Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7570 E. 2022/8454 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7570
KARAR NO : 2022/8454
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12.Tüketici Mahkemesince verilen 01.12.2020 tarih ve 2016/551 E. – 2020/512 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı Yapı ve Kredi Bankası’na yatırılan paranın 3182 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca son işlem tarihinden itibaren 10 yıl geçtiğinden bahisle diğer davalı TMSF’ye aktarıldığını ileri sürerek, 6.180 TL paranın denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek, dava tarihinden alım gücü değerinin tespiti ile para yatırma tarihlerinden itibaren en yüksek mevduat faizi ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretiyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, davacı hesabında bulunan paranın müvekkili bankanın … Şubesi’nden davacıya nakit olarak ödendiğini, davacıya ait hesapta bulunan paranın TMSF’ye herhangi bir devrinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, davada husumetin müvekkili kuruma yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin pasif husumet sıfatı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 19.08.1977 tarihinde 10,00-TL, 19.01.1978 tarihinde 6.000,00-TL ve 31.12.1978 tarihinde 170,00-TL olmak üzere davalı bankadaki … no’lu hesaba 6.180,00-TL yatırıldığının iddia edildiği, davalı bankanın davacıya ait hesap hareketlerine ilişkin sunduğu belgeden 16.12.2004 tarihinde hesabın kapatıldığının anlaşıldığı, son hesap hareket tarihinin 16.12.2004 olduğu, dava tarihinin ise 30.04.2015 olduğu, son hareket tarihi üzerinden 10 yıl, 4 ay, 24 gün geçtiği, paranın hesaba yatırıldığı tarihten itibaren ise 36 yıl, 4 ay, 27 gün geçtiği, bu durumda 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya yatırılan mevduatın tahsili istemine ilişkindir. Davalı banka tarafından hesabındaki paranın davalıya ödendiği veya alacağın zaman aşımına uğradığı ileri sürülmüş, mahkemece yapılan incelemede zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında bankaya para yatırılmasıyla oluşan sözleşme usulsüz vedia sözleşmesi olup, zaman aşımı süresi 10 yıl ise de, zaman aşımı süresi davacının mevduatını bankadan talep ettiği tarihten itibaren başlar. Ayrıca, 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun mevduatta zamanaşımı başlıklı 36. maddesinde, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmamış olan mevduatları, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası’na devredileceği; aynı fıkranın 3. bendinde ise, tutar ve değeri 1.500.000 TL’yi aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Yine, 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4. maddesinde, “Her türlü mevduat, emanet ve alacaklardan en son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan mevduat, emanet ve alacaklar Fona gelir kaydedilir. Bununla ilgili esas ve usuller Kurulca belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, bu bildirimden itibaren 3 ay içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacakların bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Açıklanan yasa hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlıdır. Başka bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacaklar kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Esasen Dairemiz uygulamaları da bu yönde olup, benzer bir düzenleme dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 5411 sayılı Kanun’un 62. maddesinde de yer almaktadır. Bu itibarla, bankalar nezdindeki mevduatların, hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tabi olduğu belirtilmişse de devrin yapılabilmesi için yasal gereklerin eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davacı mevduatının usulsüz olarak TMSF ‘ye aktarıldığını iddia ederek dava açtığına göre mahkemece davalı bankanın parayı TMSF’ye aktarıp aktarmadığı, aktarıldıysa usulüne uygun devrin yapılıp yapılmadığı hususları ile davalı tarafından davacı hesabında bulunulan paranın davacıya nakit olarak ödendiğinin ileri sürülmesi karşısında her iki vakıa bakımından ispat külfetinin davalıda ve yatırılan paranın TL olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
29.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.