YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2106
KARAR NO : 2006/3966
KARAR TARİHİ : 27.06.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK.nun 277 ve izleyen maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış olup, borçlu davalının taşınmaz ve taşınmaz payı temlikleri niteliğindeki tasarruflarının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından Bulancak İcra Müdürlüğü’nün 2003/108 takip sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilâmlı icra takibi kesinleşmiş ve takibi yürüten icra müdürlüğünce haciz uygulaması yapılarak borçlu davalı hakkında 12.11.2003 tarihli haciz tutanağı düzenlenmiştir. Borçlu davalının icra müdürlüğüne sunduğu 05.03.2003 tarihli dilekçesi kapsamıyla birlikte incelendiğinde, haciz tutanağının İİK.nun 105/2. maddesi gereğince “geçici aciz” belgesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki akit tablolarına göre; borçlu … …’ın, Bulancak İlçesi Park Sokakta bulunan 26 parseldeki 1 nolu deponun 1/3 hissesini, 2 nolu dükkanın 1/3 payını, 5 nolu meskeni ve yine aynı yerdeki 33 parselde bulunan 16/160 arsa paylı 9 numaralı dükkanını; aynı ilçe Buruncu Köyü’nde bulunan 95 ve 203 parsel sayılı taşınmazlarını, 26.02.2003 tarihinde kayden davalılardan … …’a satmış olduğu sabit olduğu gibi; 03.12.2003 tarihinde de aynı taşınmazlar resmi satış yoluyla davaya dahil edilen …’na … … tarafından temlik edilmiştir.
İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde borçlunun iptâl edilebilecek tasarrufları sınırlı olarak sayılmış değildir. Yasa hükümleri iptâle tâbi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptâle tâbi olduğu hususunun belirlenmesini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. madde 281). Mahkemece tüm tasarruflar değerlendirilerek, İİK.nun anılan maddelerinden hangisine dayalı olarak davacı tarafça iptâl istendiğinin belirtilmesinde zorunlu olmadığı gözetilerek, yasal koşullar oluşmuş ise, borçlu tasarruflarının iptâline karar verilmesi gerekir. Somut olayda, bilirkişi kurulu incelemesi sonucu alınan raporda temlik tarihi itibariyle kayden 400 milyon TL.ya satılan 95 parselin gerçek değerinin 8.803 YTL, 203 parselin ise 16.512 YTL olduğu açıklanmış olup, İİK.nun 278/3-b.2 hükmü gereğince kayden satış değeri ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunduğundan borçlu davalı ile davalı … arasındaki bu tasarrufların iptâli gerekir. … … tarafından taşınmazların temliki yapılan davalı …’nun kötüniyetli iktisap eden olmadığının saptanması durumunda ise, İİK.nun 283/2. maddesi hükmü gereğince … …’ın davacının asıl alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere bu taşınmazların rayiç bedelleriyle sorumlu tutulması zorunlu olur. Ancak, tanık açıklamaları, borçlu ile borçludan temlik alan davalılarla yapılan kira sözleşmeleri birlikte değerlendirildiğinde davalılar … … ve …’nun İİK.nun 4949 sayılı Yasa ile değişik 280/1. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere; borçlu …’nın malvarlığının borçlarına yetmediği halde tasarruf konusu taşınmazlarını temlik ettiğini, borçlunun içinde bulunduğu mali durumunu ve alacaklılarına zarar vermek kastıyla hareket ettiğini bildikleri sonucuna varılmaktadır. O halde, İİK.nun 280/1. maddesi hükmünde öngörülen koşullar gerçekleştiğinden davacının alacak ve alacağının ferileriyle sınırlı olmak üzere dava konusu tasarrufların iptâline karar verilmesi gerekirken; yasal olmayan gerekçelerle mahkemece, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı lehine BOZULMASINA, 27.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.