YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3586
KARAR NO : 2022/9001
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vakıf Üyeliğinin ve Prim Miktarının Tespit İstemli
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 1982 yılından 2003 yılına kadar davalı …de güvenlik görevlisi olarak çalıştıktan sonra 2003 yılında emekli olduğunu, işe başladığında davalı vakfa üye yapılarak maaşından prim kesildiğini, vakıf üyeliğinden rızası dışında çıkarıldığını, ancak vakıf senedinde de belirtildiği üzere İş Bankası …nin her çalışanının vakfın doğal üyesi olduğundan vakıf üyeliğinden çıkarılması ve daha sonra üyeliğe kabul edilmemesinin vakıf senedine ve vakfın kuruluş amacına aykırı bulunduğunu, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde davacının daimi personel gibi sosyal yardımlardan yararlanacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen munzam vakıf yardımlarından yararlandırılmadığını bu nedenle davacının davalı vakfa üyeliğinin, davacının ödemesi gereken üyelik primlerinin ve iş veren prim paylarının tespiti ile bu paylardan davalı bankanın da sorumlu olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı banka yönünden dava şartı yokluğundan; davalı vakıf yönünden ise davacının 2003 tarihinde emekli olmasından itibaren on yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın 22.10.2014 tarihinde açıldığından zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ise Dairemizce, davalı bankanın da verilecek karardan etkilenecek olması nedeni ile banka yönünden de işin esasının incelenmesi, zamanaşımı süresinin geçmediği, işin esasının incelenmesi gerekçesi ile mahkeme kararı bozulması sonrası Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonucu davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının vakıf üyesi olduğu ile davalı vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti; davalı işverenin ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemlerine ilişkindir.
Vakıf hukukunda aslolan yürürlükte bulunan vakıf senedi ile buna göre yapılan düzenlemelerin tüm üyelerine doğru ve eşit biçimde uygulanmasıdır. Yürürlükte bulunan, değiştirilmedikçe vakfı ve vakıf üyelerini bağlayan mevcut vakıf senedi ile vakıf senedine istinaden düzenlenen Yönetmelik hükümlerine göre somut uyuşmazlık çözümlenmelidir.
Kanun koyucu, hukuki durumu daha hızlı bir şekilde çözüme kavuşturmak istediği haller için hak düşürücü süreleri öngörmüştür. Hak düşürücü sürenin, dava şartlarından olması nedeniyle taraflar ileri sürmeseler dahi hakim tarafından re’sen gözönünde bulundurması gerekmektedir. Kamu düzeninden olan hak düşürücü sürelerin taraflarca değiştirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla bir hakkı sona erdiren ve dava şartı olarak kabul edilen hak düşürücü süre ancak kanunla düzenlebilir.
Bununla birlikte dava konusu vakfa ait yönetmelikte yapılan değişiklik ile davacı gibi daha önce vakfa üyelik hakkı tanınmayanlara üyelik hakkı tanınması ve bunun için belirlenen süre içerisinde müracaat şartı getirilmesinde düzenlenen süre hak düşürücü süre mahiyetinde değildir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu vakfın 30.09.2005 tarihli olağan genel kurulunda kabul edilip 01.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliğine eklenen geçici 3. madde ile, Türkiye İş Bankası …de koruma ve güvenlik görevlisi olarak süreli sözleşmeli çalışmış ve 01.10.2005 tarihinden önce emekli olmak üzere Bankadaki görevinden ayrılmış ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından yaşlılık, malullük aylığı veya sürekli işgöremezlik geliri bağlanmış olanlara, 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve gereklerini tam olarak yerine getirerek yapacakları borçlanma nedeni ile tespit edilen aidatlarının tamamını 30.12.2005 tarihine kadar ödenmesi halinde vakıftan emeklilik aylığı bağlanabileceği düzenlenmiştir.
Buna göre yönetmelikte yapılan değişiklikten davacının haberdar olup olmadığı ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatı olup olmadığı hususları üzerinde durularak eğer davacının Yönetmeliğe eklenen geçici 3. madde ile vakfa üyelik hakkı tanınması ve yazılı müracaat şartından haberdar olduğu ve 30.12.2005 tarihine kadar vakfa yazılı müracaatta bulunmadığının anlaşılması halinde yönetmelikte düzenlenen sürenin hak düşürücü süre de olmadığı dikkate alınarak şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi, aksi durumda yani davacının 30.12.2005 tarihinden önce vakfa yazılı olarak müracaat ettiğinin anlaşılması halinde ise, davalı vakıf aleyhine açılan davanın süresi içinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilip, iddia doğrultusunda toplanan ve toplanacak deliller doğrultusunda oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın hak düşürücü süreden reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yukarıda gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.