Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/10091 E. 2009/699 K. 13.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10091
KARAR NO : 2009/699
KARAR TARİHİ : 13.02.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 435, 436, 438, 439, 440, 445 ve 446 parsel sayılı 1358, 2165, 3486, 1322, 793, 878 ve 1460 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, vergi kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazların tespit edilen yüzölçümlerinin vergi kayıtlarındaki miktarlardan fazla olduğunu, hudutların genişletilmeye müsait olduğunu, ayrıca taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden Hazine’ye kaldığını belirterek taşınmazlardaki kayıt miktar fazlalarının Hazine adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 438, 439 ve 440 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine, 435 ve 436 parsel sayılı taşınmazların tespit malikleri … mirasçıları adına, 445 ve 446 parsel sayılı taşınmazların tespit maliki Habibe Kalfa’nın mirasçıları adına miras payları oranında tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, davalılar lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği, çekişmeli taşınmazlara uygulanan vergi kaydının sabit sınırlı olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Tespitte uygulanan vergi kayıtları ve davalıların dayandıkları tapu kaydı yöntemince uygulanmamış, taşınmazın niteliği ve kıyı kenar çizgisi uygulaması hususunda uzman bilirkişilerden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, 3 kişilik zirai, 3 kişilik jeolog, 3 kişilik fen bilirkişi kurulu ve beraberde götürülecek fotoğrafçı ile keşif icra edilmeli, keşif sırasında dinlenecek yansız bilirkişi ve taraf tanıklarına davalıların dayandığı tapu kaydı ve vergi kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup yerel bilirkişilere hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, özellikle tapu kaydında belirtilen … ve … ile kayalık hudutlarının neresi olduğu hususu üzerinde durulmalı, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdikleri hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaretlettirilmeli, dinlenecek tüm yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin ne
olduğu, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, ekonomik amaca uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, çekişmeli 436, 438, 439 ve 446 parsel sayılı taşınmazların hangi tarihte ve ne amaçla iş makinesi ile temizlendikleri etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan arazilerin eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmişse imar ve ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı hususlarında bilimsel verilere dayalı ve önceki raporları da irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, kıyı kenar çizgisinin idare tarafından belirlenmiş ve yöntemince kesinleştirilmiş olması halinde bu kıyı kenar çizgisi bilirkişiler aracılığı ile mahalline uygulanmalı, kıyı kenar çizgisinin idare tarafından belirlenmemiş veya yöntemince kesinleştirilmemiş olması halinde ise 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi kıyı kenar çizgisi mahkemece usulüne uygun şekilde tespit edilmeli, bu tespit yapılırken 13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarih, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü gözönünde tutulmalı, aralarında bu konuda uzman ziraat, harita mühendisi ve jeolog veya jeomorfologların bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin, memleket haritası, en eski tarihli askeri haritalar, hava fotoğrafları getirtilip tüm kayıtların uygulanması sağlanmalı, gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizler yaptırılmalı, mevsimsel etkiler de gözönünde tutularak bilirkişilerce kıyı kenar çizgisi saptanmalı, fotoğrafçı bilirkişiye çekişmeli taşınmazların niteliğini gözlemlemeye imkan verecek şekilde fotoğrafları çektirilmeli, beraberde götürülecek 3 kişilik fen bilirkişi heyetine uygulanan tapu kaydı ve vergi kayıtlarının kapsamını belirten ve keşfi takibe imkan veren, taşınmazlar üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının yerlerini de gösterecek şekilde harita düzenlettirilmeli, bilirkişilerden yan kesit krokisi düzenlemeleri istenmeli, fotoğrafçı bilirkişi tarafından çekilecek fotoğraflar üzerinde taşınmazların konumları işaretlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 13.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.