YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12952
KARAR NO : 2023/21
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1396 E., 2022/1423 K.
vekilli Avukat …
DAVA TARİHİ : 06.09.2017
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/251 E., 2019/35 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a ve 4/1-b kapsamındaki sigortalılıkları nedeniyle yaklaşık 10 yıl önce yaşlılık aylığı bağlandığını, Kurumun 28.06.2017 tarihli yazısı ile yaşlılık aylığının durdurulduğunun ve ödenen toplam 158.000,00 TL yaşlılık aylığını iade etmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, davacının Avusturya’da iken Kuruma müracaat ederek isteğe bağlı sigortalılık müracaatını yaptığını, yaklaşık 7 yıl kendisinden prim tahsil edildiğini, yurt dışında çalışmanın isteğe bağlı sigortalılığa engel olmadığını, Kurumun bu sigortalılıkları iptalinin yerinde bulunmadığını ileri sürerek davalı Kurumun yaşlılık aylığının iptaline ve ödenen aylıkların iadesine ilişkin işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, 01.05.1990 tarihinden itibaren Avusturya’da çalıştığının tespiti üzerine 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığı ile 01.09.2001 – 01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının iptal edildiğini, bu iptaller sonucu yaşlılık aylığı bağlanması koşullarına sahip bulunmadığı için yaşlılık aylığının da iptal edildiğini ve ödenen aylıkların borç oluşturulduğunu, Kurum işlemlerinin hukuka uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2019 tarih ve 2017/251 E., 2019/35 K., sayılı kararıyla; “Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;
1-Davacının, davalı kurumun 28.06.2017 tarih 8.136.807 sayılı sigortalılık ve aylık durdurma işleminin iptaline yönelik talebinin kısmen kabulü ile:
a)SSK isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptaline yönelik davalı kurum işleminin iptaline,
b)Davalı kurumun davacıya ait 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasındaki 627 günlük Bağ-kur hizmetinin iptali işlemi yerinde olduğundan bu işlemin iptaline yönelik davacı isteminin reddine,
c)Davacının fazla prim ödemesine göre 2003/4 ve 2007/6 ayında Bağ-kur isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve 2021/295 E., 2021/11388 K., sayılı kararıyla;
“1- Davalı Kurumun istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine,
2- Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile; … İş Mahkemesinin 26.02.2019 tarih ve 2017/251 E., 2019/35 K., sayılı kararının kaldırılmasına,
3- Davanın kabulü ile;
a) Davacının, 01.09.2001 – 01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının ve 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığının iptaline ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile anılan sigortalılıklarının geçerli olduğunun tespitine,
b) Davalı Kurumun, davacıya bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ve ödenen yaşlılık aylıklarının iadesine ilişkin işleminin iptali ile davacıya bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğunun ve ödenmiş olan yaşlılık aylıklarından dolayı davacının, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine,” karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yurtdışında çalışan birisinin Türkiye’de isteğe bağlı sigortalı olması mümkün ise de; bir kişinin yurtdışında ve Türkiye’de zorunlu sigortalı olarak aynı dönemde fiilen sigortalılığa esas faaliyette bulunması ve bu kapsamda sigortalı olması mümkün değildir. Türk sosyal güvenlik sistemi, çifte sigortalılığa kural olarak cevaz vermediği gibi, her somut olayın özelliğine göre bu yöndeki uyuşmazlıklarda; birbirleriyle çakışan sigortalılıkların, gerçek ve fiili sigortalılık olup-olmadığı üzerinde durulmalıdır. Açıklanan sebeplerle, davacının, yurtdışında zorunlu sigortalı olduğu dönemlerde Türkiye’deki zorunlu Bağ-Kur sigortalılığına hukuki geçerlilik tanınamaz.
Bölge Adliye Mahkemesinin, yurtdışı çalışma belgesine göre 05.1990 – 11.2008 dönemleri arası Avusturya’da çalışması bulanan davacının, isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti isabetli ise de; zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının tamamının geçerli olduğunun tespiti yönündeki kararı hatalı olup, bu bağlamda Mahkemece, yurtdışı çalışmaları ile çakışan dönem olan 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığının iptal edilerek, zorunlu sigortalılık süresine karşılık gelen prim ödemeleri dışlanarak bakiye prim ödemeleri var ise ödeme tarihinden ileriye dönük isteğe bağlı sigortalılık kabul edilerek, davacının tespit edilecek prim gün sayısı üzerinden tam ve kısmi yaşlılık aylığı tahsis koşulları irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekliliği işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kısmen kabulü ile;
1-Davacının 01.09.2001 – 01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine,
2-Davacının 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının iptal edilmesine ilişkin davalı Kurum işlemi yerinde olduğundan davacının anılan sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine,
3-Davacının 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı Bağ – Kur sigortalısı olduğunun tespitine,
4-Davacıya 01.11.2013 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,
5-SGK … İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen 14.08.2017 tarih ve 10.061.642 sayılı borç bildirim belgesinin kısmen iptali ile; davacının yersiz ödenen aylıklar nedeniyle 14.08.2017 tarihi itibariyle toplam 97.958,32 TL (59.374,65 TL yersiz ödenen aylıklar ile bunun 14.08.2017 tarihine kadar işlemiş 35.833,06 TL faizi ve fazla ödenen 2.314,32 TL fark aylık ile bunun 14.08.2017 tarihine kadar işlemiş 436,29 TL faizi olmak üzere) borçlu olduğunun tespitine, borç bildirim belgesinin aşan kısım yönünden iptaline,” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının 55 yaş koşulunu 2010 yılında tamamladığını, kısmi aylığa 2010 yılı Kasım ayında hak kazandığını ve buna göre kısmi aylık olacak olsa bile davacının 2010-2013 yılları arasında da kısmi aylık alması ve buna göre Kuruma borcunun hesap edilmesi gerektiğini, kaldı ki bu yersiz ödemelerin Kurumun kendi hatasından kaynaklandığını, bu nedenle faizsiz tahsili gerektiğini, Kurumun 14 yıl sonra yaptığı hatayı fark ettiğini, ayrıca bozma gereğince de davacının İsteğe Bağlı Sigortalı olabileceği kabul edildiğini, ancak mahkemece bu hususta eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili; davacının, yurtdışı çalışmaları ile Türkiye’de Bağ-Kur ve isteğe bağlı sigorta sürelerinin çakıştığını, iptal edilen sürelere göre davacının aylık şartlarını yitirdiğini ve 01.06.2007 tarihi itibariyle aldığı yersiz aylıklar için borç oluşturulduğunu, Kurum işlemlerinde hata bulunmadığını, fazla prim ödemesi nedeniyle isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olmasına yönelik bir talebi olmamasına rağmen 2003/4 ve 2007/6. aylarda isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalı olduğunun kabul edilemeyeceğini, bu yöndeki mahkeme kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya yaşlılık aylığı bağlanırken geçerli sayılan bir kısım sigortalılık sürelerinin iptali ile buna bağlı olarak tahsis koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının iptaline ve ödenen yaşlılık aylıklarının iadesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan Mülga 506 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edilebilmesi için;
A – a) En az 1080 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak,
b) Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak ve buralardan kendi sigortalılığından dolayı aylık bağlanmamış olmak,
c) İsteğe bağlı olarak her ay kesintisiz otuz gün üzerinden malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemek,
d) Örneği Kurumca hazırlanacak isteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma müracaatta bulunmak şarttır.
B – İsteğe bağlı sigortalılık, müracaatın Kurumca alındığı tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar. Şu kadar ki, isteğe bağlı sigortanın başladığı tarihte, sosyal güvenlik kuruluşları ile ilgileri kesilmediği tespit edilenlerin isteğe bağlı sigortalılıkları başladığı tarih itibariyle iptal edilerek, ödedikleri primler faiz uygulanmaksızın ilgililere iade edilir.
C – a) İsteğe bağlı sigortaya devam etmek isteyenler, ödeyecekleri sigorta primlerini bu Kanun’un 78 inci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında olmak şartıyla kendileri belirlerler. İsteğe bağlı sigorta primi oranı %25 olarak uygulanır.
b) İsteğe bağlı sigorta primlerinin, en geç ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmesi zorunludur. Ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için, bu tarihten başlanarak 80 inci madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanır.
D – İsteğe bağlı sigortalılık;
a) Sosyal güvenlik kuruluşlarına tâbi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden,
b) İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanların, buna ait dilekçelerinin Kurumca alındığı tarihten önceki primi ödenmiş son ayın bitiminden,
c) İsteğe bağlı sigorta primini art arda üç ay ödemeyenlerin primi ödenmiş son ayın bitiminden,
d) Tahsis talebinde bulunanların, aylığa hak kazanmış veya toptan ödeme yapılmış olmak koşulu ile tahsis talep tarihinden,
e) Ölen sigortalının ölüm tarihinden, itibaren sona erer.
E- Bu maddenin (A) bendinin (a) alt bendinde belirtilen koşullar sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçileri için aranmaz. Bu maddenin (D) bendinin (a), (b) ve (c) alt bentlerine göre isteğe bağlı sigortalılığı sona eren sigortalının, yeniden isteğe bağlı sigortaya devam edebilmesi için tekrar yazılı müracaatta bulunması şarttır.” düzenlemesi mevcut olup, belirtilen (A) bendinin (b) alt bendinde yer alan “Her hangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna” deyimiyle Türkiye’deki sosyal güvenlik kuruluşlarının amaçlandığı, bu durumda gerek sosyal güvenlik sözleşmesi yapılan ülkelerde (ikili antlaşmalarda aksine hüküm bulunmadıkça) gerekse sözleşme yapılmayan ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının Türkiye’de isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri ve bu nedenle yurtdışındaki çalışma süresiyle çakışan isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğu gözetilecektir.
2- Diğer taraftan yurtdışında çalışan birisinin Türkiye’de isteğe bağlı sigortalı olması mümkün ise de; bir kişinin yurtdışında ve Türkiye’de zorunlu sigortalı olarak aynı dönemde fiilen sigortalılığa esas faaliyette bulunması ve bu kapsamda sigortalı olması mümkün değildir. Türk sosyal güvenlik sistemi, çifte sigortalılığa kural olarak cevaz vermediği gibi, her somut olayın özelliğine göre bu yöndeki uyuşmazlıklarda; birbirleriyle çakışan sigortalılıkların, gerçek ve fiili sigortalılık olup-olmadığı üzerinde durulmalıdır.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kabulüne dair 11.11.2020 tarihli kararı, Dairemizin 30.09.2021 tarih ve 2021/295 E., 2021/11388 K., sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bozma sonrasında, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüyle, davacının 01.09.2001 – 01.05.2007 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine, 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının iptal edilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin ise yerinde olduğundan davacının anılan sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine ilişkin talebinin reddine, 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı Bağ – Kur sigortalısı olduğunun ve davacıya 01.11.2013 tarihinden geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile; davacının yersiz ödenen aylıklar nedeniyle 14.08.2017 tarihi itibariyle toplam 97.958,32 TL borçlu olduğunun tespitine, borç bildirim belgesinin aşan kısım yönünden iptaline karar verilmiştir.
Eldeki davada; Dairemizin bozma ilamı gereğince davacının 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığının iptal edilerek, zorunlu sigortalılık süresine karşılık gelen prim ödemeleri dışlanarak bakiye prim ödemeleri ile ilgili olarak 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı Bağ – Kur sigortalısı olduğu değerlendirilmiş, davacının kısmi aylık koşulları irdelenerek, 08.07.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplama uyarınca davacının yersiz ödeme borcu belirlenmiştir. Her ne kadar davacının fazla ödenen prim borçlarına ilişkin isteğe bağlı sigortalılık süreleri 2003 yılı 4. ayında ve 2007 yılı 6. ayında olarak belirlenmiş ise de; davalı Kurum tarafından 15.03.2022 tarihli yazısı ile davacının 408,48 TL fazla ödeme yaptığı ve bunun da isteğe bağlı sigorta olarak kabul edilmesi halinde 5 ay hizmet kazanacağının bildirildiği görülmüştür.
Diğer taraftan Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan 08.07.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının kısmi aylıklarının hesap edilmesinde prim gün sayısının 4542 gün olarak alındığı, oysa davacıya 31.05.2006 tarihli tahsis talebine istinaden 5170 prim gün sayısı üzerinden aylık bağlandığı, 01.05.1990 – 28.01.1992 tarihleri arasındaki zorunlu Bağ-Kur sürelerinin iptalinden sonra toplam gün sayısının 4542 güne düştüğü anlaşıldığından, söz konusu bilirkişi ek raporunda davacının fazla ödeme nedeniyle kendisine kazandırılması gereken isteğe bağlı sigortalılık süreleri eklenmeksizin sonuca gidildiği anlaşılmış olup, Mahkemece davalı Kurumdan özellikle 15.03.2022 tarihli “davacının 408,48 TL fazla ödeme yaptığı ve bunun da isteğe bağlı sigorta olarak kabul edilmesi halinde 5 ay hizmet kazanacağı” yönündeki yazı içeriği de açıklatılarak, yeniden bakiye prim ödemesine karşılık davacının kazanacağı isteğe bağlı sigortalılık süreleri ile davacının kısmi aylığa hak kazanma koşullarına göre ödenmesi gereken aylık tutarlarının bildirilmesi istenmeli, davalı Kurumca önceki beyanları gibi bakiye prim ödemesine karşılık davacının kazanacağı isteğe bağlı sigortalılık süreleri eklendikten sonra alabileceği kısmi aylık miktarlarının hesaplanamayacağının bildirilmesi halinde ise; davacının bakiye prim ödemesine karşılık kazanacağı isteğe bağlı sigortalılık süreleri de eklenerek, geçerli olacak prim gün sayısına göre davacının alabileceği kısmi aylıkları bilirkişi marifetiyle hesaplanmak suretiyle borcun varlığı irdelenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…