YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4107
KARAR NO : 2022/6679
KARAR TARİHİ : 05.10.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davanın Kahramanmaraş 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yukarıda sayı ve tarihi belirtilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 16.01.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı Berka İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin tüm hisselerini devraldığını, bu hisse devirlerinden önce şirket yetkilisinin davalı Mine’ye şirket hesaplarından para çekmeye yönelik vekaletname verdiğinin sonradan öğrenildiğini, davalıların şirket hesaplarından 118.000.- TL para çektiğini, durumun müvekkilince farkedilmesinden sonra davalıların parayı iade sözünü vermelerine rağmen sözün yerine getirilmediğini ileri sürerek 16.01.2014 ila 01.12.2014 tarihleri arasında çekilen 118.160.- TL’nin çekilme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, şirket hesabından kullanılan paranın yine şirket borçlarına harcandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının Berka İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’nin temsilcisi olduğu, temsil edilen şirketin tüzel kişiliğinin bulunduğu, duruşma sırasında alınan davacı vekili beyanında davanın doğrudan şahıs adına açıldığı, davacı tarafta herhangi bir yanılgının bulunmadığının ifade edildiği, tüzel kişilik aleyhine para çekildiği iddiasına ilişkin davanın ancak tüzel kişi tarafından yetkilendirilen şahıs aracılığı ile açılabileceği, davacının hukuki yararı ile taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ek kararı ile süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Davacı vekili, ek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, süresinde sonra istinaf dilekçesi sunulduğundan İlk Derece Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 15.12.2020 tarih ve 2020/7953 Esas – 2020/5913 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Davacı vekilinin kanun yararına bozma talebinde bulunması üzerine, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün 14.06.2022 tarihli yazısı ile kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
HMK’nın 363. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek, hukukta birliğin sağlanması ve gelecekte benzer hataların önüne geçilmesi amacıyla ve kamu yararı mülahazasıyla, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olağanüstü bir kanun yolu olan “kanun yararına temyiz” yoluna başvurulabilir. İncelemenin ileri sürülen temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapılması gerekir.
Davacı, 118.160.- TL’nin tahsilini talep ettiği halde tevzi formunda gösterilen dava değeri olan 11.816.- TL üzerinden 201,79 TL peşin harç alınmış, İlk Derece Mahkemesince istinaf yasa yolu açık olmak üzere aktif husumet yokluğundan dava reddedilmiş, aynı mahkemenin 08.05.2018 tarihli ek kararı ile davacının istinaf isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş, ek karara karşı yapılan istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş, Dairemizce de Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdiği karardan veya istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan karardan söz edilemeyeceğinden HMK’nın 363. maddesinde düzenlenen Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz isteme şartları oluşmamış olup kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı’nın HMK’nın 363. maddesine dayalı kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 118.000,00 TL dava dışı şirket alacağının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince dava aktif husumet yokluğu nedeniyle red edilmiş,
Davacı vekilinin yasal süreden sonra vaki istinaf kanun yolu başvurusu, İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ek kararı ile süre yönünden red edilmiş,
Ek kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli kararı ile davacının istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi Dairenin 15.12.2020 tarihli kararı ile red edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
T.C. Adalet Bakanlığınca bu kez kanun yararına bozma talep edilmiştir.
6100 sayılı HMK 363/1 maddesinde İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı kanun yararına temyiz yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, miktar itibariyle HMK 341 maddesi gereğince istinafı kabil kararlardan olup davacı vekilince yasal sürede istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle İlk Derece de kesinlenmiştir.
Verildikleri anda kesin olmayan (istinaf edilebilen) ve fakat istinaf edilmedikleri için kesinleşmiş olan İlk Derece Mahkemesi kararları kanun yararına temyiz edilebilir (Kuru-Medeni Usul Hukuku El Kitabı. Cilt II, shf. 1459).
Bu halde kanun yararına temyiz isteminin esastan incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile kanun yararına temyiz isteminin reddine karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.