YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11331
KARAR NO : 2022/15558
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı fer’i müdahil kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, fer’i müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, dava dilekçesi ilemüvekkilinin … sigorta sicil numarası ile davalı muris …’un işyeri olan … Pastanesinde 01.05.1986 tarihinde işe başladığını, çalışmasının askere gidene kadar kesintisiz olarak devam ettiğini, bu hususun sigorta başlangıcı ve tanık beyanlarından anlaşılabileceğini, Kuruma yaptığı müracaatta 01.05.1986 – 02.06.1986 arası hizmetlerinin Kuruma bildirilmediğini öğrendiğini, davalı işverenin davacının eksik prim ödediğini yahut prim ödemediğini, bu nedenle yaşlılık aylığına hak kazanamadığını, hizmet süresinin eksik bildirilmesindeki mesuliyetin davalı işverene ve denetleme görevini yerine getirmeyen SGK’ya ait olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının davalı işveren nezdinde 01.05.1986 – 02.06.1986 tarihleri arasında hizmet akdiyle tam ve kesintisiz olarak çalıştığının tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
II-CEVAP
Fer’i müdahilKurum vekili cevap dilekçesinde ; Davanın 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrasında öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Kurumun fer’i müdahil olarak davaya katılması gerektiğini, Kurum kayıtlarının incelenmesinde, uyuşmazlık konusu dönemde davalıların murisi … tarafından davacı adına 31.05.1986 tarihli, 01.05.1986 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesinin bulunduğunu, bu hususun davacının çalışmalarını tek başına kanıtlayabilecek nitelikte olmadığını, Yargıtay’ın son dönemde bu yönde verilmiş içtihatları bulunduğunu, 506 sayılı Kanun gereğince davacının davalı Kurumda hizmet akdiyle çalıştığının kanıtlanması gerektiğini, tespiti istenen döneme ilişkin davacı adına düzenlenmiş bir bordro bulunmadığını, Kurumun işverenler tarafından gönderilen belgelere istinaden işlem yaptığını, Kurum kayıtlarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğunu, eksik gösterilen sürelere ilişkin çalışmaların ücret tediye bordrosu, işyeri puantaj kayıtları, vergi kayıtları gibi yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini, işverenler tarafından Kuruma bildirilmeyen belgelerden Kurumun sorumlu tutulamayacağını, davacı adına davalı tarafından yasal süresi dışında verilen işe giriş bildirgesinin bir bağlayıcılığı olmadığını, düzenlenmiş bir bordro bulunmadığını, herhangi bir prim ödenmediğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davacının Davasının kabulü ile,
1- Davacının … sicil sayılı işyerinde ; 01.05.1986-02.06.1986 tarihleri arasında hizmetinin belirlendiği ve sigortalı olarak çalıştığının tespitine, ” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, ” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Fer’i müdahil kurum vekili, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, feri müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Anayasamızın 72. maddesinde vatan hizmeti her Türkün hak ve ödevi olarak sayılmış, 1111 sayılı Askerlik Kanunun 1. maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur.” hükmüne yer verilmiştir. Yasalarla çerçevesi belirlenen askerlik hizmetini yerine getiren her kişi, hizmet süresi içerisinde ikametinden ayrı kalacak olması nedeniyle, genellikle birliğine teslim olmadan önce askerliğe hazırlık ve askerlik hizmetini tamamladıktan sonra da sivil hayata intibak süreci yaşamaktadır. Bahsedilen bu hazırlık ve intibak süreci içerisinde, genel olarak mesleki faaliyetlere ve çalışma hayatına ara verilmekte ve bu durum makul bir süre devam etmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalı işyerinden, davacı adına 01/05/1986 tarihinde işveren davalılar murisi yanından işe giriş bildirgesinin verildiği, işe giriş bildirgesinin kuruma 14/08/1986 yılında intikal ettiği, kuruma verilen 1986/1 dönem bordrosunda davacı isminin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının 01/05/1986-02/06/1986 tarihleri arasındaki talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Mahkemece, davacının talep ettiği dönemde, tek bordro tanığı …’un ifadesi ile eğitiminin devam ettiği bildirilmekle, öncelikle davacının okul durumu, eğitimine devam edip etmediği, bu kapsamda staj yapıp yapmadığı araştırılmalı, söz konusu kayıtlar irdelenmeli, bu şekilde çalışmanın varlığı ve süresi tespit edilmeli, çalışmanın varlığının kabul edilmesi durumunda ise; davacının askerlikte geçen ve askerlik şubesinden bildirilen 202/06/1986-02/12/1987 tarihleri arasında askerlik yaptığı anlaşılmakla, askere gittiği gün hizmet aktinin sona erdiğine dair mahkeme kabulü isabetsizdir. Mahkemece, askerlik başlangıcından önce makul süre tespit edilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, fer’i müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.