YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/61
KARAR NO : 2023/1096
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1338 E., 2022/1997 K.
DAVA TARİHİ : 11.01.2022
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyurt İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/1 E., 2022/12 K.
Taraflar arasındaki ihalenin feshi dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine ve şikayetçi aleyhine %10 para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararın davacı borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurarak, 79 nolu parsel bakımından hukuki yarar yokluğundan şikayetin reddine, para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, 114 nolu parsel bakımından şikayetin reddine ve şikayetçi aleyhine %5 para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; kıymet takdiri yapıldıktan sonra takdir olunan değerin oldukça arttığını, ihale edilen bir taşınmazda hayvancılık yapılması amacı ile tesis kurulmuş olup sadece bu tesisin değerinin düşük tespit edildiğini, fiyatın oldukça uygun olmasına rağmen ihaleye katılımın az olduğunu, taşınmazların satışı için gerekli duyurunun yapılmadığını, bu durumun nedeni satışın yerel gazetede duyurulması olup içtihatlarla sabit olduğu üzere, özellikle ticari niteliği olan (fabrika, hayvancılık ve tarım) taşınmaz satışlarının yerel gazete ile ilan yapılmasının mümkün görülmediğini, satış şartnamesi ve kıymet takdirinin ilgililere usule uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini, gerek taraf gerekse ilgililere gönderilen tebligatlar incelendiğinde özellikle Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre yapılan tebligatların kanuna aykırı olarak yapıldığını, ihale şartnamesinde taşınmazın özelliklerinin doğru olarak yazılmadığını, yapılan ihalelerin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı-alıcı vekilince verilen cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yersiz olduğunu, kıymet takdirinin iki yıl geçerli olduğunu, ihalenin usul ve yasaya uygun yapıldığını belirterek davanın reddi ile para cezasına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; ihalenin feshine yönelik şikayetin reddine, her iki taşınmazın ihale bedeli olan 352.900.00 TL ihale bedelinin %10’u olan 35.290.00 TL para cezasının İcra İflas Kanunun 134/2. maddesince davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı borçlu vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesini tekrarlayarak yapılan ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen karara karşı davacı borçlu vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme neticesinde; şikayetçi borçluya satış ilanının usule uygun olarak tebliğ edildiğini, en geç satış ilanının tebliği ile satışa hazırlık dönemine ilişkin işlemlerden haberdar olduğu kabul edilen şikayetçi borçlu tarafça satışa hazırlık işlemleri ile ilgili şikayetlerin süresinde ileri sürülmediği anlaşıldığından bu hususların ihalenin feshi davası aşamasında fesih nedeni olarak ileri sürülemeyeceğini, satış şartnamesi ve kıymet takdirinin ilgililere usule uygun bir şekilde tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de tebligat usulsüzlüğünün ancak ilgilisi tarafından ileri sürülebileceği, taşınmazın kıymet takdirinin üzerinden 2 yıl geçmediği, 2 yıllık süre geçmeden yeniden kıymet takdiri yapılamayacağı, satış ilanı ve şartnamesinin taşınmazların kesinleşen kıymet takdir raporlarında belirtilen niteliklerine uygun olarak düzenlendiği, satış kararında ilanın mahalli bir gazetede yapılmasına karar verildiği ve karara uygun şekilde ilan edildiği, icra müdürlüğüne gazete ilanı konusunda her iki tarafın menfaati gözetilmek koşulu ile takdir yetkisi tanındığı, satışa konu taşınmazın özellikleri dikkate alındığında her yöreden alıcısı çıkabilecek otel, fabrika veya benzeri nitelikte bir yer olmadığından İİK’nın 114. maddesine göre mahalli gazetede ilan yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığını, 79 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen muhammen bedeli 185.014,60 TL üzerinden ihaleye çıkarıldığını ve 253.000,00 TL bedelle alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği, bu durumda söz konusu taşınmazın satış bedeli muhammen bedelin üzerinde olduğundan bu taşınmaz yönünden zarar unsuru gerçekleşmediğinden bu taşınmazla ilgili ihalenin feshi talebinin İİK’nın 134/8. maddesi gereğince zarar unsurunun bulunmaması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan reddi ve bu taşınmaz yönünden şikayet esasa girilmeden reddedildiğinden şikayetçi borçlu aleyhine para cezası tayinine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, diğer taşınmaz olan 114 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede ise; feshi gerektiren bir olguya rastlanmadığını, dosya kapsamı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı, söz konusu taşınmaz yönünden borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de 7343 Sayılı Kanunla Değişik İİK’nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10’u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağını ancak anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı anlaşıldığından mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve yeniden esas hakkında hüküm kurarak, 79 nolu parsel bakımından hukuki yarar yokluğundan şikayetin reddine, para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, 114 nolu parsel bakımından şikayetin reddine ve şikayetçi aleyhine %5 para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı borçlu vekili istinaf dilekçesini tekrarlayarak, istinaf kararına karşı yasal süresi dahilinde temyiz kanun yoluna başvurduklarını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ihalenin feshine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanunu 16. madde, 134. madde.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı borçlu vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.