Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7611 E. 2023/1180 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7611
KARAR NO : 2023/1180
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre; ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 01.10.2015 tarihli ve 2015/29046 Soruşturma, 2015/8373 Esas, 2015/641 numaralı İddianameyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
2. Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2015 tarihli ve 2015/299 Esas, 2015/286 sayılı Kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılanmak üzere son soruşturmanın açılmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/365 Esas, 2016/189 sayılı Kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri ile 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık hakkındaki yargılamaya konu suçun 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi kapsamındaki basit yargılama usulüne tabi suçlardan olması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra yürürlüğe giren 25.06.2020 tarihli 2020/33 sayılı Kararı da nazara alınarak hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1-Sanık 20.05.2016 havale tarihli temyiz dilekçesi ile; savunmalarına itibar edilerek hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu sebebiyle kararı temyiz etmiştir.
2-Katılan 10.05.2016 havale tarihli temyiz dilekçesi ile; sanığın ayrıca dolandırıcılık suçundan da cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın katılanla yapmış olduğu görüşmede katılanın sanık olarak yargılandığı ve temyiz aşamasında bulunan dosya kapsamında Yargıtay 12. Ceza Dairesinde samimi olduğu hakimlerin bulunduğu, üyelerle bizzat görüşerek dosyayı izah edeceği ve ek temyiz dilekçesi sunacağına yönelik vaatlerde bulunduktan sonra katılanın vekaletini almasına ve anlaştıkları 11.000,00 TL vekalet ücretini tahsil etmesine rağmen dosyaya vekaletname sunmayıp dilekçe de vermeyerek mağduriyete neden olduğu iddiasıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında; mahkemece sanığın savunmalarının ikrar içerdiği ve vekalet ücretinin 2.000,00 TL’lik kısmının ödendiğinin banka kayıtlarından anlaşıldığı kabul edilmekle birlikte sanık ile katılan arasındaki görüşmenin dosyanın takibine ilişkin olduğu ve hileli hareket bulunmadığı, bu doğrultuda eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı kanaatiyle sanığın bu suçtan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Avukat olan sanık hakkındaki mahkumiyete konu görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izne tabi olması nedeniyle bu suçun 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin yedinci fıkra hükmü uyarınca basit yargılama usulüne tabi olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve katılanın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
3. Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sadece avukatlık mesleğini yapmaktan yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle sanık ve katılanın Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/365 Esas, 2016/189 sayılı Kararına yönelik temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının beşinci paragrafının “5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre takdiren 75 gün adli para cezasına çevrilmesine ve aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince de sanığın sosyal ve ekonomik koşulları ile gelir seviyesi nazara alınarak 1 gün karşılığı takdiren 20 TL’den hesap edilerek kısa süreli hapis cezası yerine sanığın neticeten 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ve yedinci paragrafının “Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlamak üzere 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 38 gün süreyle yasaklanmasına,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.