Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5276 E. 2022/9241 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5276
KARAR NO : 2022/9241
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.02.2018 tarih ve 2014/838 E. – 2018/156 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 07.06.2021 tarih ve 2018/954 E. – 2021/678 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 25.04.2014 tarihli genel kurulun 6.maddesi ile tasfiye halinde olan davalı şirkete ait gayrimenkullerin çeşitli yöntemlerle değerlendirilmesine karar verildiğini, anılan bu kararın tasfiye işlemleriyle bağdaşmayan ve kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı bir karar olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 25.04.2014 tarihli genel kurulunda alınan 6 numaralı kararın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 6 numaralı karar ile şirket mülkiyetindeki taşınmazların satışına ilişkin değerlendirmeler yapılarak karar alındığı, bu karara davacının muhalefet ettiği, tasfiyenin, şirketin tüm aktiflerinin paraya çevrilip alacaklarının tahsil edilerek şirketin tüm borçlarının ödenmesi, şirket mal varlığının paraya çevrilmesi, ortaklık alacaklarının tahsil edilmesi, şirket borçlarının ödenmesi ve geriye bir bakiye kalıyorsa bunun tasfiye payı hükümlerince dağıtılması ile şirkete ilişkin kayıtların ticaret sicilinden silinmesi işlemlerini oluşturduğu, tasfiye haline girilmekle şirketin ancak bu amaçla sınırlı iş ve işlem yapılabileceği, aynı şirketin 19.12.2011 tarihinde alınan genel kurul kararının iptaline yönelik Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/8243 Esas 2014/14337 kararında da bu hususa değinildiği, bu nedenle davalı şirketin 25.04.2014 tarihli olağan genel kurulunun 6. maddesiyle aldığı “Bugünkü koşullar değerlendirilerek şirket menfaatleri doğrultusunda dilediği şekil ve şartlarda söz konusu araziler üzerinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa satışı karşılığı hasılat sözleşmesi, yap işlet devret modeli sözleşmesi, kira sözleşmesi düzenlenmesi ve kiraya verilmesi, vefa hakkıyla devri, iştira hakkı, şirketin gerekli gördüğü hallerde ve şirket tasfiye kurulunun uygun gördüğü her türlü gayrimenkul değerlendirme yöntemiyle değerlendirilmesi, imzalanan tüm bu sözleşmelere göre tapu devirlerinin yapılması, tüm bu işlemlerin tapuya şerh ettirilmesi ve şerhin kaldırılması ve ayrıca bu konularda aracılık sözleşmelerinin yapılması ve profesyonel destek alınması hususlarında tasfiye kuruluna yetki verilmesine” ilişkin kısmın TTK 533/2 ve 535/1. maddelerine aykırı olduğu, bu kararın tasfiye işlemleri ile ilgili olmadığı, aksine tasfiye işlerinden daha geniş ve şirket ana faaliyetlerinin devamı niteliğinde olduğu, her ne kadar dava tarihinden sonra 21.04.2017 tarihinde tasfiyeden dönüş işlemi tescil edilip davalı şirketin tasfiye halinin sona erdiği anlaşılmış ise de; Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2014/8243 esas 2014/14337 karar sayılı emsal nitelikteki ilamı gereği her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerektiği, bu durumda tasfiyeden çıkılsa bile hüküm verilmesine engel bir halin olmadığı ve davanın konusuz kalmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 25.04.2014 tarihli olağan genel kurulunun 6. maddesiyle alınan kararın iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.