Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/2469 E. 2009/818 K. 17.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2469
KARAR NO : 2009/818
KARAR TARİHİ : 17.02.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Hazine vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen Vesile Suveren vs. vekili Avukat …) geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Çekişmeli 420 parselin “A, B, C, D, E, F”, 421 parselin “A, B, C, D, E, F”, 422 parselin “A, C, D, E” ve “F” bölümlerinin tescil harici bırakılmasına ilişkin kararın isabetli olduğu, Zilkade 1279 tarih 86 numaralı tapu kayıtları ve tedavüllerinin gayrisabit hudutlu bulunmaları nedeniyle kapsamlarının miktarıyla geçerli olduğu ve bu yöne ilişen temyiz itirazlarının isabetli olmadığı açıklanarak kök tapu maliki … …’nin gerçek mirasçılarının kimler olduğu ve bu şekilde Mayıs 1945 tarih 1 numaralı intikalin hukuken geçerli bulunup bulunmadığının ayrıntılı bir şekilde araştırılması, intikalin hukuken geçerli olmadığının anlaşılması halinde tapuda pay iktisap edenlerin iyi niyet iddiasında bulunamayacaklarının, intikalin hukuken geçerli olduğunun anlaşılması durumunda ketmedildiği anlaşılan … mirasçısı …’ye karşı tapuda kayden pay iktisap edenlerin iyi niyet iddiasında bulunamayacaklarının gözönünde bulundurulması, 21.05.1945 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin sahte olup olmadığının araştırılması, müdahil davacılar Bekir … ve arkadaşlarının dayandıkları tapu kayıtlarının tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilerek, Zilkade 1279 tarih 86 numaralı tapu kaydıyla ilgisi bulunup bulunmadığının, tapu kayıtlarının hukuki değerlerini koruyup korumadıklarının ve revizyon görüp görmediklerinin belirlenmesi, Bozova Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.02.1946 tarih 1946/20-8 numaralı dava dosyasının celbedilerek incelenmesi, çekişmeli taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıç ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınması, tesbit bilirkişilerinin de tanık olarak dinlenmeleri” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, çekişmeli 420 sayılı parselin “A, B, C, D, E, F”, 421 sayılı parselin “A, B, C, D, E, F”, 422 sayılı parselin “A, C, D, E” ve “F” bölümleri hakkında verilen karar Yargıtay’ın 1991/11592 esas 1992/5004 karar sayılı ilamı ile kesinleştiğinden adı geçen yerler için yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, 422 sayılı parselin teknik bilirkişi raporunda B, 423 sayılı parselin A harfi ile gösterilen bölümleri ile 424 sayılı parselin tamamının sular altında kaldığı anlaşıldığından kadastro harici bırakılmasına, 421 sayılı parselin “G, H”, 422 sayılı
parselin “G, H” ve 423 sayılı parselin “C” ve “B” harfleri ile gösterilen bölümlerinin Hazine, 420 sayılı parselin “G”, harfi ile gösterilen bölümünün ve 421 sayılı parselin güneybatı kısmında bulunan, krokide yeşil çizgilerle belirtilen bölümü ile 426 sayılı parselin DSİ tarafından yapılan kamulaştırma sonunda bakiye kalan 529.000 metrekare miktarındaki bölümünün ve 425 sayılı parselin tamamının Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2004/1226 esas, 1555 karar sayılı ilamında belirtilen miras hisseleri oranında kök muris … … mirasçıları adına tesbit ve tesciline karar verilmiş; hüküm müdahil davacı Hazine, davalı … mirasçılarndan … … ve arkadaşları vekili, müdahil … … ve arkadaşları vekili, davalı … mirasçılarından … … ve arkadaşları vekili, müdahil … … ve arkadaşları vekili ve müdahil … … tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve tutundukları tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadığı ve … … bini Hacı …’ya ait Zilkade 1279 tarih 86 sıra numaralı tapu kaydının tedavülleri olduğu kanıtlanamadığına göre, müdahiller … … ve arkadaşları vekili ile müdahiller … … ve arkadaşları vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Mahkemece 420, 421, 422, 423, 424 ve 426 parseller hakkında hüküm kurulmuş ise de söz konusu parseller hakkındaki davanın mahkemenin 01.12.1992 tarihli ara kararı ile işbu dosyadan tefrik edilerek mahkemenin 1992/99 esas numarasına kaydedildiği ve 07.12.1992 tarihinde 1992/193 karar sayılı ilamla taşınmazların tamamı baraj gölü suları altında kaldığından tescil harici bırakılmalarına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Söz konusu tefrik kararı ile işbu dosyadaki ihtilaf sadece 425 parsele münhasır kalmış olup mahkemenin, dava kapsamında olmayan 420, 421, 422, 423, 424 ve 426 parseller hakkında hüküm kurması isabetsizdir. Müdahil Hazine ile müdahil … …’in temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile 420, 421, 422, 423, 424 ve 426 parseller hakkındaki hükmün BOZULMASINA,
3) Çekişmeli 425 parsele yönelik olarak müdahil Hazine ile Hacı … … mirasçılarından İslim … ve arkadaşları vekili ile Hacı … … mirasçılarından … … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli taşınmazın Zilkade 1279 tarih 86 sıra numaralı tapu kaydından gelen tapu kayıtlarının kapsamında olduğunun anlaşılmasına ve kök kayıt maliki … … ile … karısı …’nın kardeş olduklarının dosyaya celbedilen nüfus kayıtları ve veraset ilamlarıyla kanıtlanmış bulunmasına göre müdahil Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı … mirasçılarından İslim … ve arkadaşları ile … … ve arkadaşları vekillerinin çekişmeli 425 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli taşınmazın öncesinin Zilkade 1279 tarih 86 numaralı tapu kaydı ile … … bini Hacı …’ya ait olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. İhtilaf, bu tapu kaydının Mayıs 1945 tarih 1 ve Ekim 1945 tarih 1 sıra numaralı tedavülleri sırasında …’nin ketmedilip ketmedilmediği ve … …’nin kardeşi … mirasçılarından … …, … ve …’in satışlarının sahte vekaletnameye dayalı bulunmaları nedeniyle geçersiz olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Dosya içine celbedilen nüfus kayıtları ile veraset ilamları karşısında … …’nin tek mirasçısı olan kardeşi …’nın … isminde bir kızı bulunduğu ve 1945 tarihinde yapılan intikaller sırasında …’nin ketmedildiği sübut bulmuştur. Tapuda yapılan pay satışlarının geçerli olup olmaması
sorununa gelince; … mirasçılarından … …’nin nüfus sicilinde yazılı ölüm tarihi 01.01.1945, …’in ölüm tarihi ise 01.01.1944 tarihleridir. Bu kişilerin tapuda paylarının satışlarına esas olan vekaletnameler ise 21.05.1945 ve 27.09.1945 tarihlidir. … … mirasçısı olan davacı ve müdahiller söz konusu vekaletnamelerin ölüm tarihlerinden sonraki bir tarihte tanzim edilmiş bulunmaları nedeniyle sahte olduklarını iddia etmektedirler. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin yukarıda özetlenen 24.03.1992 tarih 1991/11592 esas 1992/5004 karar sayılı bozma ilamında bu kişilerin ölüm tarihlerinin araştırılması, ölüm kayıtlarının hangi tarihte nüfus siciline işlendiğinin belirlenmesine işaret edilmiştir. Mahkemece bozma ilamında açıklanan şekilde araştırma yapılmış, nüfus kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ancak söz konusu tarihlerin ne şekilde ve hangi tarihte nüfus siciline işlendikleri tesbit edilememiştir. 21.05.1945 tarihli vekaletnamede adı geçenlerden … mirasçısı … Suveren, hissesinin yarısını söz konusu vekaletname uyarınca Mayıs 1945 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı satmış ancak kalan yarısını ise Ocak 1948 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydı ile bizzat satmıştır. Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın 1945 yılında yapılan satışlardan itibaren satın alanların zilyetliğine geçtiği de yapılan keşiflerde alınan beyanlardan anlaşılmaktadır. Dava 1972 yılında tapu iptal ve men’i müdahale davası olarak açılmış ve dava açılırken sadece … miras payının ketmedildiği hususuna değinilmiş, vekaletnamelerin sahte olduğu ve satışların geçersiz bulunduğu iddiaları ise daha sonra ileri sürülmüştür. Tapu kaydının yüzölçümü 200 kil olup bu kadar geniş bir arazinin sahte bir satışla zilyetliğinin el değiştirmesi ve dava tarihine kadar bu zilyetliğe müdahale edilmemiş bulunması hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Nitekim yukarıda sözü edilen Yargıtay bozma ilamında da ölüm tarihlerinin nüfus siciline tescil edildiği tarihin vekaletnamelerin tanzim tarihinden önce olması halinde vekaletnamelerin sahte olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden söz edilmiştir. Oysa mahkemece bu konuda detaylı araştırma yapılmış ancak ölüm tarihlerinin ne şekilde ve hangi tarihte tescil edildiği belirlenememiştir. Bütün bu olgular karşısında nüfus kaydında yazılı ölüm tarihlerinin gerçeği yansıtmadığının ve tapuda yapılan satışların geçerli olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, … … mirasçılarından … kızı …’nin miras payının tamamının mirasçıları adına, geriye kalan tüm payların ise 1/8’inin Mayıs 1945 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle … Suveren, 3/8’inin Temmuz 1947 tarih 9 ve Ocak 1948 tarih 5 sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle … oğlu … … mirasçıları, 4/8’inin ise Ağustos 1978 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle … evlatlarından İslim ve … … adına tesciline karar vermekten ibarettir. Mahkemece, dosya kapsamına uygun olmayan şekilde ve Yargıtay bozma ilamına yanlış anlam verilerek çekişmeli taşınmazın tamamının … … mirasçıları adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Hacı … … mirasçılarından İslim … ve arkadaşları ile … … ve arkadaşları vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile çekişmeli 425 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün BOZULMASINA, 17.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.