YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5700
KARAR NO : 2023/9201
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun’un 8/1 inci maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/2731 soruşturma sayılı iddianamesi ile sanık … hakkında nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davaları açılmıştır.
2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2010 tarihli ve 2009/317 Esas, 2010/117 Karar sayılı kararıyla sanık … hakkında şikâyetçi …’a yönelik nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 143 üncü maddesi, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası geregi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildigi, bu kararın 13.05.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2013 tarihli ve 2012/378 Esas, 2013/358 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğine ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca tabi tutulduğu 5 yıllık denetim süresi içinde 29.06.2011 tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan nitelikli hırsızlık suçunu işlediği ve Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2012 tarihli ve 2011/203 Esas, 2012/26 Karar sayılı kararı ile neticeten 6.000,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine karar verilerek bu kararın, 29.03.2012 tarihinde kesinleştiği belirlenip ihbarı üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, 143 üncü maddesi, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsubuna karar verilmiştir.
4. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.07.2013 tarihli ve 2012/378 Esas, 2013/358 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 07.04.2016 tarihli ve 2014/27058 Esas, 2016/6572 Karar sayılı kararı ile;
“Dosya içeriğine göre, müştekinin sokakta kızı ile birlikte yürüdüğü sırada sanığın sol elinde bulunan çantayı almak istediğini vermemek için direndiğini sanığın çok güçlü olması nedeniyle çantayı aldığını bu sırada sol el yüzük parmağının incindiğini daha sonra şahsı yakalamak için takip ettiklerini, polislerinde gelmesiyle şahsın yakalandığını beyan etmesi, 01.06.2009 tarihli müştekinin alınan devlet hastanesi raporunda sol el dördüncü parmakta travmatik hassasiyetin mevcut olduğunun ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun belirtilmesi karşısında sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 148 ve devamı maddelerinde düzenlenen yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin kanıtları, değerlendirme görevinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,”
Nedeniyle bozulmasına ve 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı açısından kazanılmış hakkın korunmasına karar verilmiştir.
5. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2016 tarihli ve 2016/244 Esas, 2016/306 Karar sayılı kararıyla, sanığın eyleminin yağma suçu kapsamında kaldığı gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 3, 4 ve 5 inci maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine ve … Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6. … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2016/257 Esas, 2022/75 Karar sayılı kararıyla sanık … hakkında şikâyetçi …’a yönelik yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 148 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 1412 sayılı Kanun’un 307 nci maddesi uyarınca dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsubuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1. Sanığın suçu işlediğine ilişkin delil bulunmadığına,
2. Suç vasfında hataya düşüldüğüne,
3. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
4. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikâyetçi …’ın kızı tanık J.D.S. ile saat 21.15 sıralarında yolda yürüdüğü sırada sanığın şikâyetçinin elinde bulunan çantayı tutarak almaya çalıştığı, şikâyetçinin direnmesi üzerine sol el 4. Parmağının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı ve sanığın çantayı çekerek alıp kaçtığı, biraz gittikten sonra içinden cüzdan ve telefonu alarak çantayı yere attığı, peşinden koşan tanıklar ve kolluk görevlileri tarafından yakalandığı, şikâyetçiye ait cep telefonu ve cüzdanın sanığın oturduğu polis aracının arka koltuk paspasında bulunarak iade edildiği anlaşılmıştır.
2. Şikâyetçi …’ın sol el 4. parmağında travmatik hassasiyet, yumuşak doku travması olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin tespit edildiği 01.06.2009 tarihli genel adli muayene raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
3. Kolluk tarafından düzenlenen 01.06.2009 tarihli teşhis tutanağı dosyada mevcuttur.
4. Kolluk tarafından düzenlenen 01.06.2009 tarihli tutanağa göre sanığın yakalandığı ve bindirildiği aracın arka koltuk pas pas üzerinde bir adet cep telefonu, cüzdan, banka kartı ve 266,00 TL para bulunduğu, tanığın annesinin çantasındaki eşyalar olduğunu belirtmesi üzerine şikâyetçiye teslim edildiği belirlenmiştir.
5. Tanık J.D.S.’nin, olayı gördüğünü ve sanığın peşinden çantayı atana kadar koştuğunu, çantadan cep telefonu ve cüzdanın alınmış olduğu, bağırması üzerine etraftaki tanıkların kolluk görevlileri ile şahsı yakaladıklarını anlattığı beyanları dosyada mevcuttur.
6. Şikâyetçinin aşamalardaki tutarlı iddia ve beyanlarda bulunduğu belirlenmiştir.
7. Sanığın aşamalarda verdiği savunmalarda suçu ikrar ettiği görülmüştür.
8. Tanıklar A.D. ve Ü.Ö’nün şikâyetçi beyanlarını destekler nitelikteki beyanları dosyada bulunmaktadır.
9. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği ve gereğinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık Müdafiinin Sanığın Suçu İşlediğine İlişkin Delil Bulunmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
Olay ve Olgular bölümünün (3) ve (4) numaralı bentlerinde belirtilen tutanaklar, (2) numaralı bentinde belirtilen rapor, şikâyetçinin aşamalarda değişmeyen ve tutarlı beyanları, şikâyetçinin iddiasını destekler görgü tanıkları J.D.S, A.D. ve Ü.Ö.’nün ifadeleri, sanığın ikrarı, toplanan tüm delillerin gerekçeli kararda tartışıldığı, suçun kesin delillerle sanık tarafından işlendiğinin saptandığı, eksik veya araştırılacak bir delil kalmadığı, bu nedenle sanık müdafiinin temyiz sebebine yönelik hükümde aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık Müdafiinin Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi ve failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir. Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır.
Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık her ne kadar şikâyetçinin çantasını fazla uzaklaşmadan yere atmış ise de çantasının içinden aldığı cep telefonu ve cüzdanı polis aracının arkasında pas pas üzerine attığı ve oradan kolluk görevlileri tarafından bulunarak şikâyetçiye teslim edildiğinin anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık hükmünün koşullarının bulunmadığından kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık Müdafiinin Suç Vasfında Hataya Düşüldüğüne İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur.
Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir.
Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir bir malı, zilyedin rızası olmaksızın faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır.
Cebir veya tehdit, ”yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı” şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır.
Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehditin kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya elverişli olmalıdır.
Cebir-şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.
Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; şikâyetçi …’ın kızı tanık J.D.S. ile saat 21.15 sıralarında yolda yürüdüğü sırada sanığın şikâyetçinin elinde bulunan çantayı tutarak almaya çalıştığı, şikâyetçinin direnmesi üzerine sol el 4. parmağının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı ve sanığın çantayı çekerek alıp kaçtığının sabit olduğu anlaşılmakla eyleminin yağma suçunu oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Sanık Müdafiinin Vesaireye İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden Yapılan İncelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2016/257 Esas, 2022/75 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.