflara yeni tanık bildirme imkanı tanınmalı, mahallinde daha önce dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların kök muris … ‘ten mi ya da tarafların babası …’tan mı intikal ettiği, mirasçıları arasında usulüne uygun paylaşma yapılıp yapılmadığı ve ne zaman yapıldığı, çekişmeli taşınmazların kimin payına düştüğü, davacı adına tesbit edildiği belirtilen taşınmazların hangi nedenle davacı adına tesbit edildiği, çekişmeli taşınmazların 1/3’ü davacı, 2/3’ü davalı tarafından kullanılıyor ise bu kullanım şeklinin dayanağının ne olduğu maddi olaylara dayalı olarak sorulup açıklattırılmalı, taşınmazın …’ten geldiği ve terekesinin paylaşılmayıp, iştirak halinde olduğunun saptanması halinde, mirasçılardan Safiye’nin, 3 kişi …’e yapmış olduğu satışın hukuki sonuç doğurmayacağı gözönüne alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.