Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/10975 E. 2022/9659 K. 07.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10975
KARAR NO : 2022/9659
KARAR TARİHİ : 07.12.2022

Mahkemesi:Asliye Ceza Mahkemesi

Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık …, sanıklar .ve … müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre; olay tarihi itibariyle sanık …’un yetkilisi, sanıklar. ve …’un ortakları olduğu . Nakliyat Taş Ocağı Limited Şirketinin işlettiği, . Kum Ocağında şoför olan …’nun, olay günü saat 12.00 sıralarında sanık .’un olaydan hemen önce kepçe ile kum yüklemeyi bitirdiği …’ye yola çıkacak trafiğe çıkış izni – plakası olmayan sağ arka lastiği patlak durumdaki kamyonun kasasına branda çekmek için çıktığı sırada kamyonun üzerinden yaklaşık iki buçuk metre yüksekten yere düşerek genel beden travmasına bağlı kafatası ve göğüs ön kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti, pnömotoral hemotoraks ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, kum ocağında çalışma sahasında yapılan incelemede … güvenliği ile ilgili hiçbir uyarı levhasının olmadığı, çalışma sahası ve şantiye binasında yapılan kontrollerde kullanılan veya kullanılmak üzere hazırda bulundurulan baret, emniyet bel kemerlerinin şantiye sahası içinde bulunmadığı olayda,
1-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre,
. Ticaret Sicil Odasının 04/03/2015 tarihli yazısına göre sanık …’un da söz konusu şirketin ortağı olduğu, bu sebeple ölüm olayında kusurlu olduğu iddiasıyla dava açılıp mahkemece aynı gerekçe ile kabul edilerek sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de, sanığın alınan savunmasında diğer sanıklarla 1995 yılında şirket kurup 2012 yılına kadar işlettiklerini, 2012 yılında aralarında sorunlar çıktığı için şirketten fiilen ayrıldığını, fiilen ayrıldığı tarihten itibaren … yerine hiç gitmediğini, … kazasının nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin bilgisinin olmadığına ilişkin savunması, tanık …’un, kum ocağını yaklaşık 15 yıldır oğulları . ve …’un işlettiğine yönelik ifadesi, sanık .’un ocağı abisi sanık … ile birlikte işlettiklerine dair beyanları ve tüm dosya kapsamında sanığın savunmasının aksine delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın yalnızca şirketin ortağı olduğu, söz konusu kazanın meydana geldiği kum ocağında fiilen çalışmadığı ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, meydana gelen olayda kusuru bulunmayan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12-399 Esas-2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” gerekçesine ve (f) bendinde yer alan ”failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi;
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA;
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre,
Şirket ortağı sanık Tuncay Yurdakul’un 27.10.2014 tarihli ifadesinde, işyerinde işletmeci, sorumlu müdür olarak çalıştığını, ocağın sorumluluğunun kendi üzerinde olduğunu, ocakta … güvenlik uzmanı ya da mühendis bulunmadığını, bu konuda araştırma yaptığını halen bulamadığını, 28.10.2014 tarihli ifadesinde yine ocağın sorumlusunun kendisi olduğunu belirttiği, tanık …’un ocağı oğulları … ve .’un işlettiğini, kum ocağının sorumluluğunun .’da olduğunu, .’ın hem kamyon – ekskavatör kullandığını hem de şirketin sahibi olması sebebiyle diğer işlerle meşgul olduğunu beyan ettiği nihayet sanık …’un şirketin parasal işleri, alacak verecek işlerine kendisinin baktığını ama şantiye sorumlusunun kardeşi . olduğuna dair savunması karşısında, şirketin idari işlerinden işlerinden sorumlu …’a cezai yönden yüklenecek kusur bulunmadığı anlaşılmakla sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre ise;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.03.2020 tarihli ve 2018/12-399 Esas-2020/154 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” gerekçesine ve (f) bendinde yer alan ”failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi;
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA;
3-Sanık . hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, ölenin kendi kusuru ile düştüğüne, illiyet bağı olmadığına, eksik inceleme yapıldığına, katılan vekilinin, ölenin kasten öldürüldüğüne, yönelik sair itirazlarının reddine, ancak;
Olay tarihinde geçerli olan … Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin … Yeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre icra edilen … kolunun çok tehlikeli işler kapsamında yer aldığı; 6331 sayılı Kanunun 15. maddesine göre, çok tehlikeli sınıfta yer olan işlerde çalışacakların yapacakları işe uygun olduklarını belirten … raporu almadan işe başlatılamayacakları, 17. maddesine göre ise, mesleki eğitim alma zorunluluğu olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağı düzenlemelerine yer verildiği; dosya içeriğine göre ölenin çok tehlikeli işte çalışabileceğine dair … raporu alınmadığı, çok tehlikeli bir … kolunda çalışan ölene icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediğinin anlaşılması karşısında koşulları oluşan bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayini yapılması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.