YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4116
KARAR NO : 2009/1207
KARAR TARİHİ : 03.03.2009
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının aidat borcunu ödemediğini ve toplam 7.522,02-YTL’nin tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin kooperatife borcunu ödediğini ve ayrıca hesaplamanın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davacının genel kurul kararları ile kararlaştırılan aidat ve gecikme faizi borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 6.105,00-YTL asıl alacak ve 1.205,25-YTL işlemiş faiz borcu üzerinden itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, toplam alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif aidat borcunun tahsiline yönelik olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, İİK’nın 67. maddesine göre bu davanın takibe itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede açılması ve bunun da mahkemece re’sen araştırılması gereklidir. Somut olayda, 02.06.2005 tarihinde takibe itiraz edilmiş, itirazın iptali davası ise 12.07.2006 tarihinde açılmıştır. Bu durumda mahkemece, davalının takibe itirazının davacı tarafça ne zaman öğrenildiği araştırılarak, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının denetlenmesi ve bunun sonucuna göre esasa girilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, ana sözleşmeye göre kural olarak nisan ayı aidatı mayıs ayı sonunda muaccel hale geleceği için, bu hususta bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazın denetlenmemesi de doğru olmamıştır. Davacı vekilinin temyizine gelince; davanın kooperatif aidat alacağına ilişkin olmasına ve kooperatif genel kurullarında gecikme faizi oranlarının belirlenmiş olmasına göre, takip tarihinden sonra işleyecek olan faiz bakımından da genel kurulda belirlenen oranlarda faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, bu hususta yasal faize hükmedilmesi de hatalıdır. Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 03.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.