YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7175
KARAR NO : 2008/5782
KARAR TARİHİ : 06.10.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 15, 16, 17; 106 ada 3; 108 ada 1 parsel sayılı 2578.25, 11465.25, 1895.43, 32587.42 ve 5193.51 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 107 ada 15, 106 ada 3 sayılı parsellerin beyanlar hanesinde Aleattin Aktaş’ın işgalinde bulunduğu şerhi verilerek Toprak Tevzi Komisyonunca Hazine adına sınırlandırılıp tespit edilmesi nedeniyle 107 ada 15, 106 ada 3 sayılı parseller tarla, diğer 107 ada 16 ve 17 parseller taşlık vasfı ile davalı Hazine adına; 108 ada 1 sayılı parsel ise ham toprak vasfında olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının 108 ada 1 sayılı parsel hakkında açtığı davanın reddi ile; 108 ada 1 sayılı parselin tespit gibi tesciline; diğer parseller hakkındaki davasının kabulü ile çekişme konusu 107 ada 15, 16, 17 ve 106 ada 3 sayılı parsellerin davacı Aleattin Aktaş adına tesciline karar verilmiş; hüküm,davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı tarafın dava konusu 108 ada 1 sayılı parsele yönelik temyizi yönünden; Mahkemece davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.Taşınmaz kadastro tespiti sırasında ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen fen bilirkişi raporundan taşınmazın toprak tevzi çalışmaları sırasında tevzi parsel numarası almadığı, komisyon paftasında komşu Yeşilalıç Köyü hudutlarında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanık beyanında taşınmazın davacının hiç kullanmadığını, ekip biçmediğini, ham toprak niteliğinde olduğunu beyan etmiş ise de, ziraat bilirkişinin dosyaya ibraz ettiği 1.6.2007 tarihli raporda taşınmazın mutlak tarım arazisi vasfını taşıdığını belirtmiştir. Böylece beyanlar ile ziraat bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yeniden yerel bilirkişiler, tanıklar, 3 kişilik uzman ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılarak, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kaldığı, kimin ne zamandan beri ve ne suretle kullandığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı açıklattırılmalı, beyanların doğruluğu komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, uzman ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı, niteliği, zilyetlikle mülk edinmeye elverişli yerlerden olup olmadığı hususunda ayrıntılı rapor alınmalı, bu raporun önceki bilirkişi raporuyla çelişmesi halinde nedeni üzerinde durulup giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- Hazinenin 106 ada 3, 107 ada 15, 16, ve 17 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, Hazine adına tapulu bulunmadıkları, tespit gününde taşınmazlar üzerinde adına tescile karar verilen zilyedi yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Getirilen tapu kayıtlarına göre 1965 yılında dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca “Toprak Komisyonunca” yapılan çalışma ile taşınmazların belirtmelik tutanaklarının düzenlenerek haritaya bağlandığı ve bir kısım taşınmazlar hakkında 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca 26.11.1965 tarihinde Hazine adına tapu kaydı oluşturulduğu, 2004 yılında bölgede 4342 sayılı Yasa uyarınca mera komisyonunca Toprak Komisyonu çalışmaları esas alınarak mera tesbit ve tahsisi yapılıp, mera tahsis haritası ve eki belgelerin düzenlendiği, sonuçlarının kadastro tespit tarihinden önce (18.3.2005 ile 17.04.2005 tarihleri arasında) ilan edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, mera tahsis çalışmalarının kesinleşip kesinleşmediği ve taşınmazların 1965 yılında Hazine adına oluşturulan tapu kayıtlarının ve mera haritasının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmediği gibi, Hazine adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında kalmaları halinde 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. ve 46/2. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden de araştırma yapılmamıştır. Taşınmazların Hazinenin tapu kaydının kapsamı dışında kalmaları halinde ise kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadıkları, kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadıkları ve davacı taraf yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusundaki araştırma da yeterli değildir. Böylesine eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, taşınmazlar hakkında Hazine adına oluşturulan 26.11.1965 tarihli tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleri düzenlenen belirtmelik tutanakları ve haritaları, varsa dağıtım cetvelleri, 4342 sayılı Yasa uyarınca bölgede yapılan mera tahsisine ilişkin harita ve eki belgeler, taşınmazları dıştan çereleyen komşu parsellerin onaylı kadastro tespit tutanağı suretleri ile varsa dayanağı kayıtlar, kütükler devredilmiş ise tapu sicil kaytıları ile dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da gösterecek biçimde geniş kapsamlı kadastro paftası, belirtmelik tutanağında adı geçen bilirkişilerin onaylı ve vukuatlı nüfus kayıt örnekleri ilgili mercilerinden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava sonucunda yararı olmayan komşu belde ya da köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler ile aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, uzman bilirkişi fen memuru ya da kadastro teknisyeni ve uzman ziraat bilirkişisi, sağ olan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tespit bilirkişileri huzuruyla taşınmazlar başında keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçeği ve Hazineye ait tapu kaydının dayanağı olan toprak tevzii haritalarının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkrişi yardımı ve uzman bilirkişi tarafından haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, Hazine tapularının ya da tahsisli meraların kapsamları kesin olarak belirlenmeli, 4342 sayılı Yasa’nın 21/2. maddesi hükmü de gözetilerek mera haritası içinde veya dışında kalan taşınmaz bölümleri hakkında yerel bilirkişi, sağ olan belirtmelik bilirkişileri ve tanıklardan taşınmazların öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, arazinin davacıya ne zaman intikal ettiği, taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı, kanunları uyarınca kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan taşınmazlardan olup olmadığı, taşınmazların Hazine tapusunun kapsamında kalması halinde, Hazine tapusunun ihdasından önceki zilyetliğin ne kadar süreye ulaştığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınmalıdır. Keşif sırasında bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla
dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, uzman ziraat bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde taşınmazlar hep birlikte gezilip görülmeli, gözlem keşif tutanağına aynen geçirilmeli, gözlem yapılırken taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, dava konusu taşınmazlarda toprak ya da varsa taş unsurundan hangisinin üstün geldiği belirlenmeli, bu olgular ve komşu taşınmazlar ile toprak yapısı yönünden yapılan mukayese keşif tutanağına aynen geçirilmeli, uzman ziraatçi bilirkişiden gözlemi yansıtacak biçimde ayrıntılı, gerekçeli taşınmazların öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ya da kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı ve krokili rapor düzenlettirilmeli, dıştan komşu taşınmazların tespitlerinde uygulanan kayıt varsa sözü edilen kayıt ve belgelerde çekişmeli taşınmazlar yönünün ne olarak sınır gösterildiği belirlenmeli, taşınmazların Hazine adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında kalması halinde sonradan şahıslara dağıtılıp dağıtılmadığı da araştırılmalı, 3402 sayılı Yasa’nın 14/son maddesi uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden davacı taraf ile ortak miras bırakanı varsa dava dışı mirasçıları ya da (bayileri) satıcıları adına başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, öte yandan meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.