YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4340
KARAR NO : 2022/8474
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21.02.2019 tarih ve 2018/452 E- 2019/46 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 31.12.2020 tarih ve 2019/805 E- 2020/1258 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1971 yılında İstanbul’da kurulduğunu, Türkiye’nin ilk ve en köklü pamuk üreticilerinden birisi olduğunu, 1971 yılından bu yana yoğun emek ve sermaye gerektiren çalışmalar sonucunda “İPEK” ve “İPEK” esas unsurlu markalarını belli bir tanınmışlık seviyesine getirdiğini, 19.08.2013 tarihinde “İPEK” ibaresinin 03, 05, 16, 21, 24 ve 35. mal ve hizmet sınıflarında tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, 2013/70024 numaralı marka başvurusunun davalı Kurumca 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca kısmen reddedildiğini, marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin karara itiraz ettiklerini, yapılan itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddolunduğunu, oysa kısmi redde mesnet markalar ile müvekkili başvurusu arasında, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında hem sınıflar hem de işaretler bakımından ayniyet, aynı türden olma veya ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin söz konusu olmadığını, müvekkilinin başvuru konusu ibare üzerinde önceki tescilli markalarından kaynaklanan kazanılmış hakkının bulunduğunu, müvekkilinin başvurusunun, başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetler yönünden ilan edildiğini, davalı şirketlerce ilana yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabul edilerek marka başvurusundan, “Hijyen sağlayıcı ürünler (pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri); Tıbbi amaçlı pamuklar, diş hekimliğinde kullanılan pamuklar, pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı malzeme emdirilmiş pamuklar, antiseptik pamuk, emici tıbbi amaçlı pamuklar, aseptik pamuk, bu malzemelerle emdirilmiş pamuklar, pedler, bezler” emtiasının çıkarıldığını, bu karara yaptıkları itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa itiraza mesnet markalarla müvekkili başvurusu arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olmadığını, ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin 1993 yılından bu yana tescil hakkını elde ettiği tüm markalarında “ipek” ibaresinin oluşunun, seri marka yaratma iradesi içinde olduğunu gösterdiğini, 148613 ve 2006/50388 sayılı markaları nedeniyle kazanılmış hakka sahip olduğunu, söz konusu markaların, her tür formdaki pamuk ürünleri için koruma altında bulunduğunu, mal ve hizmet sınıflarında yapılan değişiklikler sonucu pamuk emtiasının bir kısmının, 05. ve 21.sınıflar kapsamında yer aldığını, dolayısıyla müvekkil firmanın kazanılmış hakkının kapsamına bu sınıflardaki pamuk emtiasının da girdiğini ileri sürerek, YİDK’in 25.02.2016 tarih ve 2016-M-2121 sayılı kararının iptaline, müvekkiline ait marka başvurusunun tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvurusu ve kısmi red kararının gerekçesi olarak gösterilen markalar arasında, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı tarafın, İPEK markasını, uzun süreden beri kullandığı anlaşılmakta ise de, bu kullanımın, davacıya ait önceki tarihli markaların tescil kapsamı olan 03. sınıfta yer alan “Hidrofil Pamuk” ve yine 03. sınıftaki “zigzag, rulo veya başka şekillerde paketlenmiş hidrofil pamuk” emtiası ile sınırlı olduğu, nitekim markanın tescil edilmediği başka mal veya hizmet sınıfları için kullanıldığına ve bu şekilde ayırt edicilik kazandığına ilişkin dava dosyasında herhangi bir bilgi veya belge yer almadığı, iptali talep edilen YİDK kararında davacının kazanılmış hak iddiasının göz önüne alındığı ve bu hususun itiraz edilen Markalar Dairesi Başkanlığı kararında belirtildiği hususuna yer verildiği, davacıya ait marka başvurusundan, “zigzag, rulo veya başka şekillerde paketlenmiş hidrofil pamuk” emtiası hariç olmak üzere kısmi red kararının verildiği, dolayısıyla Kurum kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu başvurunun, kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri uyarınca reddedildiği, yalnızca aslında başvuruda ayrıca yazılmamış olan “zigzag, rulo veya başka şekillerde paketlenmiş hidrofil pamuk” malları yönünden marka olarak tescil edildiği, oysa Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 25/09/2019 tarih, 2018/3941 Esas, 2019/5827 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, marka başvuruları Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Uluslararası Nice Protokolü’ne göre hazırlanan ve açıklanan mal ve hizmet sınıfları yönünden tescil edilebilip, hükümsüz kılınabildiği halde davalı Kurum tarafından bu kurala aykırı olacak biçimde, başvuru kapsamında ayrıca yer almayan “zigzag, rulo veya başka şekillerde paketlenmiş hidrofil pamuk” malları yönünden başvurunun tescilinin doğru olmadığı, başvuruya konu markada yer alan işaretle davalı kurumca redde mesnet olarak gösterilen markalarda yer alan işaretlerin 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca başvurunun reddedilebilmesi için marka kapsamlarındaki mal/hizmetlerin, aynı ya da aynı tür olmaları gerektiği, burada, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesinden farklı olarak mal ve hizmetler arasında benzerlik değil, aynılık ya da aynı tür olma koşulu arandığı, davalı kurumca başvuru kapsamından 35/5. sınıfta yer alan mağazacılık hizmetleri çıkartılmış ise de, redde mesnet alınan markaların hiçbirisinin, 35/5. sınıfta çeşitli malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri emtiasında tescilli olmayıp, redde mesnet markalardan bazılarının genel mağazacılık hizmetlerde tescilli olduğu, bu durumda ancak başvurunun ilanı üzerine itiraz olması durumunda aynı KHK.’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik araştırması yapılabileceği, bu nedenle belirtilen hizmetler yönünden başvurunun 7/1-b. maddesine göre reddedilmesinin doğru olmadığı, kalan mal ve hizmetler yönünden ise 7/1-b. maddesi anlamında aynı veya aynı tür olma koşulunun sağlandığı, davacı adına tescilli 148613 sayılı “İpek İdrofil Pamuk” ibareli, 3. sınıfta yer alan “Hidrofil pamuk” emtiasını kapsayan, 2006/50388 sayılı “İpek+şekil” ibareli, “zigzag, rulo veya başka şekillerde paketlenmiş hidrofil pamuk” emtiasını kapsayan markalar bulunduğu, 2006/50388 sayılı markanın 27.01.2009 tarihinde tescil edilmesi nedeniyle dava konusu başvuru tarihi itibariyle markanın uzunca süre kullanılması şartının gerçekleşmediği, dolayısıyla bu markaya dayalı bir müktesep hakkın bulunmadığı sabit ise de davacı adına tescilli 148613 sayılı marka yönünden bu durumun geçerli olmadığı, bu markanın başvuru yönünden müktesep hak sağlayacak nitelikte olduğu, dava konusu başvuruda, bu markanın asli unsuru korunmuş olup, müktesep hak için gerekli bu şartın da sağlandığı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2011/8544 esas, 2013/11238 karar sayılı ilamında da, davacının 148613 sayılı markası nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunun kabul edildiği, son olarak, marka kapsamlarının değerlendirmesinin gerekli olduğu, davacının 148613 sayılı markasının kapsamında “Hidrofil pamuk” mallarının yer aldığı, Markalar Dairesi Başkanlığının 30.03.2017 tarihli yazısında, 3. sınıfta yer alan pamuk emtiasına hangi formda olduğuna dair bir ibare eklenmediği, bu sınıfa dahil her tür formdaki pamuk ürünlerini kapsadığının bildirildiği, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da, davacının “İPEK” markasını uzunca süredir marka kapsamındaki mallar üzerinde kullandığının açıklandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2014 tarih, 2013/12903 esas, 2014/2389 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, müktesep hakka dayanak markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerle çok sıkı ilişkili mal ve hizmetler yönünden de müktesep hakkın varlığı kabul edilmesi gerektiği, buna göre, davacının 148613 sayılı markasının kapsamında “hidrofil” pamuk emtiasının bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı yazısında da belirtildiği üzere 3. sınıfta yer alan pamuk emtiasının hangi formda olduğuna dair ayrıntının olmadığı, bu sınıfa dahil her tür formdaki pamuk ürünlerini kapsadığı gözetildiğinde, davacının 3. sınıfta yer alan tüm pamuk türleri yönünden müktesep hakkının bulunduğu, seri marka uygulamasının istisna olması, eski markanın kapsamının genişletilmemesi gerektiği, davacının kullanımını da dikkate alındığından 3. sınıfta yer alan pamuk emtiası dışında kalan mallar yönünden müktesep hakkının bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu YİDK kararının “Pamuklar, kozmetik amaçlı pamuklar, makyaj temizleme pamukları, kozmetik solüsyon emdirilmiş pamuklar, kulak temizleme çubukları, deterjan veya temizlik malzemesi emprenye edilmiş pamuklar” malları yönünden de yerinde olmadığı, YİDK’in 8/1-b maddesi anlamındaki değerlendirmesinin ise isabetli olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının 3. ve 35. sınıfta yer alan ve kararda tek tek gösterilen mal ve hizmetler bakımından iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.