YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3825
KARAR NO : 2022/7863
KARAR TARİHİ : 07.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.12.2020 tarih ve 2018/314 E. – 2020/243 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.03.2021 tarih ve 2021/266 E. – 2021/292 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar aleyhine haksız rekabet ve rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylem nedeniyle İstanbul Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/49 esasına kayden açtıkları davada, 219.594,09 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, ancak faiz taleplerinin usulden reddine karar verildiğini, halihazırda hükmedilen alacağın tahsil edilmediğini, davalıların yukarıda belirtilen karar gereği hükmedilen maddi ve manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 106.892,21 TL ‘nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 16.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerinin toplam 123.679,06 TL olduğunu belirtmiştir.
Davalılar vekili, İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2014/49 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleştiğini, davacı tarafından açılan faiz alacağı talepli davanın zamanaşımına uğradığını, TTK’ya göre de bu davaların açılma süresinin fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 ve her halde 3 yıl olduğunu, asıl alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle faizin de zamanaşımına uğradığını, açılan ilk davada davacının faiz talebinin reddedilmesi nedeniyle kesin hüküm oluştuğunu, faiz alacağının talep
edilebilmesi için asıl alacak bedelinin alacaklıya ödenmemiş olması gerektiğini, buna rağmen önceki dava konusu alacak bedelinin tamamının davacı tarafından tahsil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü’nün 2018/22707 numaralı takip dosyası ile 2014/49 Esas sayılı ilamını icraya koyulduğu, ilamda belirtilen alacak için karar tarihinden sonraki dönem için faiz talep edildiği, davanın açıldığı tarihte borcun henüz ödenmediğinin anlaşıldığı, mahkemece dosya muhasip bilirkişiye tevdii edilerek 2014/49 Esas sayılı davanın açılış tarihi olan 12/02/2014 tarihinden karar tarihi olan 26/06/2018 tarihine kadar olan dönem için hükmedilen 219.549,09 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizinin hesaplanması için rapor alındığı, 12/02/2014 tarihinden karar tarihi olan 26/06/2018 tarihine kadar olan dönemde ticari işler için uygulanan yasal faiz oranları üzerinden yapılan hesaplama sonucunda toplam faizin 123.679,06 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu davada talep edilen faiz alacağının, asıl davada istenen alacağın fer’i niteliğinde olduğu bu sebeple TBK’nın 152. maddesi uyarınca asıl alacak hakkındaki zamanaşımı hükümlerine tabi olduğu, asıl alacağın ise haksız rekabet nedenine dayalı olup, 6102 sayılı TTK’nın 60. maddesinde “56 ncı maddede yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her halde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; haksız rekabet fiili aynı zamanda Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi olan, cezayı gerektiren bir bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları için de geçerli olur” şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği, somut olayda, davalı …’nun davacıya ait şirketin ticaret unvanının esas unsurunu içeren ticaret unvanı ile davalı şirketi kurduğu, davacı adına tescilli markayı kullanmak suretiyle haksız rekabette bulundukları, davalı şirketin kuruluş tarihinin 26/07/2012 olduğu, davalı şirket kurucusu …’nun aynı zamanda davacı şirketin ortağı olduğu, davacı şirketin ticaret unvanı ve tescilli markasında yer alan “KARASU” unsurunu ticaret unvanında kullanmasının TTK 52 ve 55. maddeleri gereğince dürüstlük kuralına aykırılık ve haksız rekabet teşkil ettiği, eylemin TTK’nın 55/1-a-4 maddesi uyarınca cezayı gerektiren bir fiil olduğu, bu nedenle zamanaşımı süresinin 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıl olduğu, ilk davanın açıldığı 12/02/2014 tarihinde bu davalıların bu haksız kullanımlarının devam ettiği, bu tarihten davanın açıldığı 10/07/2018 tarihine ve ıslahın yapıldığı 16/11/2020 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacı tarafça 2014/49 Esas sayılı davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacı tarafça dava dilekçesinde talep edilemeyen faiz alacağı için de talepte bulunulduğu, mahkemece usulüne uygun bir ıslah talebi bulunmadığından faiz talebinin usulden reddine karar verildiği, davacı tarafça bu konuda kanun yoluna başvurulmamışsa da, faiz talebinin esastan incelenmemesi nedeniyle kesin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne 123.679,06 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; somut olayda dava konusu ihtilafta uygulanacak zamanaşımı süresinin ne olduğu ve hangi tarihte başladığı ile ilgili uyuşmazlık bulunduğu, asıl alacak hakkında zamanaşımı gerçekleştiğinde, faiz ve sair fer’i hakların da zamanaşımına uğradığı, faiz asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı dava veya takip konusu edilebileceği, asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olmasının daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına engel teşkil etmediği, ancak, faiz isteğinin ayrı bir davaya konu yapılması halinde, dava tarihi itibariyle asıl alacağın ödenmemiş olması, ödenmiş ise anılan madde hükmü uyarınca ihtirazi kayıt konulması gerektiği, TBK’nın 154. maddesi gereği, alacaklının dava veya def’i yolu ile mahkemeye başvurması durumunda, zamanaşımının kesildiği, aynı Kanun’un 156. maddesi gereğince ise, zamanaşımının kesilmesi ile yeni bir sürenin işlemeye başladığı, ancak, zamanaşımın kesilmesinin sadece dava konusu alacak için söz konusu olduğu, bu durumda davacının talebine konu faiz alacağının kesilmediği ve kesilmemiş şekilde zamanaşımına tabi olduğu ve faiz alacağının zaman geçtikçe doğan bir alacak olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda, davacının asıl alacak talebine konu davanın 12/02/2014 tarihinde açıldığı ve 26/06/2018 tarihinde karara bağlandığı, faize ilişkin dava tarihinin 10/07/2018 tarihi olduğu, asıl alacağa ilişkin ödemenin dava tarihinden sonra yapıldığı, faiz isteminin yerinde olduğu ve zamanaşımı süresine ilişkin Mahkeme değerlendirmesinin doğru olduğu, davalı eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, mevcut haksız fiilinin karara bağlandığı tarihten itibaren zamanaşımı dolmadan bu davanın açıldığı, eylemin cezayı gerektirir suç niteliğinde olması sebebiyle uygulanması gereken ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle haksız fiilin devamı süresince zamanaşımının işlemeyecek olmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6.336,39 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 07/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.