YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2885
KARAR NO : 2022/7854
KARAR TARİHİ : 07.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12.07.2017 tarih ve 2015/1053 E- 2017/772 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 28.01.2021 tarih ve 2018/388 E- 2021/178 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 03/08/2010 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, akaryakıt alımı ve satımı hususunda cari hesap anlaşması bulunduğunu, işbu cari hesaba dayanarak davalı tarafından cari hesap dışı cezai şart alacağından bahisle 340.151,00 TL’nin ödenmesi talebini içerir ihtarname gönderildiğini, cevaben davalıya cari hesap borcunun bulunmadığı ve cari hesap dışındaki borçların da kabul edilmediğinin bildirildiğini, cari hesapla ilgili cezai şart kararlaştırılmasının Yargıtay’ın çeşitli içtihatlarına göre mümkün olmadığını, müvekkili ile davalı arasında 21/05/2014 tarihinde yapılmış cari hesap teminat sözleşmesi ile davalı şirkete cari hesap borcuna karşılık Akbank … Şubesinin 25592 hesap numaralı 9081870 numaralı 800.000,00 TL tutarlı keşidecisi Özden Petrol Ürünleri Tic. Ltd. Şti. olan çekin teslim edildiğini, sözleşmenin diğer maddeleri ile çekin başkaca bir amaçla kullanılamayacağı ve ciro edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında kesinleşmiş bir cari hesap borcunun mevcut olmaması nedeni ile teminat olarak verilmiş çekin işleme konulmasının mümkün olmadığını ileri sürerek davalıya teminat olarak verilmiş Akbank … Şubesine … çek numaralı 800.000,00 TL tutarlı çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat olarak verilmiş çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akaryakıt istasyonunun (BPET) kurumsal kimliği altında işletilmesi amacıyla 18/09/2010 tarihli istasyonlu akaryakıt bayilik sözleşmesi ile 03/08/2010 tarihli ön protokol akdedildiğini, ayrıca 18/09/2010 tarihli bir taahhütname tanzim ve imza edildiğini, taahhütnamenin 2. maddesi uyarınca sözleşme süresi içinde anılan istasyonda her yıl için 2000 m3 beyaz ürün ve 1 ton madeni yağın satın alınacağının davalı tarafça taahhüt edildiğini, 10. maddesinde taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %5’nin cezai şart olarak ödeneceğinin, ödenmemesi halinde teminatlardan tahsil edileceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, bayilik sözleşmesinin 1.2.3. ve 4. periyotlarında eksik alım yapıldığını, eksik alım nedeniyle toplam cezai şart borcunun 340.151,17 TL olarak hesap edildiğini ve müvekkilinin … 32. Noterliğinin 19/03/2015 tarih 8833 yevmiye numaralı ihtarı ile dava açılmadan önce davacıya bildirildiğini, dava tarihi 04/05/2015 tarihi itibariyle akaryakıt alım satımından kaynaklı cari hesap borcunun 23.557,00 TL olduğunun tespit edildiğini, borcun ödenmemesinin sözleşmenin esaslı şekilde ihlali anlamına geldiğini, müvekkilinin sözleşmede öngörülen seçimlik yaptırımları uygulama hakkına sahip olduğunu, iptali talep edilen çekin taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verildiğini, çekin iptali talebinin hukuki dayanağı olmadığını, taraflar arasında ürün alım satımı ve cari hesap ilişkisinin sürdüğünü, dolayısıyla çekin teminat olma vasfının devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesinin 18/09/2010-18/09/2015 tarihleri arasını kapsadığını, 06/08/2010 tarihli taahhütname ile de davacının bu sözleşme kapsamında her yıl için 2000 m³ beyaz ürün, 1 ton madeni yağ alıp satmayı kabul ve taahhüt ettiği, sözleşme tarihinden itibaren yılda 2000 m³ beyaz ürün, 1 ton madeni yağ satma taahhüdünü yerine getirememesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5’ini davalıya cezai şart olarak ödeyeceğini kabul ettiği, ancak ticari ilişkinin başladığı 2010 yılından itibaren her bir yıl için taahhütle belirtilen asgari alım taahhüdüne uyulmaması durumunda davalı sağlayıcı firmanın izleyen yılda henüz mal vermeden önce davacıya ihtirazı kayıt bildirip bildirmediği, taahhüde aykırı davranılan yılı takip eden yeni yıldaki ilk mal faturasında yada irsaliyede bu konuda şerh düşüp düşmediği hususlarının da değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, 2010 yılından itibaren davacının her bir yıl için taahhüt ettiği ürün alımlarını gerçekleştiremediği belirlendikten sonra, davalı sağlayıcının izleyen yılda düzenlediği ilk fatura veya irsaliyeye bu konuda şerh düşmediği, davalının 19/03/2015 tarihinde gönderdiği ihtarnameden önce 5.dönemin başlangıcında düzenlediği ilk faturada da ihtirazi kayıt bulunmadığının (19/09/2014 tarih, 134771 nolu fatura) bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalının taahhüde aykırı davranılan yılı izleyen yılda davacıya mal vermeden önce ihtirazi kayıt bildirdiğine dair bir savunmasının olmadığı gibi delil de sunulmadığı, bu durumda davalının ihtarnamede sözleşmenin başlangıcından itibaren 4.dönem için cezai şart talep edemeyeceği, davacının ihtarname ile istenen cezai şart tutarınca davalıya borçlu olmadığının kabul edildiği, ihtarname ile talep edilen bir diğer alacak kaleminin ise cari hesaptan doğan 89.338,72 TL’nin tahsili olduğu, iki tarafın defterlerinde de ihtarname tarihi itibariyle davacının davalıya 22.707,53 TL borçlu olduğunun bilirkişilerce ayrı ayrı tespit edildiği, ihtarnameden bir gün önce davacının davalıya 66.631,19 TL ödeme yaptığı ve bu tahsilatın davalı kayıtlarında mevcut olduğu Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınan ilk bilirkişi raporunda da belirlendiği davalının bu durumda ihtarname tarihi itibariyle davacıdan talep edebileceği cari hesap alacağının 22.707,53 TL olduğu, her ne kadar davacının cari hesap borcunun olmadığını iddia etmiş ise de, kendi defter kayıtlarıyla borcunun 22.707,53 TL olduğu belirlendiğinden bu tutar için açtığı davanın reddi ile ihtarnamede talep edilen 89.338,72 TL – 22.707,53 TL= 66.631,19 TL cari hesap borcu bulunduğu, davacı tarafça davalıya verilen 800.000,00 TL bedelli çekin iptali de istendiği, bu çekin 21/05/2014 tarihli cari hesap teminat çeki sözleşmesi kapsamında verildiği, sözleşmeye göre davacının cari hesapla ilgili ödeme yapmaması halinde davalının bu çeki takibe koyabileceği kabul edildiği, ihtarname tarihi itibariyle davacının bir kısım cari hesap borcu olduğu gibi, dava tarihi itibariyle ve sonrasında da tarafların sözleşme ilişkisinin sürdüğü, davalının mal vermeye devam ettiği, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarında davalıya dava tarihi itibariyle 23.557,53 TL cari hesap borcu bulunduğunun kayıtlı olduğu, davalı vekilinin de cevap dilekçesinde davacının dava tarihi itibariyle bu tutar kadar borçlu olduğunu açıkladığı, dolayısıyla çekin teminat olma vasfının dava tarihindeki koşullar itibariyle sürdüğü anlaşılmakla davacının çeke ilişkin talebi yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 340.151,17 TL cezai şart alacağı bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 89.338,72 TL cari hesap alacağından ihtarname tarihi itibariyle davacının davalıya 22.707,93 TL cari hesap borcu bulunduğu belirlenmekle bakiye 66.631,19 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine yine davacının 800.000,00 TL bedelli çekin iptali yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında 18.09.2010’da yürürlüğe girmek üzere 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği ve dava tarihi itibarı ile akdi ilişkinin devam ettiğinin ihtilafsız olduğu, davacı vekilinin, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/805 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmamasının hatalı olduğunu istinaf istemi olarak ileri sürmüş ise de; yargılama sırasında incelenen ilgili dosyadaki davanın işbu davadan sonra 13.07.2015 tarihinde açıldığı, dava konusunun 18/09/201-18/09/2014 tarihleri arası cezai şart ve kar mahrumiyetine ilişkin olduğu dikkate alındığında mahkemece ilgili davanın bekletici mesele yapılmamasının yerinde bulunduğu, davalının cezai şarta ilişkin istinaf istemine gelince; YHGK.’nun 20.01.2013 tarih 2012/19-670 E. ve 2013/171 K. S. kararında ve (kapatılan)Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere davalının cezai şart talep edebilmesi için takip eden yılda henüz mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, davalı tarafça 19.03.2015 tarihli ihtarname ile 18.09.2010-18.09.2014 tarihleri arasındaki 4 dönem yönünden cezai şart ödenmesi talep edildiği, 5. dönem için haklar saklı tutulmuş ise de ihtarname tarihine değin çekince konmadan ifaya devam edildiği, dava tarihi olan 04.05.2015 itibarı ile 5.dönemin ve ticari ilişkinin devam ettiğinin görüldüğü, bu durumda davacının cezai şarta ilişkin menfi tespit isteminin kabulü yerinde olduğu, davalı vekili akaryakıt sektörü alanında uzman bilirkişiden rapor alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; mahkemece tarafların ticari defter incelemesi yönünden mali bilirkişi incelemesi yapıldığı ve bu incelemeye göre faturalara ihtirazi kayıt konulmadan ticari ilişkinin devam ettiğinin tespit edildiği dikkate alınarak karar verilmesi yerinde olduğu yerleşik içtihatlar gereğince ayrıca akaryakıt sektörü uzmanından rapor alınması gerekli olmadığından bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında; ihtarname tarihi olan 19.03.2015 itibarı ile davalının 22.707,53TL cari hesap alacağının olduğu, bu hususta her iki tarafın defter kayıtlarının örtüştüğü dikkate alınarak bu yöndeki talebin kısmen kabul edildiği, ancak davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu ve dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerektiği, davalı taraf ticari defterlerine göre; dava tarihinde 96.289,41 TL alacaklı olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de; davacının defterlerine göre dava tarihinde 23.557,53TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin de davaya cevap dilekçesinde “dava tarihi 04/05/2015 tarihi itibariyle akaryakıt alım satımından kaynaklı cari hesap borcunun 23.557,00 TL olduğunu” açıkça beyan ettiği dikkate alındığında bu miktarın bakiyesi yönünden menfi tespit talebinin kabulü gerekirken salt ihtarname tarihine göre değerlendirme yapılmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının bu yönü ile kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, davacının 340.151,17 TL cezai şart alacağı bakımından davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının dava tarihi itibarı ile davalıya 23.557,00 TL cari hesap borcu bulunduğu belirlenmekle, davacının dava tarihi itibarıyle dava konusu 89.338,72 TL cari hesap alacağının bakiye 65.781,72 TL’si yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla istemin reddine, davacının 800.000,00 TL bedelli çekin iptali yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 20.796,96 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 07/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.