YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4006
KARAR NO : 2022/9196
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.06.2018 tarih ve 2018/47 E. – 2018/452 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.12.2020 tarih ve 2018/2047 E. – 2020/1440 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davacı tarafından keşide edilen vadeli çekler davalıya teslim edildikten sonra, üretilen mallardan sipariş doğrultusunda davacıya teslim edilenlerin bedelinin bu avans çeklerden mahsup edildiğini, dava konusu altı adet çekin de bu ticari ilişkiye binaen düzenlenip ileride teslim edileceğine inandığı malların bedeli olarak avans olarak davalıya verilmesine rağmen davalı tarafından mal teslimi yapılmadığını ileri sürerek … Bankası şubesine ait 28.02.2018, 30.04.2018, 31.05.2018, 30.06.2018,31.07.2018 ve 31.08.2018 vade tarihli her biri 20.000,00 TL meblağlı toplam 6 adet vadeli çekin iptaline ve bu çeklerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; çekin peşin ödeme aracı olduğu peşin satışlarda malın teslim edildiğine karine oluşturduğunu çeklerin davacı şirkete teslim edilen mallardan dolayı düzenlendiğini bu sebeple mal teslim edilmediğinin davacı tarafından ispatının gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, dosya kapsamına ve toplanan mevcut delillere göre, kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali istemine ilişkin davalarda dava açma yetkisi hamile ait olduğundan keşidecinin dava açma hakkı bulunmadığı bu nedende davacının çek iptali talebi yönünden davanın reddi gerektiği, dosyada alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı şirket ile işlemlerini içeren 2017-2018 yılları cari muavin dökümleri, ödeme ile ilgili çek fotokopileri ve çek alındı/verildi bordrosu bilgilerinin dosyada mevcut olduğu, taraflarca başka defter ve herhangi bir belge ibraz edilmediği, mevcut belgelere göre davacının davalı şirkete borcu bulunmadığı, 119.205,63 TL çek alacaklısı olduğu tespitine yer verildiği, HMK’nın 222. maddesi gereği ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yapılmış ve defterlerin birbirini doğrulamasının defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için şart olduğu, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç kayıt içermemesi veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanmamış olması gerektiği, davacı tarafın verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği, sadece muavin defteri ibraz ettiği, davalının da verilen kesin süreye rağmen herhangi bir ticari defterini dosyaya ibraz etmediği, davada ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın o vakıayı ispat etmesi gerektiği, davaya konu çeklerin kambiyo senedi vasfına haiz olduğu, illetten mücerret olduğu, talil şartlarının bulunmadığı dikkate alındığında iş bu senetlere dayanarak açılan davada ispat yükünün davacı tarafta olduğu, çekin miktarı dikkate alındığında davacının iddiasını HMK’nın 200. maddesinde açıklandığı şekilde yazılı belgeyle ispat edemediği, çekin avans çeki olduğunun ispatlanamadığı, yemin deliline de başvurulmadığı, davacının davasının subuta ermediği dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.