YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2410
KARAR NO : 2022/6924
KARAR TARİHİ : 12.10.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 16.05.2019 tarih ve 2014/85 E- 2019/312 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.12.2020 tarih ve 2019/2110 E- 2020/1332 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan Alman Plastik arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı şirkete mal siparişi verildiğini, bu sipariş karşılığında Bank …Şubesine ait 08/03/2013 keşide tarihli 100.000.-TL meblağlı çekin verildiğini, ancak davalı firmanın teslim etmesi geken malları teslim etmediği gibi siparişe istinaden verilen çekin de iadesinin yapılmadığını, diğer davalı … tarafından dava konusu çekin Diyarbakır 3. İcra Müdürlüğü’nün 2013/1432 esas sayılı dosyasından takibe konulduğunu, davalı … ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını ileri sürerek Bank …Şubesine ait 202439-14 no’lu hesaptan verilen…seri no’lu 08/03/2013 keşide tarihli 100.000.-TL meblağlı çek yönünden borçlu olmadığının tespiti ile Diyarbakır 3. İcra Müdürlüğü’nün 2013/1432 esas sayılı dosyasından başlatılan takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin son ciranta konumunda olduğunu, TTK 792. maddesine göre müvekkilinin çeki kötüniyetle iktisap ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, akabinde vermiş olduğu 22/10/2014 tarihli dilekçesiyle özetle; dava konusu çekin Alman Plastik Ltd. Şti. müdürü tarafından …’a satılan ve satımında müvekkil …’ın aracılık ettiği bağımsız bölümün satışında güvence olarak verildiğini, taşınmazın dava dışı… tarafından satın alındığı dönemde taşınmaz üzerinde Vakıflar Bankasının ipoteğinin bulunduğunu, davalı Alman Plastik’in krediyi ödememesi nedeniyle Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/1357 esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, müvekkili tarafından 6. icra müdürlüğünün 2013/1357 esas sayılı dosyasında 16/07/2014 tarihinde 333.000,00 TL temlik bedelinin ödenmek zorunda kalındığı, müvekkilinin hem iyi niyetli olup hemde diğer davalının başkasına borcunu ödediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket davacıya mal sattığını ve sattığı malı teslim ettiğini yazılı delillerle ispat yükü altında olup, davacı defterleri üzerinde yaptırılan incelemeye göre mal tesliminin subut bulmadığı, Alman Plastik Şirketi’nin yetkilisi olan … tarafından anılan 3 numaralı bağımsız bölümdeki dairenin satışının dava dışı …’a yapıldığı, taşınmaz üzerinde Vakıflar Bankası’nın ipoteğinin bulunmasından dolayı davalı Alman Plastik Ltd. Şti. şirketinden 100.000,00 TL bedelli çekin ciro ile davalı … tarafından teminat olarak alındığı, nüfus kayıtlarına göre dava dışı …’ın davalı …’ın baldızı olduğu, dava dışı Vakıflar Bankası’nın Alman Plastik Ltd. Şti. tarafından borçların ödenmemesi nedeniyle Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/1357E. sayılı icra takip dosyası üzerinden dava dışı …’ın satın almış olduğu gayrimenkule ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, davalı … vekili Av. … tarafından 330.000.-TL ödeme yapılarak temlik senedi düzenlendiği, dava konusu çekin satışı yapılan ipotekli gayrimenkule teminat olarak verildiği, davalı …’in çeki teminat olarak almasının çekin bedelsizliğini bildiğini ve davacı keşidecinin bile bile zararına hareket ettiğini göstermeyeceği, menfi tespit davasında tedbir kararının icra edilmesi, borçlunun inkar tazminatına hükmedilmesi açısından gerekli bir koşul olup dosyada bu yönde bir tedbir kararı bulunmadığı gerekçesiyle davalı Alman Plastik İnş. Haf. Tah. Petrol Nak. Turizm İth.İhrc. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden açılan davanın kabulü ile Bank Asya Katılım Bankası A.Ş. Adapazarı Şubesi’ne ait 08/03/2013 tarihli 100.000,00 TL bedelli ve B-5753641 numaralı çeke ilişkin olarak davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı … yönünden açılan davanın reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, çekteki cironun rehin cirosu olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı, temlik cirosu ile ciro edildiği, davalının dava konusu çeki teminat amaçlı olarak aldığı yönündeki kabulünün çekteki ciroyu geçersiz hale getirmeyeceği, davalı …’nın çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı TTK m. 818’de, rehin cirosuna ilişkin TTK m. 689’a atıfta bulunulmamıştır. Böylece çekte rehin cirosuna cevaz yoktur. Çekin açık veya gizli rehin cirosuyla devredildiğinde, sorun gizli rehin cirosunun ispatında ortaya çıkar. Bu husus, ya ayrı bir yazılı belge veya hamilin ikrarı ile kanıtlanabilir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı şirketin düzenlediği çekin, davalı şirket yetkilisi … tarafından satılan taşınmaz üzerindeki ipoteğin teminatı olarak davalı …’e geçtiği görülmektedir. Ayrıca, …’in kendi beyanı ile rehin cirosu ile çeke hamil olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında …’in meşru hamil kabul edilme imkanı bulunmadığı anlaşılmakla, davalı … için de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
12.10.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Dava icra takibine konu çekten dolayı borçlu bulunmadığının tesbiti istemine ilişkindir.
Davaya konu çekte davacı keşideci, davalı Alman Pls. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. lehtar, diğer davalı … ise hamil konumundadır.
İlk derece mahkemesi tarafından davalı Alman Pls. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki dava kabul edilmiş, diğer davalı hakkındaki dava ise ret edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık lehtar tarafından hamile yapılan cironun rehin cirosu olup olmadığı yönünde toplanmaktadır.
Çek kanunen emre yazılı senetlerden olduğu için emre düzenlenmek isteniyorsa bunun açıkca çeke yazılmasına gerek yoktur. (TTK m. 785/1-a) Emre yazılı çekler ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yolu ile devredilir. (TTK m. 788)
Kanun koyucu çeklerde cironun şeklini ve hükümlerini poliçe hükümlerine yollama yaparak düzenlemiştir. TTK. 818/I-d yollamasıyla poliçeye ait cirolara ilişkin 683 ile 685. maddeler uygulanır. Hamilin hak sahipliğini ispat görevi ise TTK. 790. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükümler uyarınca çek tam ciro veya beyaz ciro yoluyla devredilebilir.
Hamile yazılı senetlerin devri ise senedin teslimi ile olur. Hamiline yazılı çeki bulunduran biri yetkili hamildir.
Kambiyo senetlerinde ciro; temlik, tahsil ve rehin cirosu olmak üzere üçe ayrılır.
Kambiyo senedinin mülkiyeti ile birlikte senetten doğan tüm hakların karşı tarafa devredilmesi amacıyla yapılan ciroya temlik cirosu denir.
Ciro şerhinde hangi amaçla yapıldığı anlaşılamıyor ise cironun temlik için yapıldığı kabul edilir. Cironun temlik dışında başka bir amaçla yapıldığını iddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür.
TTK. 688/1 maddesi uyarınca ciro, “bedeli tahsil içindir”, “vekaleten” veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir. Bu durumda senetten sorumlu olanlar cirantaya karşı ileri sürebilecekleri def’ileri hamile karşı da ileri sürebilir.
TTK 689/1. maddesi uyarınca ciro, “bedeli teminattır” “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten herhangi bir kaydı içerirse, hamil poliçeden doğan tüm hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir.
689/2. maddesi; “Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremezler; meğerki hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun:”
Rehin cirosu, açık veya inançlı rehin cirosu şeklinde yapılabilir. (Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2010. s. 174)” Bedeli teminattır” veya “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten herhangi bir kaydı içeren ciro açık rehin cirosudur. İnançlı rehin cirosu ise, senedin rehin cirosu ile devredildiğine ilişkin ciro beyanında herhangi bir kayda yer verilmeyip rehin anlaşmasının cironun tarafları arasında yapılarak kurulabilir. İnançlı temlik cirosu Kanun’da düzenlenmemiştir.
Ciro şerhinde rehne ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadğı, ciro lehtarı lehine kambiyo senedi üzerinde bir rehin hakkı kurmak için yalnız tarflar arasında kalan bir rehin anlaşmasına uygun olarak yapılan ciroya gizli (örtülü) rehin cirosu denir.
Poliçeye ait bazı hükümlerin çekler hakkında da uygulanacağını belirten TTK. 818. maddesinde rehin cirosu ile ilgili olarak 689. maddeye yapılmış bir yollama bulunmadığından çeklerde rehin cirosu yapılamaz, çekler yalnızca tahsil veya temlik cirosu ile devredilebilir.
Çekte rehin cirosu yolunun kapatılmasının sebebi, kural olarak çekin bir ödeme vasıtası olmasından kaynaklanmaktadır.
Ancak 5941 sayılı Çek Kanunu’nun Geçici Madde 3/5. maddesi hükmünde “31.12.2023 tarihine kadar üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” denilmek suretiyle uygulamada çeklerin de diğer kambiyo senetleri gibi bir kredi aracı haline getirildiği, ileri vadeli çek düzenlenmesi yolunun açıldığı görülmekte olup artık çeklerin bir ödeme vasıtası oluduğu tartışmalı hale gelmiş bulunmaktadır.
Çekin, Türk Medeni Kanunu’nun rehne ilişkin hükümlerinden yararlanılarak rehnedilmesi imkanı da vardır. (Öztan. F. : Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2012, s. 778 vd.)
Aynı konuda da Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2018 tarih 2017/19-817 E. , 2018/1145 K. sayılı içtihatı da bulunmaktadır.
Bu konuda doktrindeki bazı yazarların görüşlerine gelince;
Teminat Amacı İle Verilen Çeklerin Bir İnançlı İşlem Oluşturması
Çekin bankaya hamil tarafından temlik cirosu ile de olsa, teminat amacıyla verilmesi bir inançlı işlem oluşturmakta ve böylece banka ile çeki ciro eden arasında bir akdi ilişki ortaya çıkmaktadır. Bu akdi ilişki karşılıklı hak ve vecibelere dayanmaktadır. Teminat amaçlı çek; ibrazdan önce teminat fonksiyonunu yitirirse – örneğin teminatını oluşturduğu kredi borcu sona ererse – banka çeki teminat verene – yeni bir ciro ile veya yapılan ciroyu çizerek – iade edecek; risk devam ediyorsa süresi içinde ibraz ederek aldığı çek bedelini bu defa teminat olarak muhafaza edecek; risk doğduğunda – kredinin vadesi geldiğinde – mahsup edecek; risk ortadan kalkarsa bu bedeli iade edecektir.
(Prof. Dr. …, Çek Hukuku, 2011 Basım , Ankara 148. syf. )
Teminat amacıyla temlik cirosu
Çekin, inançlı muamele olarak ve teminat amacıyla temlik cirosu yoluyla da devri mümkündür. İnançlı muameleler, muvazaa veya gizli muameleler olmayıp hukuken geçerlidirler. Teminat amacıyla da olsa çekteki temlik cirosu tamamen geçerli ve hamil bu ciro ile tüm haklara sahip olacaktır (TTK md. 602). Üçüncü kişiler, teminat amacıyla temlik cirosunun geçersizliğini ileri süremezler.
Teminat amacıyla ve temlik cirosuyla çekin hamili durumuna geçen kişi, çeki tahsil ettiğinde, ya çek meblağını çeki ciro edenin borcuna mahsup edecek ya da – borç henüz muaccel değilse – çek bedelini teminat olarak tutacaktır. Çek ödenmediği takdirde ise hamil keşideciyi ve diğer çek borçlularını takip edecektir.
(Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Çek Hukuku, Ankara 2011, 185. syf. )
Genel Olarak
Çekte sadece tahsil ve temlik cirosu yapılabilecekken, açık rehin cirosunun yapılması söz konusu olmayacaktır. Teoride yapılan bu tartışmalar TTK bağlamında anlam ifade etmekle birlikte Çek Kanunu çerçevesinde ileri tarihli çek uygulamasına hukuki zemin oluşturan Çek K m. 3/8 ve 5/1 ile 31.12.2023 tarihinde süresi bitecek olan geçici madde 3/5’in varlığı karşısında mesnetsiz kalmaktadır. Zira Çek Kanunu’ndaki mezkur düzenlemeler nedeniyle ileri tarihli çekler bir teminat vasıtası olarak poliçe ve bono ile benzer fonksiyonlar görmektedir. Dolayısıyla bu yönüyle ileri tarihli çekte açık rehin cirosunun olamayacağına ilişkin yukarıda zikredilen hukuki gerekçeler anlamsız kalmakta, sadece TTK m. 818’de atıf hükmünün bulunmadığı savı ileri sürülebilmektedir.
(Prof. Dr. … / Doç. Dr. … / Doç. Dr. … Can / Dr. Öğr. Üyesi …, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2021, 253. syf. )
Rehin Cirosu
Rehin cirosu yasaklanmış olsa da, çekin bir inançlı işlem gereği temlik cirosuyla teminat amaçlı verilmesine herhangi bir engel olmadığı öğretide ifade edilmektedir. (örneğin bkz. Kendigelen, Çek Hukuku, s. 234). Oysa bu durumda muvazaa olmadığı sürece çekin gizli/inaçlı rehin cirosu ile devrini mümkün kabul etmek ancak bunun – ciroda rehin amacını ifade eden bir ibare yer almadığı sürece – temlik cirosunun hüküm ve sonuçlarını doğuracağını kabul etmek de düşünülebilir. Nitekim Yargıtay 19. HD’nin 28.09.2017 tarih ve 2016-20339/6394 sayılı kararında da açık rehin kaydı bulunmadığı sürece çekin rehin değil temlik cirosuyla devredildiğinin kabul edileceği ifade edilmiştir. ( Kararlar Kitabı 2017, s.347)
Öte yandan çekin, MK’nın rehne ilişkin hükümleri gereği rehnedilmesi de mümkündür.
(Prof. Dr. … / Prof. Dr. … / Prof. Dr. … / Prof. Dr. N. …, Kıymetli Evrak Hukuku, 13. Bası, İstanbul 2021, 315. syf. )
Çekin Devri
Çeklerde rehin cirosu yapılamaz., çünkü rehin bir alacağa teminat olarak verilir ve alacak vadesinde ödenmediği takdirde, alacaklı alacağını rehne konu olan mal veya haktan tatmin eder. Oysaki çek, ne bir kredi ne de bir teminat aracıdır. Çek bir ödeme aracıdır. Ayrıca, poliçeye ilişkin maddelerin çeke uygulanmasını düzenleyen TTK m. 818/1 hükmünde rehin cirosuna ilişkin TTK m. 689. maddeye atıfta bulunulmamıştır. Bu nedenle, çekin rehin cirosuyla bir başkasına verilmesi mümkün değildir.
Bununla beraber, “çekin inançlı rehin cirosu” (fidüsyer ciro, örtülü ciro) ile rehnedilmesinin mümkün olduğu itirazsız denecek tarzda doktrinde kabul edilmektedir. Kanımca, inançlı rehin ciro imkanı her zaman vardır.
(Prof. Dr. …, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 2. Baskı, Ankara 2012, 277. syf. )
Rehin Cirosu Yasağı
Çeklerde temlik ve tahsil ciroları yapılabilir fakat rehin cirosu yapılamaz. TTK m. 730, b. 6, sadece vekâleten yapılan ciroya yollama yapmakta (TK m.600), rehin cirosuna, bir yollamada bulunmamaktadır. Bunun sebebi, gene çekin bir ödeme aracı olmasıdır. Kısa bir ibraz süresi içinde ödenmesi öngörülmüş bulunan bir senedin teminat amaçlı ciro edilmesi kanunen uygun görülmemiştir. Mamafih fidüsyer rehin cirosu yapmak imkânı daima vardır.
(Poroy/ Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 19. Bası, İstanbul 2010, 274. syf. )
Teminat Amaçlı Devir
Bir poliçenin (duruma göre bononun, hattâ çekin) teminat verilmesi tarafların bu konuda anlaşmaları ve tam ciro edilmiş poliçenin devri suretiyle olur. Senedin rehin cirosuyla devriyle, bu şekilde yapılan bir devir arasındaki fark derhal göze çarpar; ikinci halde, teminat veren, senedi tam ciro eden sıfatıyla kabul olunmama ve ödenmeme halleri için garanti borcu altına girmektedir Ortada gizli bir rehin cirosu mu, yoksa teminat amaçlı devir mi bulunduğu, ancak tarafların iradeleri yorumlanarak tespit olunabilir.
(Prof. Dr. … Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Ankara 1997, 633. syf. )
Çekin Tedavülü
Çekin teminat amacıyla verilmesi de mümkündür. Bu husus sadece örtülü (gizli) rehin cirosuyla yapılabilir (itimada müstenit temlik); aleni bir rehin cirosuyla çekin rehni mümkün değildir.
(Prof. Dr. … Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Ankara 1997, 1142. syf. )
Çekin Tedavülü
Öte yandan, bir çekin, kısa vadeli alacaklar için itimada müstenit rehin cirosu (fidusiyer ciro, örtülü ciro, treuhandericshes Pfandindossament) ile rehnedilmesi mümkündür. Aynı şekilde çekin, Medeni Kanun’un rehne ilişkin hükümlerinden yararlanılarak rehnedilmesi imkanı da vardır.
(Prof. Dr. … Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Ankara 1997, 1148. syf. )
Kambiyo senedi olan Bono özelinde gündeme gelen ciro ile ilgili 05.11.1969 gün ve 1969/6, 1969/7 Tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurul Kararında;
“İster kapalı ve ister açık olsun, temlik cirosu ile iktisap olunan senet ( teminat ) olmayıp bankanın mamelekine geçmiş bir haktır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu`nun ticari senetlere ait hükümleri 1930 ve 1931 senelerinde Cenevre`de tekrar ele alınıp mükemmelleştirilen 1910 ve 1912 Lahey projelerine dayanmaktadır. Bu beynelmilel projelerin derpiş ettiği gaye, uluslararası geniş bir tedavül sahasını haiz olan ticari senetler için beynelmilel bir hukuk statüsü temin etmektir. Kanun yapıcının tedavül sahası milli sınırları aşan ve bu itibarla uluslararası önem arzeden ticari senetler için, beynelmilel anlaşmaları ve projeleri gözönünde bulundurarak tedvin ettiği Ticaret Kanunu hükümlerini, gayelerine ve dayanakları olan uluslararası projelere uygun şekilde tatbik etmek zarureti vardır. Binaenaleyh; Ticaret Kanunu`nun terhine müteallik açık hükümlerine rağmen temlik cirosu ile ciro edilmiş, ihtiva ettiği haklar kayıtsız şartsız hamilin mamelekine geçmiş bir bono veya poliçeyi ( rehin ) telakki etmeye imkan yoktur.
Filhakika, bir kambiyo senedinin keşide, kabul, ciro eden veya o senede aval veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludurlar. Hamil bunların borçlanmadaki sıraları ile bağlı kalmaksızın içlerinden birine veya birkaçına veyahut hepsine birden müracaat hakkına haizdir. Fakat bu sorumluluk senet bedelinin temellük etmenin bir garantisi olup kambiyo hukukuna dayanmaktadır. Sorumlulukları senedi temellük edene münhasır bulunan bir borçlularla kambiyo hukuku ile ilişkisi bulunmayan ticari kredi ve bunun tarafları arasında bir rabıta kurmaya kanun hükümleri ve hukuk kuralları müsait değildir.
Ancak; senet zahiren temlik cirosu ile ciro edilmiş olmasına rağmen bedeli ödenmeyip ticari kredinin teminatı olarak kabul edilmiş ise, kambiyo senedi ve tahsil edildiğinde bedeli üzerinde hamilin (hapis hakkı) kabul edilmiş sayılacağından bu muamelenin bir nevi ön teminat ve bu dayanak ipoteğin ise munzam teminat sayılması mümkündür. Fakat bu hususun taraflar arasında yapılmış kredi anlaşmasında açıkça gösterilmiş ve muameleden de anlaşılmış bulunması lazımdır.
Sonuç: Bankaya, açtığı kredi ticariyi temin için ve rehin cirosu ile ciro ve teslim edilen poliçe ve bononun (ön teminat) ve buna dayanan ipoteğin (munzam teminat) sayılacağını, temlik cirosuna dayanan kambiyo senetleri kayıtsız şartsız bankanın mamelekine geçeceğinden ön teminat olarak kabullerine imkan bulunmadığına, ancak bankayla borçlu arasında yapılmış kredi anlaşmalarında hakiki maksatın teminat olduğu, tahsil veya temlik cirosuna rağmen senetler ve tahsilleri halinde bedelleri üzerinde bankaya hapis hakkı tanındığı ve bu husus açıkça tebaruz ettirildiği takdirde yalnız bu hallere münhasır kalmak şartıyla bu gibi senetlerin de ön teminat teşkil edileceğine” karar verilmiştir.
Yukardaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu çekteki cironun rehin cirosu olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı anlaşılmakla çekteki cironun temlik cirosu olarak kabul edilmesi gerektiği, rehin cirosu ile devredildiğinin mümkün bulunmadığı, kaldı ki çekin keşideci tarafından lehtara teminat olarak verildiği kabul edilse dahi, söz konusu cironun rehin cirosu veya gizli rehin cirosu olarak kabulünün mümkün olmadığı, çekin inançlı bir işlem gereği temlik cirosuyla teminat amacıyla verilmesine herhangi bir yasal engel bulunmadığı, “çekin inançlı rehin cirosu” (fidüsyer ciro, örtülü ciro) ile rehnedilmesinin öte yandan çekin TMK’nın rehne ilişkin hükümleri uyarınca da rehnedilmesi mümkün olduğu itirazsız denecek tarzda doktrinde kabul edilmektedir. İnançlı rehin ciro imkanı her zaman mümkün olduğundan söz konusu cironun da rehin cirosu olarak kabulü mümkün değildir. Kaldı ki Çek Kanunu’nun 3/5-8 ve 5/1 maddeleri uyarınca çeklerin üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce bankaya ibrazının 31.12.2023 tarihine kadar da yasaklanmış olması dikkate alındığında ileri tarihli çek verilerek çeklerin de kredi aracı olarak, teminat olarak verilmesi de yasal olarak mümkün hale gelmiştir.
Kaldı ki TTK 689. maddesi uyarınca çekte rehin cirosunun bulunduğu, defi şahsi defi niteliğinde olup buna göre davacı keşideci temel borç ilişkisine dayanabileceğinden davalı lehtar ile hamil arasındaki ilişki nedeniyle davacı keşideci tarafından iyiniyetli davalı konumunda olan hamile karşı şahsi defilerin ileri sürülmesi mümkün değildir. Çeki temlik cirosu ile değer alan hamil davalı …’ın çekin bedelsiz olduğunu bildiği, bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından bedelsizlik iddiası davalı hamile karşı ileri sürülemez.
HGK’nın 25.01.2022 gün 2019(19)11-59 E., 2022/46 K., 30.05.2018 gün 2017/19-817 E. – 2018/1145 K., 11 HD 25.02.2021 gün 2020/5455 E. – 2021/1732 K., 12 HD’nin 03.05.2016 gün 2016/288 E. – 2016/12971 K., 19. HD’nin 09.10.2017 gün 2016/10787 E. – 2017/6717 K., ve bu doğrultuda 19. HD’ce verilen bir çok emsal karar da bu yöndedir. Kambiyo senetlerinden kaynaklanan davalara kuruluşundan kapatıldığı tarihe kadar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından bakılmıştır. 2797 sayılı 15/2-c ve 16/5 maddeleri hükmü uyarınca“Yargıtay dairelerinden biri yerleşmiş içtihatlarından dönmek isterse, benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa, Hukuk Genel Kurulu ile bir hukuk dairesi arasındaki içtihat uyuşmazlığının içtihatı birleştirme yönünde kesin olarak Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nca karara bağlanması gerekir.” Yukarıda açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun dava konusu çekin rehin cirosu ile devredildiği ve davalı …’ın yetkili hamil olmadığına ilişkin görüşü hukuki dayanaktan yoksun olup bu nedenle katılamamaktayım. Usul ve yasaya uygun bulunan Gaziantep BAM 11. HD’nin ilamının onanması gerektiği görüşündeyim.