YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6416
KARAR NO : 2023/100
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 03.06.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 20.09.2007 – 17.03.2008 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle oluşan 20.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi zararının gözaltı tarihi olan 20.09.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiştir.
3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2017 tarihli ve 2016/217 Esas, 2017/60 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2017/1591 Esas, 2018/2884 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca duruşma açılmak suretiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 30.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle reddi, davacı vekilinin temyiz isteminin manevi tazminat miktarı yönünden kabulü talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davalı vekilinin temyiz istemi; tazminat istemine ilişkin hususların gerçekleşmediğine, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fazla olduğuna, reddedilen miktar üzerinden davalı idareye vekalet ücreti takdir edilmemesine, davacı lehine takdir edilen vekalet ücretine ilişkindir.
2. Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden dosya kapsamı incelendiğinde, tazminat talebinin kanunda belirtilen süreler içerisinde yapıldığı ve mahkemenin yetkili olduğu, davacı vekilinin dilekçesinde özetle, davacının işlemediği suçlar nedeniyle 179 gün gözaltında ve tutuklu kaldığını, avukat tutmak zorunda kaldığını, avukatına 5.000 USD borçlandığını, ailesine bakmakla yükümlü olduğunu, 8 yıl boyunca ağır suçlardan yargılandığını, itibarının zarar gördüğünü, malülen emekli asker ve gazi statüsünde olduğunu, … durumu hiçe sayılarak steril olmayan cezaevi şartlarında yaşamak zorunda bırakıldığını, bu nedenlerle maddi ve manevi zarar gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 20.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın 20.09.2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini talep ettiği, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, görevi kötüye kullanma, suçluyu kayırma suçlarını işlediği iddiasıyla 20.09.2007 tarihinde gözaltına alındığı, Kiraz Sulh Ceza Mahkemesinin 25.09.2007 tarihli 2007/19 sorgu sayılı kararıyla tutuklandığı, tutuklu yargılandığı, 18.03.2008 tarihinde tahliye edildiği, yargılama sonucunda 16.11.2015 tarihli kararla beraat ettiği ve beraat kararının temyiz edilmeden 15.03.2016 tarihinde kesinleştiği, yapılan gelir araştırmasında, … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 09.11.2016 tarihli yazısında davacıya 15.01.2008 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlandığının belirtildiği, Kiraz İlçe Emniyet Müdürlüğünün 11.01.2017 tarihli yazısında davacının tutuklu kaldığı dönemde 1.000,00 TL maaşının olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu göz önüne alınarak 20.09.2007-17.03.2008 tarihleri arasında 179 gün gözaltında ve tutuklu kalan davacının, gözaltına alındığı ve serbest bırakıldığı tarihlerde çalışamayacağı düşünülerek 181 gün üzerinden hesaplama yapıldığı, neticeten davacıya çalışamamasından dolayı oluşan gelir kaybı nedeniyle gözaltında kalınan süreye yönelik 69,85 TL maddi tazminatın gözaltı tarihi olan 20.09.2007 tarihinden, tutuklu kalınan süreye yönelik 2.621,25 TL maddi tazminatın tutuklama tarihi olan 25.09.2007 tarihinden itibaren, takdiren 3.000,00 TL manevi tazminatın 20.09.2007 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı hazineden alınarak davacıya ödenmesine, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 3.960,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı hazineden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından … Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2017 tarih, 2016/217 Esas, 2017/60 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacının hakkında açılan davanın iddianamesinden ve Sosyal Güvenlik Kurumunun 09.11.2016 tarihli yazı içeriğinden malûlen emekli olduğu ve 15.01.2008 tarihinden itibaren emekli maaşı almaya başladığı, emekli olmadan önceki maaşlarının eksik aldığına ilişkin herhangi bir iddianın olmadığı da dikkate alınarak bu tarihten itibaren maddi tazminata hak kazandığı kanaatine varılmıştır. Davacının 15.01.2008 tarihi ile tahliye tarihi olan 18.03.2008 tarihleri arasında emekli olduğu anlaşılmakla, 61 gün üzerinden ve emekli maaşı almakta olan ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacı vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilerek bahse konu döneme ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanan 979,15 TL maddi tazminatın davacının emekliye ayrıldığı 15/01/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazinesinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacının tutuklu kaldığı süre nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacıların sosyal ve ekonomik durumları, üzerilerine atılı suçun niteliği, tutuklanmalarına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldıkları süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edecekleri parasal değer dikkate alarak 6.000 TL manevi tazminatın davacının gözaltına alındığı, 20/09/2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazinesinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesince karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 3.960 TL ücreti vekalet ile istinaf aşamasında hükmedilmesi gereken 1.090 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 5.050 TL vekalet ücretinin davalı hazine idaresinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/74 E., 2015/280 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 20.09.2007 – 18.03.2008 tarihleri arasında 180 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 15.03.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Davacı ile ilgili tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infazı yapılan tutuklama müzekkeresi suç bilgisinin ilgili ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve nedene dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve nedene dayalı olarak açılmış başka bir dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
5271 sayılı CMK’nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak manevi tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınmadan, bu aralıkta hesaplanan nisbi avukatlık ücretine yerine ağır ceza mahkemelerinde takip edilen işler için belirlenen maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma sebebi yapılmamıştır.
A. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yoluyla yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından 5.691,10 TL tazminata hükmedilmesine ilişkin kararın istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılması ve 6.979,15 TL tazminata hükmedilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden
1. Maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden
Maddi tazminatın, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan 1.009,70 TL yerine 979.15 TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine eksik maddi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden
Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2017/1591 Esas, 2018/2884 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden
Gerekçe bölümünün (2), (3), (4) ve (B) paragraflarında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 03.12.2018 tarihli ve 2017/1591 Esas, 2018/2884 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, davacının kazanılmış hakkı da gözetilmek suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.