Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/4972 E. 2009/6025 K. 01.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4972
KARAR NO : 2009/6025
KARAR TARİHİ : 01.10.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 1047 ada 31 parsel sayılı 16684,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davalıya ait tapu kapsamında kaldığı, Hazineye ait tapu kaydının ise taşınmazın bir bölümüne uyduğu, tapu tesisinden itibaren geriye doğru davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, değerlendirme de dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalarda 28.06.1962 tarihli belirtmelik tutanağının 562 parseli için 25.06.1953 tarih ve 111 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak ve miktar fazlası bulunduğu belirtilerek bu parselin 1147 ve 1148 nolu parsellere ifraz edildiği, 1147 parselin tapu kaydı miktarı olarak … adına belirlendiği, daha sonra kayden satış yolu ile davalı tarafa geçtiği, 1148 sayılı parselin ise miktar fazlası olarak 27.12.1962 tarih ve 473 sıra numaralı tapu kaydı ile Hazine adına tapuya bağlandığı ve Hazinenin de bu tapu kaydına dayanarak dava açtığı anlaşılmaktadır. Davalının dayandığı ve 25.06.1953 tarih ve 111 sıra numaralı tapudan gelen 13.12.1989 tarih ve 14 sıra numaralı tapu kaydı Ahlat Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.01.1953 tarih ve 952/95 esas, 953/5 karar sayılı ilamı ile oluştuğu halde Mahkemece tapu dayanağı tescil ilamı ve krokisi ile Hazineye ait tapu kaydı dayanağı tevzi haritaları birlikte uygulanarak kapsamları belirlenmemiş, tescil davasında Hazinenin taraf olup olmadığı incelenmemiştir. Tescil ilamı ile oluşturulan davalı tapusunun tesis tarihi ile Hazine tapusunun tesis tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmadığı ve tapu kaydı miktar fazlası için Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu gözetilerek miktar fazlasının zilyetlikle kazanılamayacağı değerlendirilmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle Hazine tapusunun dayanağı belirtmelik tutanağı ve haritası ile davalı tapusunun dayanağı tescil ilamı ile varsa haritası getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi ve teknik bilirkişi huzuru ile keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında tarafların dayandığı tapu kayıtları ve haritaları kadastro paftasıyla ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle uygulanıp kapsamları 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmeli, davalı tarafın dayanağı tescil krokisinin bulunamaması veya bulunup da, uygulanma kabiliyetinin bulunmaması halinde tapu kaydı hududunda yazılı sınırlar krokide işaretlettirilmeli ve tapu kaydının hudutlarında doğusu … tarlası, batısı… tarlası, kuzeyi … …tarlası ve güneyi … tarlası olarak okunan sınırların sabit sınır olup olmadığı değerlendirilmelidir. Belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda, sınırların sabit olduğunun tespit edilmesi halinde kaydın miktarına bakılmaksızın, sınırları ile geçerli olacağı düşünülerek davalı tarafın tapu kaydı ve tescil krokisi kapsamında kalan bölümün davalı adına; sınırların gayri sabit olduğunun veya bir kısım sınırların zeminde mevcut olmadığının belirlenmesi halinde ise davalı dayanağı tapu kaydının miktar fazlası için oluşturulan Hazine tapusunun kapsamında kalan bölüm üzerinde sürdürülen zilyetliğin tescil tapusunun ihdas tarihinden Hazine tapusunun tesis tarihine dek 20 yıllık süreye ulaşmamış olması nedeniyle bu bölümün Hazine adına tesciline karar verilmeli; yapılan uygulama sonunda her iki tapu kaydının da kapsamları dışında kalan bölümler olduğunun anlaşılması halinde, bu bölüm üzerinde davalı yararına kadastro tespit tarihine dek; 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.