Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/3309 E. 2009/3155 K. 04.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3309
KARAR NO : 2009/3155
KARAR TARİHİ : 04.05.2009

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Mal beyanında bulunmamak eyleminden borçlu … hakkında yapılan yargılama sonucunda, Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 tarihli ve 2006/71 esas sayılı kararı ile 2004 sayılı İİK’nun 5358 sayılı Kanun’la değişik 337/1.maddesinin iptal edildiğinden bahisle borçlunun üzerine atılı eyleminden dolayı beraatine dair İstanbul 11.İcra Mahkemesinin 09.05.2008 tarihli ve 2008/878-2254 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının yürürlük tarihine kadar beklenilmesine ve bu tarihteki düzenleme kapsamında değerlendirme yapılmak üzere dosyanın 11.İcra Mahkemesine iadesine ilişkin İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2008 tarihli ve 2008/857 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
İstanbul 11.İcra Mahkemesince 2004 sayılı İİK’nun 337.maddesinin 1.fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 tarihli ve 2006/71 esas sayılı kararı ile iptal edilmiş bulunması karşısında, iptal hükmünün sanığın lehine olduğu gerekçe gösterilerek sanığın beraatine karar verilmiş ise de; Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 07.07.2008 tarihli ve 2008/5194-4963 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği, 337.maddenin halen yürürlükte bulunduğu, ancak mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra sanığın mağduriyetine sebebiyet vermemek için, iptal hükmü yürürlüğe girinceye ya da daha lehe olan düzenleme yapılıncaya kadar, mahkemesince infazın durdurulmasına karar verilebileceği nazara alınarak, dosyada araştırılması gereken veya hakimin takdir hakkını kullanmasını gerektiren bir hususun bulunmadığının anlaşılması halinde itiraz mercii tarafından esas hakkında bir karar verilmesi, aksi halde esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın İcra Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.03.2009 gün ve 14321 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 31.03.2009 gün ve K.Y.B:2009/72005 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Borçlunun cezalandırılmasına esas teşkil edecek mal beyanında bulunmamak eylemine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 7.maddesi ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 28.02.2008 tarih, 2006/71 esas ve 2008/69 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve aynı kararla iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. Nitekim gerekçeli karar da 16 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kararda, “İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının, Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.” şeklindeki ifade ile de iptal hükmünün yürürlüğünün erteleme gerekçesi açıklanmıştır.
16 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararda özetle, “…İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinin birinci fıkrasında ve 76.maddesinde borçlunun özgürlüğünü bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını gerektiren eylem, mal beyanında bulunmama eylemidir. Hukuk devleti ve ceza hukuku ilkeleri gereği kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanmaz ve cezalandırılmaz. İtiraz konusu kural uyarınca, müddeti içinde mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeyen veya yazılı olarak mal beyanında bulunmayan kimse disiplin cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra, İcra ve İflas Kanunu’nun 76.maddesine göre de mal beyanında bulunmama eylemi nedeniyle tazyik hapsi cezası ile cezalandırılabilecektir. Böyle bir olasılığın varlığı İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinde öngörülen disiplin hapsi cezasını, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesinin düzenlendiği 2.maddesine aykırı hale getirmektedir. Bu nedenle, 337.maddesinin birinci fıkrası Anayasa’nın 2.maddesine aykırıdır. İptali gerekir.” şeklindeki ifade ile iptal gerekçesi açıklanmıştır. Gerekçeli karardaki, “…337.maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan…” şeklindeki ifadeden de anlaşılacağı üzere, anılan eylem hakkında gerekli düzenleme yapılıncaya kadar hukuksal boşluk önlenmek istenmiştir. Hal böyle olunca, İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrasının 16 Nisan 2009 tarihine kadar yürürlükte olduğu gözetilerek itirazın esası hakkında bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Ancak itirazın incelendiği tarihte İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinin birinci fıkrası yürürlükte ise de, inceleme tarihi itibarıyla iptal hükmü yürürlüğe girdiğinden borçlunun üzerine atılı olan mal beyanında bulunmama eylemi kanunda suç olmaktan çıkmıştır.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlendiği tebliğname yerinde görüldüğünden İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2008 gün ve 2008/857 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Mal beyanında bulunmamak eyleminden dolayı borçlu …’in İİK’nun 337.maddesi gereğince BERAATİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 04.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.