Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3476 E. 2022/8224 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3476
KARAR NO : 2022/8224
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi verilen 18.12.2019 tarih ve 2018/910 E- 2019/1261 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2020/820 E- 2021/406 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, takip konusu senedin meblağ kısmında açık tahrifatın olduğunu, bedelin rakamla gösterilen kısmında araya sıfır sıkıştırılmak suretiyle 15.000,00 TL’lik senedin, on katına yani 150.000,00 TL’ye çıkarıldığını, borçlu davacının bu tahrifattan sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu, davacının cebri icra baskısından kurtulması için teminat aranmaksızın takibin geçici olarak durdurulmasını talep ettiklerini, davalı tarafın senedin bedel kısmında tahrifat yaparak takibe koymakla ve işlemleri sürdürmekle haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının resmi belgede sahtecilik yaptığını ve bu durumla ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek aradaki 135.000,00 TL’lik kısım ve ferileri için borçlu olmadığının tespitine, takip konusu senedin bu miktarının iptaline, HMK’nın 209/1 ve İİK’nın 169/a maddeleri gereğince itirazın esas hakkında karar verilinceye kadar takibin muvafakaten durdurulmasına, yine takip konusu alacağın % 20′ si oranında karşı taraf-alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili duruşma beyanında, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı asilin isticvap beyanı, Gebze 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/449 Esas 2017/147 Karar sayılı dosyasına davacının vermiş olduğu dava dilekçesi ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/630 Karar sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının resmi makamlardan olan bir mahkemeye öncelikle 150.000,00 TL’lik bir bonoyu imzaladığını ikrar ettiği, akabinde bonoda rakam ile gösterilen bedel bölümünde 15.000,00 TL’nin tahrif edilerek 150.000,00 TL’ye çıkartıldığını iddia etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, davacının menfi tespite konu bonoda yazı ile belirtilen ”yüzellibin” TL’yi yazdığını açıkça inkar etmediği, davada irade bozukluğuna dayanılmadığından da tahrifatın olup olmadığı yönünde uzman incelemesi yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, kesinleşen savcılık dosyasında alınan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarının 19/06/2018 tarihli raporunda; senedin rakam kısmındaki “0” rakamlarının aynı kalemle yazıldığı, renk (ton) farklılığı bulunmadığı ve aynı kişi tarafından yazıldığı hususlarının tespit edildiği, davacının Gebze 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017/449 Esas 2017/147 Karar sayılı dosyasındaki dava dilekçesi içeriğinde “davalının kendisinin sarhoşluğundan yararlanması sonucu 150.000,00 TL’lik senedi imzalattırdığını” açıkça kabul etmesi, bu kabul beyanının davacı için bağlayıcı olduğu ve kabul beyanından dönemeyeceği, Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınmasının Anayasa’nın 141/son ve 6100 sayılı HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi gereğince sonuca etkili olmayacağı ve dosyaya bir katkı sağlamayacağı, mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 23/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.