YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/18720
KARAR NO : 2008/1615
KARAR TARİHİ : 07.02.2008
Davacı, … vekili Avukat … ile davalı, …Deri Üretim ve Tic.Ltd.Şti. vek.Av. Bahattin Bayram aralarındaki tazminat davası hakkında Çorlu İş Mahkemesinden verilen 18.12.2006 gün ve 806/487 sayılı kararın ONANMASINA ilişkin Dairemizin 22.05.2007 gün ve 5735/8411 sayılı davalı vekili tarafından süresi içinde duruşmalı olarak istenmiş, karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
İstek nitelikçe maddi yanılgının düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki; Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Tebligat Kanununun 11/1. maddesi, Tebligat Tüzüğünün 15/1. maddesi gereğince vekil vasıtasıyla takip edilen davalarda ilam mutlaka vekile tebliğ edilir. Vekil varken, asile yapılan tebligat usulsüzdür. Çünkü Tebligat Kanunu’nun 11/1. maddesi hükmü emredici hükümdür. Vekil varken ilamın asile tebliği ile temyiz süresi işlemeye başlamaz. Vekilin asile yapılan usulsüz tebligatı öğrenmesi daha doğrusu vekilin usulsüz tebligatı öğrendiğini bildirmesi ile Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre geçerli hale gelir ve vekilin usulsüz tebligatı öğrendiği günden itibaren temyiz süresi işlemeye başlar. Hukuk Genel Kurulu’nun 24.3.1999 tarihli 1999/14-198 Esas, 1999/183 Karar nolu kararıda bu yöndedir. Somut olayda yargılama sırasında davalı şirketin vekilinin bulunmadığı davanın davalı tarafın yokluğunda karara çıktığı, 18.12.2006 tarihinde duruşmadan sonra aynı gün Avukat Bahattin Bayram’ın davalı şirketten aldığı harçlandırılmış vekaletnamesini mahkemeye ibraz ederek hakime havale yaptırarak dosya içine koyduğu, mahkemece gerekçeli kararın ise doğrudan davalı şirkete 25.1.2007 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket vekilin kararı 5.2.2007 tarihinde temyiz ederek davalı şirkete usulsüz olarak yapılan tebligattan 2.2.2007 tarihinde haberdar olduğunu bildirdiği, vekil varken asile yapılan tebligatın usulsüz olması nedeniyle Avukat Bahattin Bayram’ın tebligattan haberdar olduğunu bildirdiği tarihe göre kararın 8 günlük yasal süre içinde temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Ne varki; Dairemizce maddi yanılgı sonucu temyiz isteminin 8 günülk yasal süre içinde yapılmadığının kabulüyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımından reddedildiği ortadadır. Hal böyle olunca davalı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilmeli Dairemizin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 22.5.2007 tarihli kararı kaldırılmalı ve davalı vekilinin 18.12.2006 tarihli mahkeme kararına yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan davacı işçinin manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadi Birleştirme Kararı’nın içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine hak ve nesafet kurallarına göre davacı yararına 30.000.00 YTL manevi tazminat yerine 45.000.00 YTL manevi tazminat hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ.Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 22.5.2007 tarihli 2007/5735 Esas, 2007/8411 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, mahkemenin 18.12.2006 tarihli kararının hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
” 1- Davanın kısmen kabulüyle 30.000.00 YTL manevi tazminatın olay tarihi olan 2.11.2003 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
2-Alınması gereken 1.620.00 YTL ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 1.012.50 YTL harcın düşümü 607.50 YTL harcın davalıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan toplam 1.024.70 YTL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.200.00 YTL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 14.00 YTL yargılama giderinden takdiren 7.40 YTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı karar düzeltme harcının karar düzeltmeyi isteyene yükeltilmesine, 7.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.