YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3714
KARAR NO : 2006/4435
KARAR TARİHİ : 13.07.2006
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, taraflar arasında yapılan ve niteliğince Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere; bir (eser) sözleşmesi niteliğinde olan 02.08.2000 tarihli sözleşmeye dayalı olarak açılmış olup, bakiye iş bedelinin ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşme, iş sahibi sıfatıyla “…., Blok Kat Malikleri Onarım Heyeti” olarak davalılarca imzalanmıştır. Sözleşmenin 6. maddesi, “Hazırlanacak imalât ve ihracat hakedişlerine göre işverenin devletten alacağı %30, %40 ve %20’lerin yardımların alındığı tarihlerde bakiye kalanın inşaat süresinde kat maliklerinden alınmasına müçkip ödeme yapılacaktır” hükmünü içermektedir. Yargılama sırasında da davacı vekili, davayı tüm kat maliklerine yöneltmek için mahkemeden süre verilmesini istemiştir. Davalı vekili de 08.03.2006 tarihli cevap dilekçesinde yanlar arasındaki sözleşmenin kat malikleri adına ve kat malikleri kurulunun vermiş bulunduğu yetkiye dayanarak imzalanmış olduğunu bildirmiştir. Tarafların açıklamalarıyla sözleşme kapsamı birlikte incelendiğinde; davaya dayanak alınan sözleşmenin kat maliklerini temsilen davalılarca imzalanmış olduğu sonucuna varılmaktadır. Sözleşmelerin temsilen yapıldığının kabul edilebilmesi için iradeye bağlı olarak temsil olunan tarafından yetki verilmesi zorunludur. Sözleşmenin temsil olunanı bağlayıcı olabilmesi, temsil olunanın az yukarıda açıklanan şekilde temsilciye yetki yada sonradan onay (icazet) vermesine bağlıdır. Kat malikleri, paydaş ya da ortaklarca alınan ana taşınmazın onarımına yönelik kararlarla, kararlara katılanların ve katılmayanların, yüklenici ile “eser” sözleşmesi yapması için kararların uygulanmasını sağlamak amacıyla görevlendirilenlere “temsil yetkisi” vermiş sayılacaklarının kabulüne hukuksal olanak yoktur. Çünkü, temsil olunan kimse hukuksal işlemden doğan temsil yetkisini her zaman daraltabilir veya kaldırabilir (BK.md.34/1). Vekalet sözleşmesi gereğince temsil yetkisi verilmişse Borçlar Kanunu’nun 396/1. maddesi gereğince, vekillikten çıkarma her zaman olanaklıdır. Oysa, kararı alanlara yahut katılmayanlara bu yetkilerin tanınması ve onlar tarafından kullanılması durumunda kararların uygulanması da olanaksız hale gelir. Kaldı ki, Borçlar Yasası’nın 34/2. maddesi gereğince temsil edilenin bu “daraltma ve kaldırma” hakkında önceden vazgeçmesi dahi geçersizdir. Bu hukuksal nedenle davalılara kat maliklerini temsilen husumet yöneltilemez ise de; davalıların da kat maliklerinden oldukları sabit bulunduğuna göre, davacının ana taşınmaza yaptığı işlerden ötürü kat maliki sıfatıyla sorumluluğu bulunduğundan mahkemece uyuşmazlığın esasına girilerek ve davalıların sorumluluk derecesi ve tutarı belirlenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davacının, ana taşınmaza yaptığı işlerden ötürü dava dışı kat maliklerine karşı ileri sürülebileceği hakları mevcut ise, tüm bu haklarının saklı olduğu kuşkusuzdur. Açıklanan bu hukuksal nedenlerle davalılar hakkında açılan davada uyuşmazlığın esası incelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.