YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/444
KARAR NO : 2009/616
KARAR TARİHİ : 12.02.2009
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Mal beyanında bulunmamak eyleminden borçlu … hakkında yapılan yargılama sonucunda, Anayasa Mahkemesi’nin 28.02.2008 tarihli ve 2006/71 esas sayılı kararı ile 2004 sayılı İİK’nun 5358 sayılı Kanun’la değişik 337/1.maddesinin iptal edildiğinden bahisle sanığın üzerine atılı suçtan ceza tertibine yer olmadığına dair Bakırköy 4.İcra Mahkemesinin 16.04.2008 tarihli ve 2008/1728-1775 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile “bir yıl süre ile yasal düzenleme yapılmasının beklenilmesine, yasal düzenleme yapıldıktan sonra (yapılmazsa iptal kararına göre) işlem yapılmak üzere dosyanın Bakırköy 4.İcra Ceza Mahkemesine iadesine” ilişkin Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2008 tarihli ve 2008/300 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
Bakırköy 4.İcra Mahkemesince 2004 sayılı İİK’nun 337.maddesinin 1.fıkrasının Anayasa Mahkemesi’nin 28.02.2008 tarihli ve 2006/71 esas sayılı kararı ile iptal edilmiş bulunması karşısında, iptal hükmünün sanığın lehine olduğu gerekçe gösterilerek sanık hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiş ise de; Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 07.07.2008 tarihli ve 2008/5194-4963 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmünün kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği, 337. maddenin halen yürürlükte bulunduğu, ancak mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra sanığın mağduriyetine sebebiyet vermemek için iptal hükmü yürürlüğe girinceye ya da daha lehe olan bir düzenleme yapılıncaya kadar, mahkemesince infazın durdurulmasına karar verilebileceği nazara alınarak, dosyada araştırılması gereken veya hakimin takdir hakkını kullanmasını gerektiren bir hususun bulunmadığının anlaşılması halinde itiraz mercii tarafından esas hakkında bir karar verilmesi, aksi halde esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın icra ceza mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 04.12.2008 gün ve 62132 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.01.2009 gün ve K.Y.B:2008/270966 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Borçlunun cezalandırılmasına esas teşkil eden mal beyanında bulunmamak eylemine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 7.maddesi ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 28.02.2008 tarih, 2006/71 esas ve 2008/69 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve aynı kararla iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. Nitekim gerekçeli karar da 16 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kararda, “İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının, Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.” şeklindeki ifade ile de iptal hükmünün yürürlüğünün erteleme gerekçesi açıklanmıştır.
16 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararda özetle, “…İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinin birinci fıkrasında ve 76.maddesinde borçlunun özgürlüğünü bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını gerektiren eylem, mal beyanında bulunmama eylemidir. Hukuk devleti ve ceza hukuku ilkeleri gereği kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanmaz ve cezalandırılmaz. İtiraz konusu kural uyarınca, müddeti içinde mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeyen veya yazılı olarak mal beyanında bulunmayan kimse disiplin cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra, İcra ve İflas Kanunu’nun 76.maddesine göre de mal beyanında bulunmama eylemi nedeniyle tazyik hapsi cezası ile cezalandırılabilecektir. Böyle bir olasılığın varlığı İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinde öngörülen disiplin hapsi cezasını, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesinin düzenlendiği 2.maddesine aykırı hale getirmektedir. Bu nedenle, 337.maddesinin birinci fıkrası Anayasa’nın 2.maddesine aykırıdır. İptali gerekir.” şeklindeki ifade ile iptal gerekçesi açıklanmıştır. GeRekçeli karardaki, “…337.maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan…” şeklindeki ifadeden de anlaşılacağı üzere, anılan eylem hakkında gerekli düzenleme yapılıncaya kadar hukuksal boşluk önlenmek istenmiştir. Hal böyle olunca, İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrasının 16 Nisan 2009 tarihine kadar yürürlükte olduğunun kabulü gerekir. Ancak, 16 Nisan 2009 tarihinde iptal edilecek bir hükümden dolayı maddede öngörülen on gün disiplin hapsi cezasının infazı suretiyle kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanması da hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.
İcra Mahkemesince karar verildiği tarihte İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinin birinci fıkrası yürürlüktedir. Mahkumiyet kararı verilmesi durumunda kararının kesinleşmesinden sonra, borçlunun mağduriyetine sebebiyet verilmemesi bakımından, iptal hükmü yürürlüğe girinceye ya da daha lehe olan düzenleme yapılıncaya kadar, mahkemesince her zaman infazın durdurulmasına karar verilebileceği, ayrıca iptal hükmünün yürürlüğe girdikten veya daha lehe olan düzenleme yapıldıktan sonra da borçlunun hukuki durumunun yeniden değerlendirilebilmesi mümkün olduğu dikkate alındığında itirazın bu yönden kabulü ile itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerekirken farklı gerekçelerle itirazın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlendiği tebliğname yerinde görüldüğünden Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2008 gün ve 2008/300 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi