Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/3440 E. 2008/7100 K. 12.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3440
KARAR NO : 2008/7100
KARAR TARİHİ : 12.06.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu yada kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Hükme esas alınan üçüncü bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda taşınmazın “sulu ya da kuru” tarım arazisi niteliği belirtilmemiştir. Taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise kaynağı, suyun kendi doğal akışı ile mi taşınmaza ulaştığı, dereden sulanıyorsa bu suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, ayrıca dereden sulanamadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı, yapılan sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar araştırılmadan, taşınmazın sulu tarla ya da kuru tarla niteliği belirlenmeksizin değerlendirme yapan rapora göre hüküm kurulması,
2-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır.
Dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu açıkça saptandıktan sonra, yukarıda açıklandığı gibi belirlenen bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerekirken, %5 oranına göre kamulaştırma bedelini tespit eden bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulması,
3-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası uyarınca bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği gün (dava tarihi) esas tutulur. Buna göre tarım arazisi olan dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihindeki (2007 yılı) mevki ve şartlarına (kuru ya da sulu arazi niteliğine) göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirinin tespitinde, münavebeye alınacak ürünlerin 2007 yılına ilişkin dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg başına toptan satış fiyatlarının esas alınması gerekir. Kural böyle iken, hükme esas alınan üçüncü bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda, hangi yılın verilerine göre hesaplama yapıldığı anlaşılmamıştır. Mahkemenin karar tarihi dikkate alındığında, 2007 yılı resmi verilerinin belirlenmiş olduğu olasılığı karşısında, zeytin ürününün sözü edilen yıla ilişkin veri cetvellerinin İl Tarım Müdürlüğünden getirtilip bu verilere göre bilirkişi kurulunun raporunun denetlenmemiş olması,
4-Dava konusu taşınmazın 30.7.2007 tarihli Belediye Başkanlığı yazısına göre “1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı” anlaşılmakla bu durumun taşınmazda meydana getirdiği kaçınılmaz değer düşüklüğü nazara alınmaksızın taşınmaza fazla değer biçilmesi,
5-Kamulaştırma Yasasının 29. maddesine göre yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılması gerektiği halde yargılama giderlerinden olan karar ve ilam harcının davalıya yükletilmesi, (davacı Hazinenin harçtan muaf olduğunun da dikkate alınması),
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda (1) numaralı bentte belirtildiği üzere taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliği açıkça ve denetime olanak verecek biçimde saptanmalı, sulu tarım arazisi olduğunun (fiilen sulandığının) belirlenmesi durumunda (3) numaralı bentteki esaslar çerçevesinde; kuru tarım arazisi olduğunun anlaşılması durumunda ise kapitalizasyon faizinin (2) nolu bentte belirtilen oranlarda alınarak değerlendirme yapılmak ve diğer bentlerdeki hususlar da yerine getirilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin belirlenmesi için üçüncü bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, raporun yukarıda değinilen konulara uygunluğu denetlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 12.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.