Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11119 E. 2022/15325 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11119
KARAR NO : 2022/15325
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği üzere davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

5510 sayılı … Kanunu’nun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. “Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır. Bu nedenle, sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasa’nın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
İnceleme konusu davada; davacı … Grubunda 01.05.1993 tarihinde gazeteci olarak işe başladığını, halen milliyet gazetesi yazı işlerinde sayfa editörü olarak çalıştığından bahisle 01.05.1993-01.10.1996 tarihleri arasındaki çalışmalarının, 1997-2004 yılları arasında eksik gösterilen sigortalılığının tespiti ile maaşının bir bölümünün de telif ücreti adı altında ödenerek kuruma eksik bildirim yapıldığından bu tarihler arasında kuruma eksik bildirilen prime esas kazancının tespit edilmesini talep etmiş, davanın reddine dair önceki karar Dairemizin 2017/4629 Esas, 2018/9036 Karar sayılı, 07.11.2018 tarihli ilamıyla çalışmanın geçtiği dönemdeki işveren veya işverenler tespit edilerek, HMK’nın 124. madde gereğince davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği yönünden bozulduğu, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargitay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usuli kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Bu hukuki müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve istenilenler kapsamında işlem yapmak ve hüküm kurma zorunluluğunu getirir.
Somut dosyada, hakkında hüküm kurulan …., … A.Ş.’nin tüzel kişiliklerinin sona erdiği, devir ve birleşmeler suretiyle tüzel kişilikleri sona ermesine rağmen aleyhlerinde hüküm kurulması yerinde değildir. Bu nedenle devir ve birleşmeler sonucu oluşan şirket ve şirketler tespit edilmeli, davacının çalıştığını iddia ettiği dergilerin hangi yayın kuruluşuna ait olduğu ve bu yayın kuruluşunun son hali belirlenmeli, tespit edilecek şirket HMK’nın 124. madde gereğince davaya dahil edilmeli, bu şekilde taraf teşkili sağlanmalı ve elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 01.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.