Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/9492 E. 2009/761 K. 16.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9492
KARAR NO : 2009/761
KARAR TARİHİ : 16.02.2009

MAHKEMESİ : … 4. İCRA MAHKEMESİ

Sanıklar … ve …’un gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan İİK’nun 338/1.maddesi gereğince ayrı ayrı 3’er ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, aynı suçtan dolayı sanık …’ın İİK’nun 338.maddesi gereğince 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında İİK’nun 89/4.maddesi gereğince talep edilen tazminat isteminin kabulüyle 178.216.24 YTL’nin sanıktan tahsiline karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar vekilleri tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemi sonucunda;
Ankara 13. Noterliğince düzenlenen 01.08.2006 tarih ve 40909 yevmiye nolu imza sirkülerinde ve ekindeki 19 Temmuz 2006 tarih ve 6602 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde, “… … ve …’ un münferiden veya müştereken imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili…” kılınmaları karşısında, Yargıtay C.Başsavcılığının bu yöndeki bozma istemine iştirak edilememiştir.
Ancak; İİK’nun 74. maddesindeki “Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.”şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, sanıkların 01.02.2007 tarihli mal bildiriminin borçlunun yaşam tarzına göre geçim kaynak ve olanaklarını içermemesi nedeniyle İİK’nun 74.maddesinde düzenlenen şartları taşır nitelikte mal beyanı olarak kabulü mümkün bulunmadığından isnat edilen suçun oluşmadığı anlaşılmakla, sanıkların beraati yerine cezalandırılmalarına hükmedilmesi,
Sanık … hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda ise;
Sanık adına çıkarılan birinci haciz ihbarnamesine 19.02.2007 tarihinde sanığın vekili tarafından itiraz edilmesi karşısında, vekilin beyanından dolayı asilin cezalandırılması mümkün bulunmadığından sanığın beraati yerine cezalandırılmasına karar verilmesi,
Sanık … hakkında tazminat istemine yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi neticesinde de;
… Ltd Şti yetkilisi sanık …’ın temyiz dilekçesi ekinde sunulan ve anılan firmaya hitaben yazılan … Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün 11 Mart 2008 tarih ve 989 sayılı yazılarında “…06.07.2007 tarihinde geçici kabul eksikliklerinin tamamlanması için verilen süre dolduğundan firmanız işten el çektirilmiş olup kalan işler namı hesabınıza yaptırıldığından dolayı söz konusu tarihten sonra … L Tipi Cezaevi inşaatında firmanızın herhangi bir çalışması ve malzemesi bulunmamaktadır.” şeklinde düzenlenen yazı ile diğer taraftan keşfin 23.08.2007 tarihinde yapıldığı da dikkate alınarak; asıl borçlu … Yapı İnş. Ltd. Şti ile 3. şahıs … İnş. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen taşeronluk sözleşmesi ile alacaklılar … … ve …’ un yetkilisi olduğu … Malzemeleri Taahhüt Ticaret ve Boya Paz. Firması ile borçlu … ve 3. şahıs … şirketlerine ait defter ve kayıtlar üzerinde konusunda uzman üç kişilik inşaatçı, muhasebeci ve hukukçu bilirkişiler vasıtasıyla denetime elverişli olacak şekilde incelenerek sonucuna göre sanık …’ın yetkilisi bulunduğu … İnş. Tic. Ltd. Şti’nin asıl borçlu … Yapı İnş. Ltd Şti’ne borçlu olup olmadığı belirlenmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak İİK’nun 89/4. maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmesi,
Kabule göre de; üçüncü şahsın asıl borçluya olan borç miktarı kadar tazminata hükmedilmesi gerekirken takip borcu kadar miktarda mahkum edilmesi,
İsabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 16.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.