Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/760 E. 2009/1111 K. 02.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/760
KARAR NO : 2009/1111
KARAR TARİHİ : 02.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 178 ada 3 parsel sayılı 9325.26 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazın ortak muris … Evlendi’ye ait olduğunu öne sürerek mirasçıları adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişme konusu 178 ada 3 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde davacı taraf vekilinin keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, mevcut delillerle de davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 18.3.2008 tarihli celsede mahallinde 6.6.2008 tarihinde saat 15.00’den itibaren keşif yapılabilmesi için, davacı tarafa toplam 296.12 YTL keşif gideri keşif gün ve saatinden evvel yatırmak üzere kesin süre verilmiştir. Keşif masrafı yatırılmadığından 6.6.2008 tarihinde keşfe gidilememiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36.maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık ve teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle, vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Yani tanınan önelin işin yapılması için yeterli ve elverişli olması, ücretin yatırılmasından itibaren tebligat işlemlerinin yapılması için uygun bir süre tanınması gerekmektedir. Sürelerin tayininde Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesi hükmünün mutlak suretle gözönünde bulundurulması gerekir. Hükme dayanak yapılan 18.3.2008 tarihli ara kararında mahkeme heyeti yolluğu, bilirkişiler ücreti, mahalli bilirkişi ve araç ücreti gösterildiği halde, mahkeme heyeti yolluğu ayrı ayrı kalemler halinde belirtilmediği, tanıklar için ücret ve yerel bilirkişiler ile tanıklar için tebliğ masrafı gösterilmediği gibi, masrafın yatırılması için bilirkişi adayı ve tanıklara çıkartılacak davetiyeler için ayrılan süre de yeterli bulunmamaktadır. Zira davacı tarafa keşif gün ve saatine kadar keşif masrafını yatırmak üzere süre verilmiş olması nedeniyle keşif masrafının sürenin son
günü olan keşif tarihinde yatırılmış olması halinde, mahalli bilirkişi ve tanıklara keşif mahallinde hazır bulunmaları için tebligatların çıkartılması ve tebliğ edilmesi imkansızdır. Kaldı ki mahalli bilirkişi ve tanıklar için tebliğ gideri ve tanıklar için de ücret belirlenmemiştir. Yeterli olmadığı açıkça belli olan ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde de isabet bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için; Mahkemece hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanıklar ve teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde tek tek gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için davacı tarafa makul bir süre tanınmalı, tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin olmasına dikkat edilmeli, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Yasaya uygun olmayan ihtar sonucu davanın reddine karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.