Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/1723 E. 2023/9158 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1723
KARAR NO : 2023/9158
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hukuki Alacağın tahsili amacıyla tehdit
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2010 tarihli ve 2010/7826 No.lu iddianamesi ile sanık hakkında tehdit suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1 inci maddesi gereğince cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.

2. Yapılan yargılama sonucu Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.02.2012 tarihli ve 2010/2758 Esas, 2012/3552 Karar sayılı kararı ile sanığın tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1, 43, 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezasına mahkum edilerek; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 19.03.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. Büyükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2016/53 Esas, 2016/523 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğine ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca tabi tutulduğu 5 yıllık denetim süresi içinde 17.12.2014 tarihinde 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un (6222 sayılı Kanun) 18/9 uncu maddesi maddesinde yer alan seyiden yasaklı kişinin kanunda belirtilen şekilde kolluk kuvvetlerine müracaat etmeme suçunu işlediği ve … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2015 tarihli ve 2015/620 Esas, 2015/996 Karar sayılı kararı ile neticeten 400,00 TL adli para cezasına karar verilerek bu kararın, 02.10.2015 tarihinde kesinleştiği belirlenip ihbarı üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1, 43, 62, 51 inci maddeleri uyarınca erteli 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. Büyükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2016/53 Esas, 2016/523 kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin, 06.03.2019 tarihli ve 2018/7204 Esas, 2019/3732 Karar sayılı ilâmıyla;
”Daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ve denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen sanıkla ilgili olarak, CMK’nın 231/11 inci maddesi gereğince açıklanması daha evvel geri bırakılan hükümde herhangi değişiklik yapma imkanı bulunmadığı, hükmün ilk şekliyle açıklanması gerektiği gözetilmeden, hükmedilen hapis cezasının bu kez ertelenmesine karar verilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
1-Sanığın savunmasında, şikayetçiyle aralarında duygusal ilişki olduğunu ve şikayetçinin kendisine verdiği borç parayı ödememesi nedeniyle atılı suçu işlediğini belirtmesi ve mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirken de eylemin bu şekilde kabul edilmesi karşısında, Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/12/2018 tarihli ve 2017/402 esas, 2018/644 sayılı kararına göre, sanığın eyleminin TCK’nın 150 inci maddesinde düzenlenen hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit suçunu oluşturabileceği, bu suçla ilgili davaya bakma ve delilleri değerlendirme görevi Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, görevsizlik kararı verilmesi yerine, davaya devam olunarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Suçtan zarar görme ihtimali olan şikayetçi …’e duruşma gününü bildiren davetiyenin soruşturma evresinde belirttiği son adrese tebliğ edilmediği ve duruşmalara katılımı sağlanmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da kendisine usülüne uygun tebliğ edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre kararın kesinleşip kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlayıp başlamayacağı araştırılmadan, eksik incelemeyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi,
3-Kabule göre ise;
a- Denetim süresinde kasıtlı suç işleyen sanığa ”duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda hükmün açıklanacağı ”ihtarını içeren usülüne uygun davetiye tebliğ edilmeden, yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması,
b- Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda sanığın hangi fiilerinin suç sayıldığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması, cezada artırım ve indirim gerektiren nedenlerin kanuni bağlamda tartışılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmayarak Anayasa’nın 141/3 ve 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. 232, 289/1-g (1412 sayılı CMUK’nın 308/7) maddelerine aykırı davranılarak gerekçesiz hüküm kurulması,
c- Sanığın savunmasında, şikâyetçinin, borcunu ödemediğini ve telefonda tehdit ve hakaret içerikli sözler söylediğini belirtmesi karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
d- 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1 inci maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu Büyükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesi, 15.04.2019 tarihli ve 2019/195 Esas, 2019/173 Karar sayılı kararı ile sanığa atılı suçun 5237 sayılı Kanun’un 148, 35, 150/1 inci maddesi kapsamında kalma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

6. … 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.201 tarihli ve 2019/217 Esas, 2019/502 Karar sayılı kararı ile sanığın tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1, 43, 62, 50/1-a maddeleri uyarınca 1.860,00 TL adli cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi;
1. Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. Zamanaşımı süresinin dolduğuna,
3.Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile şikâyetçinin bir dönem arkadaşlık ettikleri, şikâyetçinin sanığa borcu olduğu ve sanıktan ayrılması üzerine sanığın cep telefonundan, şikâyetçinin kullandığı cep telefonuna değişik tarih ve zamanlarda “adi, Allahtan dileğim inşallah evlat acısı çekersin, …’e tel etmekle kurtulamazsın ara yarın gelmezse ben gelir seni çıktığın yere sokacam, parayı yolla yoksa gelecem seni kimse alamaz elimden orospu sana öyle bir acı tattıracam ki kendi kendini öldüreceksin, şerefsiz, seni de …ı da …yi de öldürecem” şeklindeki mesajları göndermek suretiyle tehditlerde bulunduğu, akabinde şikayetçinin Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak sanıktan şikâyetçi olduğu anlaşılmıştır.

2. Vodafone Telekominikasyon A.Ş.’nin 28.04.2010 tarihli yazısı ve ekindeki belgelerin içeriğinden 0541……. Numaralı hattın sanık adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.

3. Şikâyetçinin cep telefonunda yer alan mesaj kutusundaki, sanığın kullanımında olan hattan gönderilmiş olan mesajların içerikleri 15.03.2010 tarihli dosyada mevcut telefon mesaj tespit kayıt tutanağında yer almaktadır.

4. Sanık kovuşturma aşamasında suçunu ikrar etmiştir.

5. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.

6. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığına dair 20.09.2019 tarihli rapor dosya içerisinde mevcuttur.

IV. GEREKÇE
A. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine Yönelik;
Şikâyetçinin beyanı, sanığın ikrarı, telefon mesaj tespit kayıt tutanağı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Zamanaşımı Süresinin Dolduğuna Yönelik;
1. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümüne göre;
“Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
…,
…,
…,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.”

2. Sanığın eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1 inci maddesinde öngörülen ceza miktarının 6 ay hapis cezası olduğu, bu itibarla eylemin, 8 yıllık olağan zamanaşımına tabi olduğu belirlenmiştir.

3. 5237 sayılı Kanun’un, Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67/2 nci maddesinde dava zamanaşımını kesen sebeplere ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına bu sebeplerin neticesine yer verilmiştir. Buna göre, dava zamanaşımının kesilmesine neden olan bir hâlin varlığı, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanun’da belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzaması ile neticelenir. Somut olay özelinde ayrıca, 5271 sayılı Kanun’un 231/8 inci maddesinin son cümlesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle başlayan denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

4. Bu açıklamalar ışığında dava zamanaşımı incelendiğinde; sanık açısından yargılama konusu suça ilişkin olağan dava zamanaşımının 8 yıl, olağanüstü dava zamanaşımının ise 12 yıl olduğu, dava zamanaşımını kesen son işlemin, 13.11.2019 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, ancak; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması nedeniyle dava zamanaşımının, 1 yıl 7 ay 28 gün süreyle durduğu, bu itibarla olağanüstü dava zamanaşımının henüz dolmadığı belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vesaire Yönünden;
1. Sanık hakkında 19.12.2012 tarihinde hapis cezasına hükmedildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğine göre, 5 yıllık denetim süresi içinde sanığın yeniden suç işlemesi karşısında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına karar verilmesi gerektiği halde, mahkemece ancak CMK’nın 231/11 inci maddesi uyarınca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında koşullarının varlığı halinde cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilerek yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabilecekken, sanığın tekrar suç işlemesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması dışında, bir imkan mahkemeye tanınmadığı gözetilmeden, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 231/11 inci maddesine aykırı davranılması aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 13.11.2019 tarihli ve 2019/217 Esas, 2019/502 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden Gerekçe bölümünün (C) paragrafı 1 numaralı bentte açıklanan eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.